Mükemmeliyetçilik gençliği susturuyor

Kıymetli okurlar, bu haftadan itibaren inşallah ergen tiplemelerini konuşmaya devam edeceğiz. En son Popüler Sosyal Ergen Tiplemesini ele almıştık. Bu hafta ise sık karşılaştığımız, ancak çoğu zaman fark edilmesi zor olan bir başka ergen profiline değinmek istiyorum: Mükemmeliyetçi Ergen Tiplemesi.

Abone Ol

“Ben mükemmel olmalıyım, benim adım anıldığında hata ya da eksik olmamalı; bir şey yapacaksam mutlaka sonucunda tam başarı olmalı.” Bu düşünceyle hareket eden gençler ve çocuklarına aynı mantıkla yaklaşan ebeveynler… Lütfen tüm dikkatinizi buraya verin.

“En iyi ben olmalıyım” anlayışıyla hareket eden, “Mükemmel olmayacaksa hiç olmasın” düşüncesine sahip bireylerin ilerleyemediğini ve hayatın birçok alanında geride kaldığını sıklıkla gözlemliyoruz.

Bu gençler, en iyi olma çabası içine girerler; ancak çabayı değil sonucu önemserler. Sonuç, en ufak bir olumsuzluk barındırdığında ise geri adım atabilirler. Hatta bu geri adımlar çoğu zaman kaçınılmazdır. “Hata yaparsam herkes hayal kırıklığına uğrayacak. O yüzden beklemeliyim.” düşüncesini ön plana çıkarırlar. Kendileri hakkında sürekli büyük beklentiler olduğunu düşünür; bu nedenle kendi isteklerinden ziyade öğretmen, ebeveyn gibi çevresindeki kişilerin beklentilerini karşılamaya yönelirler.

“Kusursuzu yakalayamayacaksam en iyisi hiç başlamayayım” mantığıyla hareket eden bu gençler, zamanla sosyal geri çekilme yaşar; toplumdan ve sosyal yaşamdan uzaklaşabilirler.

Peki, bu durumda ne yapmalıyız?

Burada bir kıssa ile başlamak istiyorum:

Bir öğrenci, defterini temiz tutmak için yazmaya bir türlü başlayamazmış. Bir gün öğretmeni defteri alıp yalnızca tek bir cümle yazmış:

“Boş sayfa hatasızdır ama hiçbir şey öğretmez.”

Burada şunu bilmeliyiz: Hata yapmaktan korkan ilerleyemez. Gelişim ve dönüşüm denemekle başlar. Veliler ve öğretmenlerimiz başta olmak üzere hepimiz mükemmeliyetçi davranan tüm çocuklarımıza karşı dikkatli olalım. Sonucu değil, çabayı ve süreci görelim. “En iyisini sen yapmalısın” demek yerine, “Sen elinden geleni yap, gerisini Allah’a bırak” diyerek tevekkülü öğretelim.

Hataların aslında doğal ve öğretici olduğunu anlatalım. Mümkünse kendi hayatımızdan örneklerle bunu destekleyelim. Gencin hedeflerini ve isteklerini öğrenelim, süreci destekleyelim. Bize düşenin adım atmak ve çalışmak olduğunu; sonucun ise çaba olmadan zaten gelmeyeceğini kavratalım.

Mükemmel bir sonuçtan ziyade, süreçte öğrenilenleri hatırlatalım:
“Evladım, bu öğrenmeye başlamadan önce şunları bilmiyorduk. Mükemmel olmasa bile çok şey öğrendik.” Diyerek süreçteki öğrenmelerin kazanıldığını anımsatalım.

Hataların öğrenme sürecinin bir parçası olduğunu vurgulayalım. Öğrenmenin olmadığı yerde hata da olmaz. Yürümek için ayağa kalkmayan birinin hiç düşmeyeceğini ama asla yürüyemeyeceğini anlatalım.

Geri bildirimlerimiz yargılayıcı değil, yönlendirici olsun. Çocuklarımızın hedeflerini ve beklentilerini dinleyerek, üstenci olmayan bir üslupla bu hedeflerin gerçekçi olup olmadığını fark etmelerine yardımcı olalım.

Onların başarıyla değil, çabayla değerli olduklarını; başarıdan değil, çabadan sorumlu olduklarını hatırlatalım. Hata yapmanın gelişimin doğal bir parçası olduğunu mutlaka ifade edelim.

Gelecek, doğru yönlendirilen nesillerle güzel olacak. Aksi takdirde gelecek hayalleri, oku yaydan hiç çekemeyen bir okçunun hedefi vurma hayalinden öteye geçemeyecektir.

Selam ve dua ile.