Dünya edebiyatının önemli ismi Lev Tolstoy’un kızı Aleksandra Lvovna Tolstaya, I. Dünya Savaşı sırasında sadece bir yazar kızı değil, cephelerde hayat kurtarmaya çalışan gönüllü bir hemşire olarak görev yaptı. 1915 yılının Haziran ayı sonlarında Van’a gelen Tolstaya, işgal altındaki şehirde karşılaştığı manzarayı ve Ermeni çetelerinin sivil halka yönelik uygulamalarını hatıratında tüm gerçeğiyle kaleme aldı.
Tolstaya’nın anıları, o dönemde Batı basınında yürütülen tek taraflı propaganda faaliyetlerinin aksine, bölgedeki gerçek mağduriyetin boyutlarını gözler önüne seriyor. Van’a gelmeden önce "Kürtlerin/Türklerin zalimce davrandığına" dair bilgilerle dolu olduğunu belirten Tolstaya, şehre girdiğinde gördüğü insanlık dışı gaddarlığın kurbanlarının Kürtler/Türkler olduğunu fark edince yaşadığı şaşkınlığı gizleyemiyor.
YIKILMIŞ BİR ŞEHİR VE SALGIN HASTALIK
Aleksandra Tolstaya, Van’a ulaştığında karşılaştığı manzarayı "Yıkılmış Van şehri!" sözleriyle özetliyor. Şehirde tifo ve tifüs salgını baş göstermiş, Amerikan misyonerleri dahi hastalıktan bitkin düşmüştü. Rus ordusu ve Ermeni birliklerinin şehre girmesinin ardından Kürt/Türk mahallelerinin tek tek ateşe verildiğini aktaran Tolstaya, geride kalan yaklaşık 1000 kişilik yaşlı, kadın ve çocuk grubunun Amerikan okul binalarında çok zor şartlar altında hayatta kalmaya çalıştığını kaydediyor.
Hatıratında yer alan en çarpıcı bölümlerden biri, Amerikalı misyoner Bay Yarrow ile okul binalarını ziyareti sırasında yaşanıyor. Köşede sessizce inleyen, kolları tersyüz edilmiş bir kadını gören Tolstaya’nın "Bunu kim yaptı?" sorusuna Yarrow, "Ermeniler... Biz burada Ermenilerin insanlık dışı gaddarlığını gözlemledik" cevabını veriyor. Tolstaya, kadınların göğüslerinin kesildiğini ve uzuvlarının tersyüz edildiğini bizzat müşahede ettiğini notlarına ekliyor.
SABUN YERİNE GÖL KUMU KULLANILDI
Şehirde hijyen ve gıda imkanlarının tamamen tükendiği bir dönemde görev yapan Tolstaya, insanların temizliği için sabun bulunamadığını, çamaşır yıkamak için Van Gölü'nün sodalı-tuzlu kumunu kullandıklarını anlatıyor. Günlük yaklaşık 20 kişinin açlık ve hastalıktan hayatını kaybettiği Van’da, çocukların cesetleri eski çukurlara gelişi güzel gömmek zorunda kaldığı dramatik sahneleri aktarıyor.
Hatta bir defasında "canlı bir Kürt’ü/Türk'ü gömmeye götürdüklerini" fark eden yardımcısı Onisim’in uyarısıyla müdahale ettiklerini ve ölmek üzere olan bir ihtiyarı son anda sedyeden indirerek hayata döndürdüklerini belirtiyor. Bu olaydan sonra her cenaze naklinde bizzat kontrol yaparak yaşayanların gömülmesini engellemeye çalıştıklarını ifade ediyor.
GENERALDEN GELEN ERZAK YARDIMI
Tolstaya, okullardaki Kürt/Türk esirlerin ve hastaların durumunun bir felaket olduğunu görerek dönemin Rus generaline başvurur. Hastalığın kışlalara ve orduya yayılma riskini de kullanarak; 30 araba mısır, un ve koyun yardımı talep eder. Talebi kabul gören Tolstaya, gelen erzaklarla bir nebze de olsa insani yardım organize eder.
Yaklaşık iki ay Van’da kaldıktan sonra hastalanarak Moskova’ya dönen Aleksandra Tolstaya’nın bu tanıklıkları, 2001 yılında Rusya’da yayımlanan "Doç" (Kızım) isimli eserinde yer almaktadır. Bu hatırat, savaşın sadece askerler arasında değil, sivil halk üzerinde bıraktığı derin yaraları ve ideolojik körlüğün ötesindeki insanlık dramını anlatan en önemli tarihi belgelerden biri olarak kabul edilmektedir.
KAYNAKLAR
Kitap: Aleksandra Tolstaya, Дочь (Doç), İzd.: Vagrius, Moskva, 2001.
Makale: Şahin Doğan, Ünlü Rus Yazar Lev Nikolayeviç Tolstoy’un Kızı Aleksandra Lvovna Tolstaya’nın Hatıratında Ermenilerin 1915 Van İsyanı, Akademik Bakış, Cilt 7, Sayı 13, 2013.
Arşiv: General Bolhovitinov’un Raporu (RDATA, f. 2100, l. 1, d. 646, y. 71).
Ek Kaynaklar: Clarance Ussher & Grace H. Knapp, An American Physician in Turkey, Boston, 1917.