GÜNCEL HABERLER

Van’da Ebu Ubeyde ve şehitler için gıyabi cenaze namazı kılındı

Anadolu Gençlik Derneği Van Şubesi, Ebu Ubeyde’nin şehit olduğunun duyurulması ve Yalova’daki operasyon sırasında şehit olan polisler için Yukarı Nurşin Camii’nde gıyabi cenaze namazı kıldı.

Abone Ol

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Van Şubesi tarafından Yukarı Nurşin Camii’nde gıyabi cenaze namazı kılındı ve ardından basın açıklaması yapıldı.

Şehit İzzeddin El Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde'nin şehit haberinin duyurulması ve Yalova’da DAİŞ’e yönelik düzenlenen operasyon sırasında çıkan çatışmada şehit olan polisler için Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Van Şubesi tarafından gıyabi cenaze namazı ve basın açıklaması düzenlendi.

“BU DAVA ŞEHİT ŞEHİT BÜYÜYEN BİR MÜCAHEDEDİR”

Yukarı Nurşin Camii’nde kılınan gıyabi cenaze namazının ardından açıklamalarda bulunan Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Van Şube Başkanı Mehmet Bozdemir, zulmün doruklara ulaştığı, direnişin ise susturulmaya çalışıldığı günümüzde yürekleri dağlayan bir şehadet haberiyle sarsıldıklarını belirterek, “Geçtiğimiz aylarda Siyonist İsrail’in alçak saldırısına uğrayan Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde’nin şehit olduğunu üzülerek öğrendik. Ebu Ubeyde’nin şehadeti, sadece bir insanın hedef alınması değil; hakkı haykıran bir iradenin, onurlu bir direnişin ve teslim olmayan bir duruşun cezalandırılmak istenmesidir. Ancak bilinmelidir ki; ne şehitler ne de temsil ettiği direniş iradesi yok edilemez, tarihten silinemez. Bilakis; Bu dava şehit şehit büyüyen bir mücahededir. Bizler de bugün AGD mensupları ve aziz milletimizin fertleri olarak yas tutmak için burada toplanmadık. Evet; Biz bugün yas tutmak için toplanmadık. Biz bugün ağıt yakmak için bir araya gelmedik. Biz bugün Ebu Ubeyde’yi kaybettiğimizi ilan etmek için değil, onu şehadetle tebrik etmek için buradayız. Çünkü biz, ölümü bir yenilgi olarak görenlerden değiliz. Çünkü biz, Allah yolunda verilen canı bir kayıp değil; izzetin en yüce mertebesi olarak gören bir inancın mensuplarıyız” dedi.

“EBU UBEYDE, BEDENEN ARAMIZDA OLMASA DAHİ RUHEN HER ZAMAN KALBİMİZDE OLACAKTIR”

Ebu Ubeyde’nin, korkunun değil imanın, teslimiyetin değil direnişin tarafında yer aldığını ve bu tercihini canıyla mühürlediğini belirten Başkan Bozdemir, “Bu yüzden onun ardından matem tutmak, onun yürüdüğü yolu anlamamak demektir. Biz Ebu Ubeyde’yi tebrik ediyoruz. Çünkü o, zalimin karşısında eğilmemeyi başarmıştır. Çünkü o, susarak yaşamayı değil, konuşarak ölmeyi tercih etmiştir. Çünkü o, bu çağın en zor imtihanını kazanmış; şahitlik makamına erişmiştir. Bu yüzden buradayız. Bir cenazenin ardından değil, bir şehadetin şahitliğini yapmak için buradayız. Şunun da çok iyi bilinmesini isteriz ki; Ebu Ubeyde, bedenen aramızda olmasa dahi ruhen her zaman kalbimizde olacaktır. Ebu Ubeyde’nin asil duruşu zihinlerimizi şekillendirmeye devam edecektir. Zalimler hep aynı yanılgıya düşmüştür: Bir bedeni ortadan kaldırınca, hakikatin de biteceğini sanmışlardır. Oysa tarih defalarca göstermiştir ki; şehitlerin sözleri, hayattakilerin sözlerinden daha gür, daha etkili ve daha kalıcıdır. Çünkü o sözler artık korkudan arınmıştır. Ebu Ubeyde’nin cümleleri bundan sonra daha çok okunacak, daha çok hatırlanacak ve daha çok insanın zihninde yankılanacaktır. Çünkü o sözler; teslimiyeti değil direnişi, sessizliği değil sorumluluğu, korkuyu değil imanı öğütlemektedir. Onu susturduklarını zannedenler bilmelidir ki; Ebu Ubeyde artık tek bir kişi değildir. Onun sözü, bugün milyonlarca yürekte çoğalmış; zihinleri yöneten bir bilince dönüşmüştür. "Ey İslâm dünyasının liderleri, partileri ve âlimleri! Siz bizim kıyamet günü hasımlarımızsınız." Sözleriyle hepimizi korkudan titreten Ebu Ubeyde’nin şehadeti de bir mana taşımaktadır” diye konuştu.

