NASIL BİR OKUMA YAPMALIYIZ

Abone Ol

Bismillah!
Yaz tatilinin Ramazan-ı Şerifle başlaması, okumak için uygun fırsatları beraberinde getirdi. Bol bol okumak için yer, zaman ve birey açısından her şey müsait.
Ancak ne okumalı ve nasıl okumalı?
Kütüphanelerimizi dolduran çok çeşitli kitaplar mevcut. Batı klasiklerinden 100 temel esere, popüler kültürü anlatan kitaplardan kaynak eserlere kadar… Tabi hepsini okumak mümkün değil. Her yıl piyasaya çıkan yüzlerce kitabı da hesaba kattığınızda, okunacak kitap listesini hazırlarken çok titiz davranmak gerekir. Çünkü her kitap okunası değildir. Yanlış bir seçim, zaman israfına, maddi kayba ve duygu sömürüsüne sebep olur.
Yazarlarımızdan biri şöyle der, 'Kitap okunmaz, şahıs okunur.' Bu manada kendini kanıtlamış, düşünceleri ve eylemleri tutarlı olan kişilerin eserlerini okumalıyız. Ama öncelikle okumalarımızın temelinde ne olmalı, ona bakalım.
'Oku, yaradan Rabbinin adıyla, O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku, Rabbin en üstün kerem sahibidir. Ki O, kalemle (yazmayı) öğretti. İnsana bilmediğini öğretti. (Alak Suresi 1-5)
Görüldüğü gibi hayat kitabımız Kur-an'ı Kerimin ilk ayetleri Efendimizin(sav) kişiliği üzerinden bütün insan alemine 'okuma'yı emrediyor. Bu okuma, bildiğimiz alfabeye dayalı basit bir okuma değil elbette. Tam aksine ciddi ve bütünsel bir okuma emrediliyor. Demek ki okuma, önemsiz bir eylem değil, aksine çok önemli aynı zamanda zorunlu bir iştir.
Kur-an'da kast edilen okuma, bütün bir evreni, Allah'ın gönderdiği vahiy perspektifinde; onun yol rehberliğinde bir okumadır. Bir alimimizin deyişi ile 'Allah'ın 'gör' dediği yerden bakmaktır.' Ki bu olması gereken okuma şeklidir.
Buradan bakınca, 'okuma' kavramının içerik açısından ne kadar çok boşaltıldığının farkına varıyoruz.
Ciddi okumaların kapsamı kitaplarla sınırlı kalmaz. İnsanın muhatap olduğu her alan okumaya tabidir. Mesela somut haliyle tabiatı okumak, bilim üzerinden soyut alanları okumak, uzayda yer alan her varlığı önemseyip ayetlerin işaret ettiği yerden bakmak, toplumu, bireyi, sürdürülen hayatı okumak gibi.
Evvela her bireye, okumalarını sağlam bir temel üzerine oturtmaları için Kur-an'ı Kerim öğretilmelidir. Okuma başarısından sonra anlam üzerinde durularak bakış açısı kazandırılmalıdır. Tasavvur edecek aklın açısı ne kadar yamuk olursa sapması da o ölçüde büyük olacağından doğru adres olan ilahi kelamdan başlamalı. Böyle bir yerden başlamayan her okuma, yolunu şaşırmaya, sapmalara hatta ölümcül kazalara davetiye çıkarır. Nitekim elindeki ilahi kitabı okuma zahmetine katlanamayan nice ümmet bireyi yolun bir yerinde felsefenin soru dehlizlerinde kaybolup gitmiştir. Pusuda bekleyen kendiyle çelişik düşünceler onların imanını kendilerinden esir alıp geride ruhsuz birer beden bırakmıştır.
Günümüzün okuma eylemleri çoğunlukla amaçsızdır. Harekete geçirmeyen, dahası insanın duygularını sömüren okumalar yapılıyor. Birçok kitabın konusu aynıdır. Konu ve içerik yönünden birbirinin tekrarı niteliğindeki eserler duyguları zamansız istila edip yıpratır.
Ülkemizde bazı kesimlerin aşağılık kompleksinden dolayı batıya duyulan hayranlık, batıdan gelen her edebi eseri yargılamadan kabul etmek nesillerimizin bakış açılarını değiştirdi. Kitaplardaki serbest ilişkiler, kurtuluş adresi olarak kiliselerin gösterilmesi, yapılan onca kötülüğün ufak bir iyilikle bertaraf edilerek örtülmesi, helal-haram çizgisinin kaybolması toplumun yönünü uçuruma çevirmiş durumda. Hiçbir Hristiyan ülkesinde, Müslümanların yazdığı eserler 100 temel eser olarak okutulmuyor öğrencilere.
Art niyet üzerine kurgulanan senaryoların zihinleri bulandırması yetmediğinden, tasarlanan olaylar görsel medya üzerinden topluma sunuldukça yeni nesiller raydan çıktı.
Kutsal kitabımızın 'oku' emrini vahiy ışığında yerine getirmediğimiz zaman, modern dünyanın dayattığı görsel ve işitsel okumalar alternatif diye bize yutturulur.
Nitekim halihazırda görsel okumlar en çok yer işgal eden okumlardır. Eser üzerinden okuma beyne ve hayal gücüne hitap ederken, görsel okumlar bütün boyutlarıylainsanı kuşatır. Ekranlara yansıyan her film, her dizi bir kitabın içinden çıkmıştır. Yani sinema kapsamında yer alan bütün çalışmalar kitaplardaki senaryoların ete kemiğe bürünmüş halidir.
O halde önce Kur-an'ı güzelce okumalı, okutmalı sonra da Kur-an rehberliğinde çizilen sınırları aşmayan yazarların eserleri okunmalıdır. Okunan eserler birikim ve tecrübe kazandırmıyorsa neye yarar ki? Müslümanların kendi kaynakları kendilerine yeter, başka yerde kültür aramanın lüzumu yok. Herkese iyi okumlar diliyorum…