Hepimiz çocuklarımızın kendine güvenen, ayakları yere sağlam basan bireyler olmasını isteriz. Peki, tam olarak “özgüven” nedir? Bir çocuğun hayatını bu denli etkileyen bu kavram, neden bu kadar önemlidir? Gelin bu sorulara birlikte yanıt arayalım.
Güven, bir kişinin çevresine ve ilişkilerine dair beslediği temel bir inanç ve duygudur. Birey dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren bu duyguyu kazanmaya başlar. Ünlü gelişim psikoloğu Erik Erikson’a göre, yaşamın daha ilk yıllarında bebek ile bakım veren (anne, baba ya da birincil bakıcı) arasında “temel güven duygusunun temelleri atılır. İhtiyaçları düzenli olarak karşılanan, sevgiyle kucaklanan bir bebekte bu temel güven oluşur. Bebek çevresine güven duymayı öğrendikçe, zamanla kendine güven duygusu da gelişmeye başlar. Yani özgüven, önce başkalarına güvenmekle yeşerir (Kaya &Taştan 2020)
Peki, bir çocuğun özgüveni hakkında bize ipucu veren şeyler nelerdir? Psikolog Tony Humphreys, özgüvenin iki temel boyutu olduğunu söyler: “sevilebilir olma duygusu” ve “yeterli olma duygusu”
Sevilebilir olma duygusu zedelenen çocuklarda, genellikle iki uç davranış görülebilir: Ya aşırı utangaç, çekingen, sessiz, dikkat çekmemeye çalışan bir görünüm; ya da sürekli onay arayan, insana yapışan, hatta zaman zaman saldırgan ve zorba tutumlar. Bu tür davranışlar, çocuğun “Acaba sevilmeye değer miyim?” sorusuna yanıt arıyor olabileceğini düşündürebilir.
Yeterli olma duygusu gelişmemiş çocuklarda ise şu sinyalleri gözlemleyebiliriz: Yeni bir şey denemekten aşırı korkma, başarısız olmaktan kaçınma, hata yaptığında hemen moralinin bozulması, sınavlara karşı yoğun kaygı, mükemmeliyetçi tutumlar veya derslerine ve ödevlerine aşırı titizlik gösterme. Bunlar, çocuğun kendi yeterliliğine dair kuşku yaşadığının işaretleri olabilir (Humphreys, 2002).
Peki, evde özgüveni desteklemek için neler yapabiliriz? İşte bilimsel araştırmaların da desteklediği bazı öneriler:
Koşulsuz sevgi gösterin: Çocuğunuza “Seni seviyorum” demek kadar, hata yaptığında bile “Seni seviyorum ama bu davranışın doğru değil” diyerek sevginin koşullara bağlı olmadığını hissettirin.
Çabayı övün, sadece sonucu değil: “Çok zekisin” yerine “Bu resmi yaparken çok uğraştığını görüyorum, renkleri seçme şeklini çok beğendim” gibi somut ve süreç odaklı geri bildirimler verin.
Yaşına uygun sorumluluk verin: Üç yaşındaki bir çocuk oyuncaklarını toplayabilir, beş yaşındaki bir çocuk sofraya kaşık götürebilir. “Başardım” duygusu özgüvenin en güçlü ilacıdır.
Hata yapmasına izin verin: Hatalar, öğrenmenin doğal bir parçasıdır. Bardak düştüğünde “Zaten olacağı belliydi” yerine “Aaa düştü, bir daha deneyelim, bu sefer iki elimizle tutalım” deyin.
Duygularına ve fikirlerine saygı gösterin: Çocuğun kendini ifade edebildiği, fikirlerinin ciddiye alındığı bir aile ortamı, ona “Benim söylediklerim değerli” hissini verir.
Sonuç olarak; özgüven bir çocuğun kendisini tanıması, duygularını fark etmesi ve hayatın getirdiği zorluklarla baş edebilmesi için en temel yapı taşıdır. Bu yapı taşını güçlendirecek olan en önemli unsur ise aile ortamı ve ebeveyn tutumları sevildiğini, değerli olduğunu ve yeterli olduğunu hisseden her çocuk, kendine güvenen bir yetişkin olma yolunda emin adımlarla ilerler. Siz de bugünden itibaren küçük dokunuşlarla bu yolculuğa destek olabilirsiniz.
KAYNAKÇA
Humphreys, T. (2002). Özgüven: Çocuğun Eğitiminde Anahtar (T. Anapa, Çev.). İstanbul: Eylül Yayınları. (Orijinal eser 1996’da yayımlanmıştır)
Kaya, N., & Taştan, N. (2020). Özgüven üzerine bir derleme. Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 10(2), 297–312.