Bu yıl Ramazan ayının Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından “Ramazan, Cami ve Hayat” temasıyla idrak edileceğine dikkati çeken Şık, Ramazan denildiğinde camilerin hayatın merkezine yerleşmesi gerektiğini vurguladı.
Ramazan ayında mukabeleler, teravih namazları ve hatimle teravih uygulamalarının bu yıl da devam edeceğini belirten Şık, bunun yanında farklı etkinliklerle Ramazan coşkusunun artırılacağını ifade etti.
Milli Eğitim ile yapılan protokol kapsamında özellikle anaokullarında çocuklara Ramazan bilincini kazandırmaya yönelik eğlenceli etkinlikler düzenlenecek. Şık, “Bu sene Diyanet İşleri Başkanlığımızın da aynı zamanda belirlemiş olduğu bir tema ile Ramazan ayı idrak edilecek. Ramazan, cami ve hayat şeklinde bu üç kavrama vurgu yapılmış ki Ramazan dendiği zaman insanlar camileri akın etsinler ve camiler hayatın merkezinde olsun diye. Çünkü bir bilinç eğer camilerden neşet ederse inşallah toplumun sağlıklı bilgiler çerçevesinde doğru bir dini anlayışa sahip olma fırsatı doğar. Bu çerçevede bu tema etrafında bazı etkinlikler olacak inşallah. Diğer taraftan tabii ki rutin bazı durumlarımız var. Mukabeleler, teravihler, hatimle teravih kıldırılan camiler vesaire bütün bunların hepsi her Ramazan'da olan hususlar. Ama bu sene biraz daha canlılığı artırabilmek adına farklı farklı etkinlikler de söz konusu. Mesela milli eğitimle yapmış olduğumuz protokol çerçevesinde özellikle anaokullarında Ramazan bilincini çocuklarımıza hissettirebilmek için pek çok anaokullarımızda yavrularımıza inşallah Ramazan'a ilişkin güzel eğlenceli oyunlar üzerinden bazı aktiviteler olacak ve bu şekilde dikkatleri Ramazan ayına çekilmiş olacak. Diğer taraftan pansiyonlarda inşallah kardeşlerimizin görevlendirilmesi suretiyle oralarda da hem teravih namazı kılınması sağlanacak. Bir taraftan da teravihlerden sonra çay saati muhabbeti çerçevesinde orada yine aynı şekilde Ramazan'a ilişkin bazı güzel faaliyetler olacak.” dedi.
HER GÜN BİR CÜZ ÖZETİ SOSYAL MEDYADA
Müftülüğün sosyal medya hesaplarından her gün bir cüzün özetinin anlatılacağını da belirten Şık, “Sosyal medya mecralarında özellikle Kur'an-ı Kerim'in mesajlarının doğru bir şekilde anlaşılabilmesi için özellikle de bizim müftülüğümüzün sosyal medya kanallarında her günün cüzünün özeti mahiyetinde yaklaşık olarak 4-5 dakikalık süren video çekimleriyle Kur'an'ın muhtevasının halkımıza ulaştırılmasını sağlamaya çalışacağız. Bu geçen senelerde de oldu bu yıl da inşallah devam edecek. Çünkü bizim en büyük eksikliklerimizden bir tanesi de Kur'an-ı Kerim'i doğru bir şekilde idrak edemeyişimiz. Belki hatimler okunuyor, çok fazla cüzler okunuyor aynı günde ama bizim için önemli olan daha fazla Kur'an'ın anlaşılması. Dolayısıyla Kur'an'ın anlaşılmasına yönelik böyle bir çalışmamız da var. Kaldı ki Ramazan ayı zaten malumunuz olduğu üzere Kur'an ayıdır. Dolayısıyla Kur'an'ın öncelenmesi ve daha fazla ön plana çıkarılması gereken bir durumİnşallah bu vesileyle bu açığı da nispeten kapatmaya çalışmış olacağız.” şeklinde konuştu.
