MESCİDLER VE TOPLUMUN İNŞÂASI

Abone Ol

Musa ve kardeşine: 'Mısır'da milletinize evler hazırlayın; evlerinizi namazgah edinin, namaz kılın' diye vahyettik, 'İnananlara müjde et. Yunus-87

Muhakkak ki insanlar için konulmuş ilk ev; çok mübarek olarak kurulan ve alemler için hidayet olan Mekke'deki dir. Âl-i İmran 96

Bu ayetlerden anlaşılacağı gibi Allah-u Teala ilk insandan itibaren ibadet edilmesi gereken özel bir yer istemiştir. Bunun fıtri bir davranış olduğunu gayr-i İslami toplumlarda da görmemiz mümkündür. Her dine ve inanca mensup insanlar tapındıkları ilahları için bir mabet ve tapınak inşaa etmişlerdir.

Bir beldeye gidildiğinde o bölgede yaşayan insanların hangi dine ve inanca mensup olduklarını bulundukları bölgedeki tapınak ve ibadethanelerden anlayabiliriz. Şayet minare var ise İslamın var olduğunu, kilise çanları Hıristiyanlığın, havraların olması Yahudiliğin yaşanmakta olduğunu gösterir.

Toplumu yönlendiren ve geleceği tesis edecek olan kişiler genellikle bu tapınak ve ibadethanelere yakın duran kişilerdir. Buradan da anlaşılıyor ki ibadethaneler her toplum için vazgeçilmez kurumlar arasındadır. Toplumu yöneten ister dikta rejimleri olsun, ister monarşi veya teokratik veya günümüzdeki demokratik yönetimler olsun, mutlaka siyaset ve ordunun yanında dini otoriteye de hakim olmak istemişlerdir. Toplumun sadece askeri veya ekonomik güçle toplum altında tutmak mümkün değildir. Toplumda mevcut olan inanç gruplarına yakın olunarak siyasi nüfus arttırılır ve yeterli bir güç elde edildikten sonra ise toplumun inançları yönetimin istediği modele dönüştürülmeye çalışılır.

Günümüzü en uygar ve modern sayılan toplumlarında ibadethaneler ve tapınaklar önemli bir yer tutmaktadırlar. Japonya'da Şintoizm tapınakları görkemli gökdelenlerin hemen yanı başında yer almaktadır. Kore, Çin, Tayvan gibi doğu Asya ülkelerinde Buda heykelleri ve tapınakları ülkelerin en önemli meydanlarında boy göstermekle kalmaz ilkokul düzeyinde dahi Budist- keşiş okulları bulundurmaktadırlar. Demokrasinin beşiği kabul edilen İngiltere ve yönetimi Angilikan kilisesinin etkisi altındadır. Vatikan batı dünyasının din ve ibadethanelere verdiği önemi en iyi gösteren örnektir. Halen Papa birçok devlet başkanından daha imtiyazlı durumdadır.

İslam dünyasında ise camii eksenli hayat son yüzyılda yerini kapitalist sisteme bağlı olarak devasa ticarethane ve çarşıların çevresinde yoğunlaşmış durumdadır. Osmanlı ile hayatın etrafında döndüğü camiiler artık tarihi mekanların ötesinde fazla bir anlam ifade etmemektedir. Camii ve mescitlerin dışında kamu-özel kurum ve kuruluşlarında genellikle ibadet edilebilecek yerler bulunmamakta, olsa bile buralardaki mescitler binaların en ücra köşelerinde ya merdiven altında, ya kalorifer dairelerinin yanında, ya sığınaklarda yada kullanılmayan, rutubetli, ışıksız, depo ve mekanlarda yer almaktadır.

Özellikle İslamın en temel ibadeti olan namazın eda edilmesi gereken okullarda maalesef bulunmamakta veya bulunsa bile basit, küçük, bakımsız, rutubet kokan ve sergisiz durumdadırlar.

Bir toplumun geleceğinde ahlaki ve erdemli değerli ön planda olması isteniyorsa bu yolda ciddi adımlar atılmalıdır. Resul-i Ekrem aleyhisselatu vessalam Medine'ye vardığında kendisine ve sahabelere barınabilecekleri bir yer inşaa etmek yerine mescid inşaa ederek toplumların geleceklerinin ancak manevi yönden inşaasının başlanmasıyla olacağına dikkat çekmektedir.

Günümüzde mevcut hükümet İslami eğitim yönünde birçok sevindirici proje başlatmış olması umut vericidir. Fakat bu yapılanların yetersiz olduğu muhakkaktır. Mescitlerin hayatın merkezinde yer alması isteniyorsa ve faziletli bir nesil hayali kuruluyorsa tüm kurumlarda özellikle okullarda mescitler artık bodrumlardan, kuytu, rutubetli ve kasvetli yerlerden çıkarılarak; çalışanların, memurların, öğrencilerin rahat ulaşabilecekleri nezih bir ortama taşınmalıdır. Diyanet ve Milli Eğitim ortak hareket ederek bunu başarmalı, geleceğimiz olan gençlerin mescitlerle buluşması sağlanmalıdır. Selam ve Dua ile…