“ŞEHADET, GERİDE KALANLAR İÇİN BİR TESELLİ DEĞİL AĞIR BİR SORUMLULUKTUR”

Ebu Ubeyde’nin şehadetinin kendilerine ayağa kalkmayı emrettiğini belirten Başkan Bozdemir, “Zira bu şehadet bize ağlamayı değil, ayağa kalkmayı emretmektedir. Bu şehadet bize susmayı değil, konuşmayı emretmektedir. Bu şehadet bize geri çekilmeyi değil, saf tutmayı emretmektedir. Çünkü şehadet, geride kalanlar için bir teselli değil ağır bir sorumluluktur. Ebu Ubeyde’nin şehadeti, “üzüldük” deyip geçilecek bir haber değil; “ne yapacağız?” sorusunu sormayı zorunlu kılan ilahî bir ikazdır. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de açıkça buyurur: “Size ne oldu ki, ‘Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar’ diyen zayıf erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda mücadele etmiyorsunuz?” (Nisâ, 75) Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurur ki: “Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle, buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu, imanın en zayıf derecesidir.” Bugün bu şehadet bize şunu soruyor: Biz neredeyiz? Hangi saftayız? Hangi kötülüğe, hangi gerekçeyle sessiz kalıyoruz? Ebu Ubeyde’nin şehadeti bize, imanın sadece sözle değil; tavırla, riskle ve bedelle ispatlandığını emrediyor. Bu çağda iman, konforu bozuyorsa şuur içeren bir imandır. Rahatı sarsıyorsa şuur içeren bir imandır. Bedel gerektiriyorsa şuur içeren imandır. Kısacası biz, bu şehadeti bir yas sebebi değil; bir sefer emri olarak okuyoruz” ifadelerini kullandı.

“GÜÇLÜNÜN SUÇUNU GÖRMEYEN BİR SİSTEM, İNSANLIĞINI KAYBETMİŞTİR”

Bu zulmün karşısında susanların, bizzat İsrail’den taraf olduğunu vurgulayan Bozdemir, “Bu zulmü kınayıp hiçbir bedel ödemeyenler de sorumluluktan muaf değildir. Zalimler, ancak sessiz kalanlar sayesinde bu kadar cesur olabilmektedir. Bombayı atan el kadar, o eli durdurmayan irade de suçludur. Bugün Ebu Ubeyde’yi şehit edenler kadar, bu zulmü “denge”, “realite”, “ama” ve “fakat” cümleleriyle meşrulaştıranlar da bu cinayetin ortağıdır. Sözde insan hakları savunucularına, sözde özgürlük vaizlerine, sözde tarafsız gözlemcilere sesleniyoruz: Mazlumlar söz konusu olduğunda dilsizleşen bir hukuk, adalet değildir. Zalimler söz konusu olduğunda esneyen bir ahlak, ahlak değildir. Güçlünün suçunu görmeyen bir sistem, insanlığını kaybetmiştir. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurur ki: “İnsanlar bir zulmü görüp de onu engellemezlerse, Allah’ın hepsini kapsayan bir azaba uğratması yakındır.” Bu söz, sadece zalimler için değil; seyirciler içindir. Çünkü bu çağın en büyük günahı, zulüm kadar seyirciliktir. Buradan açıkça ilan ediyoruz: Biz bu zulmü normalleştirmeyeceğiz. Biz bu şehadeti istatistikleştirmeyeceğiz. Biz bu cinayetleri “olağan gelişmeler” başlığı altında geçiştirmeyeceğiz. Sessiz kalanlar bilsin ki; tarih onları “dengeci” diye yazmayacak. Tarih, ya zalimin yanında duranları yazar ya da zulme karşı bedel ödeyenleri. Orta yol yoktur. Gri alan yoktur. Bu çağda ya hak vardır ya batıl ve biz, tarafımızı çoktan seçtik. Anadolu Gençlik Derneği olarak bu noktada sözümüz nettir, tarafımız bellidir, duruşumuz tartışmaya kapalıdır” dedi.

