CHP AYNI TAS AYNI HAMAM

Abone Ol

Hızla akıp giden gündemlerin içindeki bazı olaylar tek başına o kadar çok şey anlatır ki, bazı konular hakkında uzun uzadıya dil dökmekten kurtarır insanı. Mesela iki haftadan beridir konuşulan şu CHP'li kadın vekilin telefon harcamaları gibi…

Partisinin sahip olduğu vizyonu harfiyen hayatına uygulayan mezkûr kişinin, kendisine hizmet adına sunulan fırsatı nasıl da suiistimal ettiği işte meydanda! 'Vekil' olanın, vekalet verenlere hizmetine bakın hele!

Peşinen söylüyorum, kendisine tanınmış iletişim hakkını tamamen kullanmakla kalmayıp sınırın çok üstüne çıkmak alenen art niyettir. Gece gündüz telefonu elinden düşürmeyen bir insanın ortalama fatura tutarı 500 lirayı geçmez. Hadi 1.000 lira olsun, bilemedin 2.000 bin lira olsun…
Ama vekil hanımın fatura tutarı tam olarak1 milyon 200 bin lira tutuyor.Bu nedir yahu? Bu nasıl bir rakam böyle? 1 milyon 200 bin demek, 1.500 liraya çalışan 800 kişinin bir aylık maaşı demektir.
Bir kişinin harcaması bu kadar ise bütün vekillerin toplam fatura tutarını varın siz hesaplayın! Hem, vekillere tanınan ayrıcalıklar sadece iletişim hakkıyla sınırlı değil. İndirimli yemek yeme, seyahat kolaylığı, koruma verilmesi, erken emekli olma şansı, yüksek maaş gibi sair şeyler de var.

Anlayacağınız, vatandaşın hakkını-hukukunu sömürmek bu kadar kolaymış meğer.
Vekil Elif Doğan'ın foyası ortaya çıkınca, parti başkanı konu hakkında açıklama yapma gereği duydu. Kılıçdaroğlu konuştu ancak konuşmasında sarf ettiği cümleler, 'Özrü kabahatinden beter.' dedirtti. Vekilinin kotayı aşmasını etik bulmadığını söyleyen Kemal Bey, ona bu hakkı tanıyan meclisi asıl suçlu olarak ilan etti. Neymiş efendim, 'Niye sınırsız hak veriyorsun?' diyor. İlk bakışta masum bir savunma gibi gözüken bu cümlenin içinde neler var neler…

Ne demek bu? O zaman sana da dokunulmazlık verilince sen de sonuna kadar olumsuz mu kullanacaksın? Yahut es kaza iktidar olursan bütün yetkini olumsuz kullanıp 'Eee… bana sınırsız yetki vermeseydiniz.' mi deyeceksin? Tamam, elbette vekillere tanınan haklar yeniden gözden geçirilmelidir. Ancak ortada bir kaide kural olmasa bile insan vicdanlı olmalıdır. Ne var ki CHP ile vicdanın yolları hiçbir vakit kesişmedi.

Partinin kuruluşundan beri süregelen geleneğine bakınca insanın, 'CHP yine aynı tas aynı hamam!' diyesi gelir.
Doğrusu CHP'nin iyi bir parti olmasını beklemek abesle iştigal olur.

Bir asra yakın geçmişine rağmen vatan ve vatandaş için ciddi hiçbir eseri olmayan CHP'den gelecek adına beklenti mi olur? Yeni olan, iyi olan, milli olan her ne varsa önce CHP engeline takılır. Demek ki olsa olsa 'Cumhuriyet Halk Düşmanı' olur.
Söylediklerim nefretten değil, gerçektendir. Keşke iyi şeyler yapmış olsaydı da satır satır yazıya dökseydik. Ama yok!
Halihazırda, partinin milletvekillerinin çoğu birer sabıkalı.

Kemal Beyin kendisi de daha geçen aylarda gidip Almanya'ya Türkiye'yi şikayet etmedi mi? Şuan açıktan düşmanlığını en çok ilan eden ABD ve Almanya'dır. Onların ayağına gidip el pençe durmak zilletin ta kendisi olmaz mı? Düşmanın önünde kedi, halkın karşısında aslan?!

Diğer bir milletvekili arkadaşları,toplumun dini değerlerine küfrediyor. Ezanı küçümseyen, ibadeti yok sayan, cehaleti ise kutsayan vekilleri…
Yıllarca şer odaklarının, gizli mihrakların, çetelerin, grupların hamisi oldular.

Kendine yakın dernekler, gazeteciler, hakim ve savcılar yıllarca millete ateşten gömlek giydirip deli damgası vurdular. Şöyle sadece üç beş yıl geçmişlerine baksanız, halk düşmanlığı açısından sicillerinin ne derce bozuk olduğunu görüp fatura için 'Diğer suçlarının yanında bu fatura ne ki?' dersiniz.

Halk adına soruyorum o zaman, 'Ey CHP'liler, sizin derdiniz ne, siz kendinizi ne sanıyorsunuz? Milletin temsil makamından millete küfür ve hakareti ne zaman terk edeceksiniz? Düşmana içerden kapıları açmaktan usanmadınız mı? Milletin emeğini sömürmek partinizin maddelerinden biri mi yoksa?' (…)