GÜNCEL HABERLER

Van’dan Suriye’ye acil yardım çağrısı!

Van’daki temaslarını sürdüren Umut Kervanı İnsani Yardım Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Erdal Elibüyük, Suriye’de derinleşen insani krize dikkat çekerek acil yardım çağrısında bulundu.

Abone Ol

Umut Kervanı İnsani Yardım Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Erdal Elibüyük, Van Umut Kervan İnsani Yardım Derneği Sedat Vatan ile beraber Van’daki yerel ve ulusal basın mensuplarıyla kahvaltı programında buluştu. Vakfın yürüttüğü insani yardım faaliyetleri hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Elibüyük, kış şartlarının ağırlaştığı bölgelerde temel ihtiyaçlara erişimin her geçen gün daha da zorlaştığını vurguladı.

“20 YILI AŞKIN SÜREDİR MAZLUM COĞRAFYALARDAYIZ”

Umut Kervanı’nın yaklaşık 20 yılı aşkın süredir dünyanın birçok bölgesinde insani yardım faaliyetleri yürüttüğünü belirten Elibüyük, “Vakfımız yaklaşık olarak 20 yıldan fazladır insani yardım faaliyetleri yürütüyor. Dünyanın dört bir yanında Kafkaslardan Balkanlara, Asya'dan Afrika'ya varana kadar nerede bir mazlum coğrafya varsa dinine, diline, ırkına, mezhebine, meşrebine bakmadan yardım ulaştırıyoruz. O yüzden bizim aslında yaptığımız çalışmaların kesinlikle bu alanda bizim gibi yine sivil toplum kuruluşlarının yapmış oldukları bu çalışma hem ülkemizin hem milletimizin menfaatine bu alanlarda şimdiye kadar çalışmayı yürüttük, bundan sonra da yürütmeye devam edeceğiz. Tabii bizim insani yardım faaliyetlerimiz aslında dünyanın içinde bulunmuş olduğu durumun açmış olduğu enkazın üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Bunlardan bir tanesi de hemen yanı başımızda gelişen zaten Gazze, Suriye ve yine diğer coğrafyalardaki son gelişmelerle ilgili yaptığımız çalışmalara ilişin bir bilgilendirme yapacağım.” dedi.

SURİYE’DE İNSANİ KRİZ DERİNLEŞİYOR

Suriye’de son aylarda yaşanan gelişmelerin insani krizi daha da ağırlaştırdığını vurgulayan Elibüyük, Afrin ve Kobani başta olmak üzere birçok bölgede aktif yardım çalışmalarının sürdüğünü ifade etti. Elibüyük, “Biz uzun süredir zaten Suriye sahasında insani yardım çalışmalarımızı yürütüyorduk. Yalnız özellikle son birkaç aydır bölgede gelişen yeni olaylar ve orada artan ihtiyaca yönelik insani kriz oluştu ve biz oralarda çalışmalarımızı bundan önceki gibi bundan sonra da ağırlık vererek devam ettik, etmeye devam edeceğiz. Şu anda kardeşlerimiz, arkadaşlarımız sahadalar. Özellikle Afrin bölgesinde, Kobani bölgesinde bizim yaptığımız şu anda çalışmalar var. Tabii gönül ister ki dünyanın hiçbir yanında hiçbir insan bir lokma ekmeğe muhtaç kalmadan, hiçbir şeye ihtiyaç duymadan kendi ayakları üzerinde kalabilsin. Ama maalesef dünyanın içinde bulunduğu yine diğer siyasal sosyal sorunlar neticesinde bizlere ihtiyaç duyuluyor. Biz de buralarda olmaya devam ettik, edeceğiz. Şu anda arkadaşlarımız ifade ettiğim gibi sahadalar. Her gün sıcak yemek dağıtımlarımız ve temel gıda ihtiyaç maddelerine battaniyeden tutun da işte başka beslenmeye yönelik gıda maddeleri dağıtımlarımız devam ediyor." dedi.

