Eğitim-Bir-Sen Van Şube Başkanı Mehmet Ali Uca, özellikle çocukların yaşamını tehdit eden saldırılar karşısında sessiz kalınmasını eleştirerek, insan hayatının her şeyin önünde tutulması gerektiğini ifade etti.
Hayvan sevgisinin İslam medeniyetinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Başkan Uca, “Merhamet anlayışımız hiçbir zaman insan hayatını ikinci plana atan bir yaklaşım olmamıştır” dedi.
Bazı çevrelerin hayvan sevgisi adı altında toplum güvenliğini göz ardı ettiğini savunan Uca, kamuoyunda mama lobisi olarak anılan yapıların çözüm üretmek yerine sorunun devam etmesine zemin hazırladığını ifade etti.
Köpek saldırısına uğrayan çocukların ailelerine yönelik kullanılan bazı söylemleri de eleştiren Uca, bu yaklaşımın vicdan dışı olduğunu dile getirdi.
“BAŞIBOŞ KÖPEK SORUNU KARŞISINDA HÂLÂ SESSİZ KALANLAR BÜYÜK BİR SORUMLULUK TAŞIMAKTADIR”
Eğitim-Bir-Sen Van Şube Başkanı Mehmet Ali Uca, başıboş köpek sorunun artık münferit değil, toplumsal güvenlik sorunu haline geldiğini belirten Uca, “Van’da 4,5 yaşındaki evladımız Hamza’nın hayatını kaybettiği elim hadise ile birlikte, ülkemizin farklı şehirlerinde benzer şekilde yaşanan saldırılar artık münferit değil, toplumsal güvenlik sorunu haline gelmiştir. Özellikle çocuklarımızın hayatını tehdit eden başıboş köpek sorunu karşısında hâlâ sessiz kalanlar, meseleyi sulandıranlar ve insan hayatını ikinci plana atanlar büyük bir sorumluluk taşımaktadır. Hayvan sevgisi; bizlere Hz. Muhammed (s.a.v.)’den miras kalan merhamet anlayışının önemli bir parçasıdır. Ancak bu merhamet anlayışı hiçbir zaman insan hayatını ikinci plana atan bir yaklaşım olmamıştır. Bugün “hayvan sevgisi” adı altında ortaya çıkan bazı çevreler, insan güvenliğini ve toplum huzurunu görmezden gelen bir noktaya savrulmuştur” dedi.
“TOPLUMU SUÇLAYAN, ACILARI KÜÇÜMSEYEN VE SALDIRILARI NORMALLEŞTİREN YAKLAŞIM KABUL EDİLEMEZ”
Kamuoyunda mama lobisi olarak ifade edilen yapılar ve onlarla hareket eden sözde hayvansever çevrelerin çözüm üretmek yerine sorunun devamından beslenen bir anlayış sergilediğini vurgulayan Uca, “Daha da vahimi, köpek saldırısına uğrayan çocukların ailelerine çocuklarınıza sahip çıkın diyebilecek kadar vicdan dışı bir dil kullanılmaktadır. Toplumu suçlayan, acıları küçümseyen ve saldırıları normalleştiren bu yaklaşım kabul edilemez. Bugün birçok mahallede parklar çocukların değil başıboş köpeklerin alanına dönüşmüştür. Parklara bırakılan dışkılar ciddi sağlık sorunları oluştururken; okul önlerinde torunlarını bekleyen anneler, babalar, anneanneler, babaanneler ve dedeler dahi tedirginlik yaşamaktadır. Bu sorunun ilk mağdurları ise çoğu zaman dar gelirli ailelerin çocuklarıdır. Çünkü onlar okullarına servisle değil yürüyerek gitmektedir. Özellikle kenar mahallelerde yaşayan çocuklarımız her gün bu tehditle karşı karşıya kalmaktadır” diye konuştu.
“BİLİMSEL VE SÜRDÜRÜLEBİLİR POLİTİKALAR HIZLA UYGULANMALI”
Bir çocuğun hayatını kaybettiği yerde öncelik tartışmasız şekilde insan hayatı ve toplum güvenliği olması gerektiğini vurgulayan Uca, “Bu nedenle insan yaşamını tehdit eden başıboş köpek popülasyonuna karşı güvenliği esas alan, bilimsel ve sürdürülebilir politikalar hızla uygulanmalı; bakım evleri, rehabilitasyon merkezleri, kayıt, sahiplendirme ve popülasyon kontrolünü dengeleyici uygulamalar etkin şekilde yürütülmelidir. Artık yapılması gereken nettir: İnsan hayatını tehdit eden her türlü kontrolsüzlük ve çıkar düzeni karşısında kararlı bir duruş sergilenmelidir” ifadelerine yer verdi.