Ramazan ayında kalp hastalarının oruç tutup tutamayacağı konusunda toplumda sıkça genel yargılar oluşsa da, her hastanın klinik durumunun farklı olduğu ve kararın bireysel değerlendirmeyle verilmesi gerektiği vurgulandı. Hastanın mevcut kalp hastalığının türü, hastalığın şiddeti, kullandığı ilaçlar, son dönemde yaşadığı sağlık sorunları ve genel sağlık durumu dikkate alınmadan yapılacak bir değerlendirmenin doğru olmayacağı belirtildi.
Kalp hastası bireylerin oruç tutma niyeti varsa mutlaka kendilerini takip eden kardiyoloji uzmanına başvurmaları gerektiği ifade edilirken, doktorun hastanın tüm tıbbi geçmişini göz önünde bulundurarak risk analizini yapacağı kaydedildi. Özellikle ciddi kalp yetmezliği, kontrolsüz ritim bozukluğu ya da yakın zamanda kalp krizi geçirmiş hastalarda orucun sakıncalı olabileceği; buna rağmen durumu stabil, tansiyonu kontrol altında ve tedavisi düzenli seyreden bazı hastaların hekim kontrolünde oruç tutabileceği belirtildi.
Uzman değerlendirmesinde sadece hastalığın adı değil; ilaçların doz ve kullanım sıklığı, sıvı dengesi, böbrek fonksiyonları ve hastanın günlük yaşam performansı gibi unsurların da dikkate alındığı ifade edildi. Bu nedenle kalp hastalarının kulaktan dolma bilgilerle hareket etmemesi, "kalp hastası oruç tutamaz" ya da "herkes tutabilir" şeklindeki genellemelere itibar etmemesi gerektiği vurgulandı.
"ESAS OLAN BİREYSEL DEĞERLENDİRMEDİR"
konuya ilişkin konuşan Hastane Başhekimi ve Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, kalp hastalarının oruç vazifesini yerine getirirken dikkat etmesi gereken önemli hususların bulunduğunu belirtti. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Sarıkaya, "Öncelikle, kalp hastasını bizzat takip eden doktoru oruç tutmasının sakıncalı olduğunu söylüyorsa, hastanın mutlaka bu tavsiyeye uyması gerekir. Ciddi kalp yetmezliği bulunanlar, ciddi ritim bozukluğu olanlar ya da yakın zamanda kalp krizi geçirmiş ve durumu kontrol altına alınmamış hastalara oruç tutmaları önerilmez. Bunun yanında; uzun süre önce stent takılmış, tansiyonu kontrol altında olan, hafif kalp yetmezliği bulunan ve çok sayıda ilaç kullanımı gerektirmeyen, genel durumu stabil olan hastalar ise arzu etmeleri halinde oruç tutabilir. Ancak burada esas olan bireysel değerlendirmedir. Kişinin kendi takip eden doktorunun önerisi her zaman önceliklidir" diye konuştu.
"İLAÇLAR KESİNLİKLE DOKTOR BİLGİSİ DIŞINDA KESİLMEMELİDİR"
Bazı hastaların gündüz almaları gereken ilaçları "oruçluyum" diyerek kestiğini hatırlatan Sarıkaya, "Bu son derece sakıncalıdır ve klinik durumun kötüleşmesine yol açabilir. İlaçlar kesinlikle doktor bilgisi dışında kesilmemelidir. Oruç tutulacaksa, ilaç saatleri mutlaka sahur ve iftara göre yeniden düzenlenmelidir. İlacın kesilmesi, hayati risk oluşturabilecek sonuçlara neden olabilir. Özellikle diüretik (idrar söktürücü) kullanan hastalar, ilaç doz ve saatlerini mutlaka doktorlarıyla birlikte planlamalıdır. Ramazan ayında su alımı azalabildiği için bu durum böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle iftar ile sahur arasında yeterli miktarda su tüketimine azami özen gösterilmelidir" şeklinde konuştu.
"KALP HASTASI ORUÇ TUTAMAZ’ DEMEK DOĞRU DEĞİLDİR"
İftar saatinde ani ve büyük porsiyonlarla yemek tüketmenin kalp sağlığını olumsuz etkileyebildiğine dikkat çeken Sarıkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ani yüklenmeler yerine öğünlerin bölünerek ve kontrollü şekilde tüketilmesi önerilir. Tuz tüketimine de özellikle dikkat edilmelidir; ekstra tuzdan kaçınılmalıdır. Ramazan ayında doğru yönetilen bir beslenme düzeni ve uygun sıvı tüketimiyle bazı olumlu etkiler de görülebilir. Tuz kısıtlaması kan basıncında düşüş sağlayabilir, metabolik denge iyileşebilir ve kolesterol değerlerinde olumlu değişimler olabilir. Ancak bunun için aşırı yemekten, ağır ve tuzlu gıdalardan, tatlı yüklenmesinden kaçınılması ve yeterli su tüketilmesi şarttır. Sonuç olarak, ‘Kalp hastası oruç tutamaz’ demek doğru değildir. Birçok kalp hastası, doktor kontrolünde ve gerekli tedbirleri alarak oruç tutabilir. Burada en önemli nokta, bireysel değerlendirme ve hekim tavsiyesine uyumdur."