Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun verdiği emsal karar, SGK kayıtlarına işlenmeyen prim kesintileri nedeniyle emeklilik hakkı tartışmalı hale gelen binlerce kişi için yeni bir hukuki sürecin önünü açtı. Özellikle tarım sektöründe geçmişe dönük sigorta başlangıcı iddiası bulunan vatandaşlar açısından kararın önemli sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.
Süreç, 1990’lı yıllarda ürün satışından prim kesintisi yapılmasına rağmen SGK tescili oluşturulmayan bir çiftçinin açtığı dava ile başladı. Çiftçi, elindeki müstahsil makbuzunu delil göstererek sigorta başlangıç tarihinin geriye çekilmesini talep etti. Talebin kabul edilmesi halinde kişinin EYT kapsamına girerek yaş şartı olmadan emekli olabileceği ifade edildi.
İlk derece mahkemesi, sosyal güvenlik hakkının anayasal bir hak olduğuna dikkat çekerek yapılan kesintinin sigortalılık iradesini gösterdiğine hükmetti. Ancak istinaf mahkemesi, primlerin SGK hesaplarına aktarılmadığı gerekçesiyle kararı bozdu.
Dosyanın taşındığı Yargıtay 10. Hukuk Dairesi eksik inceleme nedeniyle yeniden değerlendirme isterken, son sözü söyleyen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu sigortalı lehine karar verdi.
Kurul kararında, vatandaşın kesilen primlerin SGK’ya aktarılıp aktarılmadığını takip etmekle yükümlü olmadığı vurgulandı. Sorumluluğun prim kesintisini yapan ve SGK’ya yatırmayan taraflara ait olduğu belirtildi.
Kararda ayrıca, ürün satışında prim kesintisini kabul eden kişinin sosyal güvenlik sistemine dahil olma iradesini açıkça ortaya koyduğu ifade edilerek, primlerin kuruma işlenmemesinin sigorta başlangıcını engelleyemeyeceği kaydedildi.
Uzmanlara göre özellikle 8 Eylül 1999 öncesinde tarım ürünlerinden prim kesintisi yapılan ancak SGK kaydı oluşturulmayan vatandaşlar, ellerindeki müstahsil makbuzlarıyla sigorta başlangıç tarihlerini geriye çekmek için hukuki başvuruda bulunabilecek. Bu durumun, daha önce hak kaybı yaşayan çok sayıda EYT dosyasını yeniden gündeme taşıyabileceği değerlendiriliyor.