"VAN'DAN TIRLAR YOLA ÇIKACAK"

Van'dan Afrin, Kobani, Haseke, Kamışlo ve Halep'e yönelik yardım tırlarının da yola çıkacağını belirten Elibüyük, "Bunun yanı sıra yine derinleşerek devam eden insani krizin bize yüklemiş olduğu sorumluluk gereği Türkiye'nin dört bir yanından şu anda hazırlanan tırlarımız var. Van'dan da inşallah tırlarımızı kaldıracağız. İçerisinde ısıtıcıdan battaniyeye, gıdadan ayakkabıya, botlara… Yani hem soğuktan korunmak için hem de beslenmek için kışın zor şartlar altında beslenme ve giyime yönelik acil olarak belirlediğimiz ihtiyaç maddelerini inşallah yakın zamanda biz Van'dan hareket ettireceğiz tırlarımızı. Tabii ifade ettiğim gibi şu anda yaklaşık olarak 10 ilden biz yardım tırlarımızı şu anda hazırlıyoruz. Bu tabii ne ilk olacak ne son olacak. Gönül ister ki tabii ki biz buralarda şu anda kendi imkanlarıyla ayakta kalabilecekleri bir zemin oluşsun. Biz yardım faaliyetlerimizi daha aza indirelim ama bu krizler, bu sorunlar devam ettiği müddetçe biz sahada çalışmalarımızı yürütmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

“GAZZE VE SUDAN’DA ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDİYOR”

Gazze ve Sudan’da yürütülen çalışmalar kapsamında sıcak yemek, gıda, su dağıtımı ve çadır kent kurulumlarının sürdüğünü belirten Elibüyük şöyle devam etti:

“Yine çok sıcak gündem olan sıcaklığını koruyan Gazze meselesi. Biz en başından itibaren oradayız. Partner kuruluşlarla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Şu anda orada gerek sıcak yemek dağıtımlarımız, gerek gıda dağıtımlarımız, gerek su dağıtımlarımız, gerek çadır kentlerimizin kurulumunu gerçekleştirdik. Çalışmalarımız devam ediyor. Yine yakın zamanda bir hastanenin diyaliz bölümünü büyük meblağlı bir proje, 630 bin dolarlık bir projeydi, orayı bitirdik. Teknik ekipmanlarıyla beraber hastane araçlarını tedarik etmek suretiyle Gazze’deki kardeşlerimizin hizmetine sunduk. Orada da dediğim gibi yani hem gıdaya yönelik, beslenmeye yönelik, hem de barınmaya yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Yine yakın zamanda Ben Sudan'daydım. Bundan yaklaşık 2-3 hafta önce Sudan'a gittim. Aslında Sudan'da şu anda bizim kanayan yaralarımızdan bir tanesi, kanayan coğrafyalarımızdan bir tanesi. Gazze ve Suriye belki can yakıcı olarak şu anda gündemde olduğu için biraz Sudan arka planda kalmış gibi olsa da aslında Sudan'daki insani kriz de Gazze’yi aratmayacak kadar büyük bir insani kriz var. Sahada gittik, yaklaşık olarak bir hafta oralarda kaldık. Hem faaliyetlerimizi çalışmalarımızı yürüttük hem de diğer taraftan sahada gözlemlerimizi, tespitlerimizi yaptık. 50 küsur milyonluk ülkede yaklaşık olarak şu anda 18 milyon insan mülteci durumuna düşmüş. Yani kendi ülkesinde bir yerden bir yere yer değiştirmek zorunda kalmışlar. 50 bin çocuk kayıp. Bunun yanı sıra 30 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyor. Geri kalan insanlar da yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Tabii ki bunun siyasal veya sosyal nedenleri üzerine çok fazla konuşulabilir ama bugün biz inşallah daha çok oralarda yaptığımız insani faaliyetlerimizi, çalışmalarımızı ifade etmek için buradayız. Yine orada çadır kurulumlarımız, battaniyelerimiz, beslenme için gıda dağıtımlarımız, sıcak yemek dağıtımlarımız ve diğer tarafta nakdi anlamda kardeşlerimize yardımcı olma adına oradaydık. Yakın zamanda da Ramazan ayı içerisinde de ağırlıklı olarak zaten biz Gazze, Suriye ve Sudan üzerinde çalışmalarımıza yoğunlaşacağız ve bu çalışmalarımızı imkanlar dahilinde orada sürdüreceğiz.”