“HERKES YERİNİ YENİDEN GÖZDEN GEÇİRSİN”

Gazze davasının sadece sloganlarla, temennilerle ve duygusal tepkilerle taşınamaz olduğunu belirten Bozdemir, “Biz zulme alışmayacağız, zulmü normalleştirmeyeceğiz, zulmü izleyenlerden olmayacağız. Ebu Ubeyde’nin şehadeti bize bir kez daha göstermiştir ki; bu dava sadece sloganlarla, temennilerle ve duygusal tepkilerle taşınamaz. Bu dava; bilinç, sebat ve bedel gerektirir. Bizler, bu bedeli ödemeye hazır bir anlayışın ve geleneğin temsilcileriyiz. AGD, geçmişte olduğu gibi bugün de gençliği konforuna kapanan değil, adaletin peşine düşen, sessizliği değil, sorumluluğu seçen bir çizgide yetiştirmeye kararlıdır. Buradan açık bir çağrıda bulunuyoruz: Herkes yerini yeniden gözden geçirsin. Herkes safını yeniden belirlesin. Herkes suskunluğunu yeniden sorgulasın. Çünkü bu çağda tarafsızlık, zalimin yanında yer almaktır. Çünkü bu çağda sessizlik, suç ortaklığıdır. Çünkü bu çağda iman, bedel ödemeyi göze almaktır. Bizim çağrımız; öfkeye değil bilince, intikama değil adalete, dağınıklığa değil istikamete çağrıdır. Şehitlerimiz bize geri çekilmeyi değil, yürümeyi öğretmiştir. Korkmayı değil, dirençli olmayı öğretmiştir. Susmayı değil, doğru yerde ve doğru şekilde konuşmayı öğretmiştir. Bu bilinçle ilan ediyoruz. Ebu Ubeyde’nin şehadeti, bu mücadelenin sonu değil, yeni bir başlangıcıdır. Bu yol, şehitlerle kesilmez; şehitlerle güçlenir. Rabbimiz bizleri hakikatten ayırmasın, zalimlerin safına düşürmesin, şehitlerin emanetine layık olanlardan eylesin. Kamuoyuna bir taziye değil, bir duruş beyanı olarak duyurulur” diye konuştu.

“DEVLETİMİZİN VE GÜVENLİK GÜÇLERİMİZİN DAİMA YANINDAYIZ”

Başkan Bozdemir açıklamasının devamında, “Son olarak Yalova’da DEAŞ’a yönelik gerçekleştirilen operasyonda şehit olan kahraman polislerimize Yüce Allah’tan rahmet diliyoruz. Aziz şehitlerimizin kıymetli ailelerine, emniyet teşkilatımıza ve milletimize sabır ve başsağlığı temenni ediyoruz. Aynı operasyonda yaralanan polislerimize ve bekçimize Rabbimden acil şifalar niyaz ediyoruz. Teröre karşı verilen bu onurlu mücadelede devletimizin ve güvenlik güçlerimizin daima yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz” ifadelerine yer verdi.