VAN’DA 2 BİN 300 YETİM VE İHTİYAÇ SAHİBİNE İFTAR
Van’da bu yıl 2 bin 300 yetim ve ihtiyaç sahibine iftar verileceğini söyleyen Müftü Şık, “Özellikle Türkiye Diyanet Vakfı Van şubesi kadın kolları ve gençlik kolları marifetiyle özellikle bizim fakir fukara kardeşlerimizin, yetim kardeşlerimizin katıldığı iftar programları düzenleniyor. Şimdiye kadarki yaptığımız çalışmalar neticesinde planlanan yaklaşık olarak 2 bin 300 fakir ve yetim kardeşimizin istifade edebileceği iftarlar hazırlandı şu anda. Bu vesileyle ben bütün halkımıza da şunu da ifade etmek istiyorum. En hayırlı iftar sofrası yetim kardeşlerimizin, fakir fukaranın davet edildiği efendim iftar sofralarıdır. Dolayısıyla çok fazla ihtişamlı, çok fazla böyle görkeme dayalı iftar sofraları yapmaktan ziyade daha çok fakir fukarayı düşündüğümüz Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emaneti olarak saydığımız yetimlerin korunması ve onların gözetilmesi çok daha anlamlıdır. Diye düşünüyoruz.” diye konuştu.
“ORUÇ SADECE AÇ KALMAK DEĞİLDİR”
Ramazan’ı “manevi kamp” olarak nitelendiren Şık, orucun sadece yemeden ve içmeden uzak durmak anlamına gelmediğinin altını çizerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ramazan ayının özellikle bir manevi kamp olduğunu herkesin bilmesinde fayda var. Biz bu kampa girmek suretiyle bir taraftan takva derecesine ulaşmayı hedefleyeceğiz. Hem Rabbimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirme, bir taraftan halkımıza karşı sorumluluğumuzu yerine getirme noktasında bir gayretin içerisinde olacağız. Ve şunun da altını çizmekte fayda var. Ramazan ayı dendiğinde ya da oruç dendiğinde sadece şekli olarak yemeden, içmeden kesilmek anlamında değil bir bütün halinde ruhumuzla, kalbimizle, zihnimizle, gözümüzle adeta Allah-u Teala'nın çizmiş olduğu sınırları aşmaksızın kendi kulluk bilincimize vakıf olmayı da bir bilinç olarak hedeflememiz lazım. Çünkü biz oruçlu tuttuğumuzu zannediyoruz aslında olması gereken orucun bizi tutması. Yani kalbimize hakim olacağız, gözümüze hakim olacağız, dilimize hakim olacağız. Hatta zihnimizden geçenlere dahi hakim olacağız ki, orucu biz tutalım ki o da bizi tutmuş olsun. Bu şekildeki bir anlayış ile inşallah Ramazan'ımızı güzel bir şekilde idrak etmenin yollarına bakacağız. Allah'ın izniyle.”
HİLAL TARTIŞMALARINA NET YANIT
Birçok İslam ülkesinde Ramazan ayının bir gün erken başlamasıyla ilgili tartışmalara ilişkin de konuşan Şık, “Bir defa fıkhen yani İslam hukukuna göre de ayın değişik değişik bölgelerde farklı zamanlarda görülebileceği gerçeğidir. Dolayısıyla bulunduğumuz bölge itibariyle yetkililerimiz, bu işin uzmanları olan insanlar, ayın hareketlerini gözetleyerek bir taraftan şeri kriterleri göz önünde bulundurarak bir taraftan da bilimsel verilerden yola çıkarak eğer bir karar vermişler ise ya da bir şeyi ispat etmişler ise bu ispat çerçevesinde o bölge halkının ona uymasında herhangi bir sakınca yok ki olması gerekendir bu. Dolayısıyla şu anda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yetkili bu anlamdaki uzmanları tarafından bir heyet marifetiyle bazen TÜBİTAK ile bazen rasathane ile görüşmeler çerçevesinde yani hem bilimsel hem de ondan sonra diğer şer'i kaynaklar kullanılmak suretiyle Ramazan ayının bu sene ayın 19'una başlamasına ilişkin için bir tespit söz konusu. Dolayısıyla Türkiye olarak bizim bu tespite uygun hareket etmemize herhangi bir sakınca yok. Olması gereken budur. Diğer taraftan şöyle bir hususun altını çizmekte fayda var; Eğer bir memlekette sadece bu konuda değil, herhangi bir meselede, dini meselede bir ihtilaf, bir tartışma söz konusu ise, her ağızdan başka bir söz çıkıyor ise o zaman bu noktalarda, bu ihtilaflı meselelerde yetkili mercilerin varacağı hüküm ve karar herkesi bağlar. Onun için böyle bir karar verilmiş ise o zaman istisnai olarak kendi görüşünü sosyal medya mecralarında ya da kendi hesaplarında ortaya konan insanlara itibar etmekten ziyade böyle yetkili mercilere göre hareket etmek daha isabetli bir davranıştır.” ifadelerini kullandı.