“VAN’DAKİ SOSYAL MARKET PROJESİ ÖRNEK OLUYOR”

Van’da hayata geçirilen sosyal market projesi ve yardım çalışmalarına da değinen Elibüyük, “Biz özellikle coğrafyamızda yanı başımızda gelişen bu açlıklara, yokluklara, sefalete yönelik çalışmalar yürütürken kendi ülkemizdeki sosyal sorunlara da duyarsız kalmıyoruz. Burada da yürüttüğümüz çalışmalar var. Van özelinde aslında uzun yıllardır Van Umut Kervanı İnsani Yardım Derneği olarak beraber merkez olarak protokol yaptığımız bir derneğimiz. Ciddi çalışmalar var. Geçen sene yine bu tarihlerdeydi ben Van'a gelmiştim. Sosyal Market projemizi hayata geçirmiştik. Bu projemizden de kısaca size bahsetmek istiyorum. Sosyal market projesi bir ticari bir kuruluş değil tabii ki. Bizim vakfımızın bünyesinde ihtiyaç sahibi ailelerine açmış olduğumuz market. Burada bizim bu marketi açmamıza neden olan üç tane sebep vardı; Bir, yardımlaştırdığımız ailelerin onurlarını muhafaza etme. Yani her defasında elimizde kolilerle kapılarına gittiğimiz zaman hem çocuklarının yanında, hem konu komşu, akrabalarının, dostlarının, mahallelinin yanında ister istemez rencide oluyorlardı. Biz artık dedik ki çalışmalarımızı çok daha nitelikli ve incelik nezaket içeren bir anlayışa evirelim. O yüzden de artık kardeşlerimiz ihtiyaç sahibi insanlar zaten maddi imkansızlıklarla hayatın onların üzerine yüklemiş olduğu ağır yükün altında ezilirken bir tarafta da biz her defasında elimizde yardım kolileri ile giderek onların bir kez daha yoksulluklarını yüzlerine vurmayalım.” şeklinde konuştu.

“MARKETTEN ALIŞVERİŞ YAPMIŞ GİBİ BU İHTİYAÇLARINI KARŞILIYORLAR”

İhtiyaç sahiplerinin Umut Kart ile sosyal marketten istediklerini aldıklarını belirten Genel Başkan Yardımcısı Elibüyük, “Marketimizin içerisinde gıda maddelerinden bakliyat ürünleri var, et ürünlerimiz var, diğer tarafta temizlik ürünlerimiz var, tekstil ürünlerimiz var, giyim üzerine ve giyim de tabii ikinci el değil hepsi yeni sıfır eşyalar, kendilerine hediye ediyoruz. Diğer tarafta işte bir markette olması gereken temel ihtiyaç maddelerine yönelik marketimizde ürünler var. Ailelere tanımladığımız kartlarımız var. ‘Umut Kart’ı dediğimiz kartımız var. Her ailenin ihtiyacına göre bir limit belirliyoruz. O kartı kendilerine veriyoruz. Marketten alışveriş yapar gibi markete giriyorlar, market arabalarını alıyorlar. İçerisinden neye ihtiyaçları varsa onu alıyorlar ve kasaya geliyorlar. Hiç bir ücret ödemeden kartlarını okutuyorlar. Marketten alışveriş yapmış gibi bu ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Birinci neden onların dediğimiz gibi onurlarını muhafaza etmek. İkinci neden ise bizim onlara ne götürdüğümüz veya neye ihtiyaç duyduklarını diye öngördüğümüz değil onların neye ihtiyacı var? Yani elimizde içerisinde bakliyatın, zeytinin, peynirin, yağın, çayın, şekerin içinde bir koli götürmemiz belki bizi vicdani anlamda rahatlatabilir. Sorumluluğumuz yerine getirme anlamında da bize vicdani bir rahatlık sağlayabilir ama gerçekten bu yardım paketleri bu ailelerin ihtiyacını mı karşılıyor yoksa gerçekten de biz orada en kolay yolu mu seçiyorduk? Bunun üzerine çok konuştuk, çok tartıştık. Biz dedik ki ailelerin bizim onlara götürdüğümüz ne olduğu, paketin içinde ne olduğu değil, onların neye ihtiyacı varsa bu ihtiyaçlarını gelip karşılasınlar.” diye konuştu.

“YENİ SOSYAL MARKETLER AÇACAĞIZ”

Birçok noktada sosyal market açacaklarının altını çizen Elibüyük, “Diğer tarafta üçüncü neden, bu sosyal marketleri açmamızın sevk eden düşüncelerinden bir tanesi; iş adamlarımız ve hayırseverlerimizi bu işin bir paydaşı haline getirmek. Yani ben size nakit veriyorum siz ne yaparsanız yapından ziyade ben de bu işin, bu projelerin bir parçası olmak istiyorum. Çünkü gerçekten iyilik bulaşıcıdır. İyiliğin iyi etme etkisi vardır. Bu projelerin içerisinde iş adamlarımız ve hayırseverlerimiz gerek toptan gıda işi yapanlar veya başka sektörlerde olanlar ürünlerini marketimize gönderiyorlar. Hem dağıtım sürecinde, hem tespit sürecinde, hem de işin işleyiş sürecinde kendileri veya personelleri bu çalışmanın bir parçası olmuş oluyor. Bu çalışmayı önemsiyoruz. Türkiye geneli şu anda beş tane sosyal marketimiz var. Antep, Urfa, diğer tarafta Van, Bursa, İstanbul'da iki tane, üçüncüsünü bu sene inşallah açacağız. Diğer tarafta Diyarbakır'da ve diğer illerimizde de Karadeniz'de ve diğer İç Anadolu bölgelerinde de bu marketlerimizin açılışlarını gerçekleştireceğiz.” dedi.

“ARAMA KURTARMA EĞİTİMLERİ TAMAMLANDI”

Vakıf bünyesinde kurulan arama kurtarma ekiplerine ilişkin konuşan Elibüyük, “Deprem felaketinden sonra zaten Van'da Allah bir daha bu acıları yaşatmasın bir deprem bölgesi. Özellikle 6 Şubat depreminden sonra vakıf olarak şöyle bir eksikliğimizi gördük; Arama kurtarma ekipmanlarımız eksikti, yoktu yani daha doğrusu. Deprem zamanı zaten bütün kardeşlerimiz gönüllülük üzerine ve 7/24 saat esasıyla yaklaşık olarak 4 ay boyunca deprem bölgesinde her gün onbinlerce insana sıcak yemek dağıtmak suretiyle ve diğer ihtiyaç maddelerini dağıtmak suretiyle sahadaydık. Daha sonra biz dedik ki, arama kurtarma ekiplerimizi oluşturalım. Şu anda 16 ilimizde arama kurtarma ekiplerimizi oluşturduk. AFAD'la yaptığımız protokol çerçevesinde üç aşamalı olan eğitim süreçlerinden ilk aşaması olan hafif arama kurtarma ekiplerimizin eğitimleri tamamlandı. İnşallah diğer arama kurtarma eğitimlerini de yapacağız. Van da bu noktada şu anda bizzat sahada AFAD'la koordineli bir şekilde gerek eğitim süreçleri gerekse ihtiyaç duyulduğunda bir fiil arama kurtarma ekiplerine destek amacıyla sahada oluyorlar. Olmaya da devam edecekler.” ifadelerini kullandı.

Milli Eğitim Bakanlığı ile eğitim alanında yeni projeler için hazırlık yapıldığını açıklayan Elibüyük, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Diğer tarafta inşallah yakın zamanda Milli Eğitim Bakanlığı ve İl Milli Eğitim Müdürlükleri düzeyinde yapacağımız protokol çerçevesinde de yine kamu yararına kamuyla ilgili yani sorumluluğumuzu yerine getirme noktasında eğitim alanında projeler geliştireceğiz. Bu da bizim inşallah önümüzdeki süreçte önümüze koyduğumuz çalışmalardan bir tanesi. Van özelinde de sağ olsun dernek başkanımız Sedat Bey ve diğer yine Cüneyt Bey kardeşimiz gerçekten 7/24 ve gönüllü olarak bu çalışmaları yürütüyorlar, yürütmeye devam edecekler. Şu kadarını söyleyeyim ki ben aynı zamanda Umut Kervanı İnsani Yardım Vakfı'nın teşkilatlardan sorumlu başkan yardımcısıyım. Ben böyle bir ekip arkadaşlarımızın ve Van'ı bu kadar yakından tanıyan, Van için gece gündüz demeden koşturan ekip arkadaşlarımızın olmasından da ben gurur duyuyorum. Gerçekten onlar bizim sahada elimiz, ayağımız, gözümüz, kulağımız.”

“BU İŞİN GERÇEK KAHRAMANLARI BAĞIŞÇILARIMIZDIR”

Konuşmasının sonunda hayırseverlere teşekkür eden Elibüyük, şunları söyledi:

“Biz kendimizi vakıf olarak iki noktada konumlandırıyoruz. Bu işin bir görünmeyen kahramanları var. Yani bu işin finansörleri, bu işin bağışçıları var. Biz görüneniz, yani vitrindeyiz veya kurumlarımız biliniyor ama gerçekten bu işin esas kahramanları hayırsever bağışçılarımız. Allah onlardan razı olsun. Ne zaman bir çağrı yapsak çağrımıza icabet ediyorlar. Hatta biz Van'dan yakın zamanda çıkaracağımız tırlarımızla ilgili çağrıyı yapar yapmaz özellikle iki gündür ben burada çalışmalarımızı yürütüyorum, hangi iş adamımıza gitsek diğer medya basın kuruluşlarının yanına gitsek, bu meseleyi anlatsak ve sahada esnaflarımıza ve bağışçılarımıza gittiğimizde hemen ne yapmamız gerekiyor? Bize yeter ki ne yapmamız gerektiğini söyleyin diye bize bu kadar açık çek veriyorlar. Sağ olsunlar. Biz de inşallah onların bize göndermiş olduğu ihtiyaç maddelerini en kısa sürede Suriye'ye ulaştıracağız. Tekrar söylüyorum. Bizim esas bu işin kahramanları bu işin gerçekten hani böyle görünmeyen bir elimiz var. O görünmeyen el de iş adamlarımız, hayırseverlerimiz, bağışçılarımız. Allah onların birini bin etsin. Yani bereketlendirsin. Çünkü kolay değil, insanın emek vererek, alın terini silerek, gece gündüz emek vererek kazandığı parasını yani böyle bilmediği coğrafyalara göndermeleri, işte Sudan olsun, Suriye olsun, Gazze hepimizden ortak derdi ama hiçbir şekilde görmedikleri, tanımadıkları insanlarla ekmeklerini ve aşlarını paylaşmaları çok kıymetli ve biz inancımızın gereği de biliyoruz ki inşallah o yaptıkları bağışlar Allah'ın izniyle inşallah Rabbimizin huzurunda kendilerine büyük büyük bir mükafat olarak dönecekler. Buradan da bağışçılarımıza ben tekrardan teşekkür ediyorum.”