GÜNCEL HABERLER

Van’da NATO zirvesi öncesi dikkat çeken eylem!

Van’da açılışa hazırlanan soykırım destekçisi Burger King şubesi önünde yaklaşık 3 aydır devam eden boykot nöbetinde bu kez Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesi yaşanan dijital erişim kısıtlamalarına ilişkin basın açıklaması yapıldı.

Abone Ol

Van’ın İpekyolu ilçesi Kazım Karabekir (Maraş) Caddesi üzerinde açılışa hazırlanan Burger King şubesi, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına destek verdiği gerekçesiyle protesto ediliyor. Nisan ayında başlatılan boykot nöbeti, 3’üncü ayını geride bıraktı.

Pazar günü şube önünde bir araya gelen grup, Ankara'da düzenlenecek NATO zirvesi öncesine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak basın açıklaması yaptı.

Açıklamada, NATO zirvesi öncesinde bazı sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildiği ve çeşitli gözaltı işlemleri yapıldığına dikkat çekilerek tepki gösterildi.

200’den fazla kişinin zirve öncesi gözaltına alındığını belirten açıklamada, “Geçtiğimiz günlerde tevhidi hakikatleri dile getiren şahsiyetlerin, bu çizgideki yayın organlarının ve NATO ile küresel çetelere muhalif grupların sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi. Raporlara göre zirve öncesinde en az 209 kişi gözaltına alındığı iddia edildi. gösteriler yasaklandı. Ne zaman bu topraklara küresel çıkar odakları gelse aynı senaryo tekrarlanır: muhalif sesler susturulur, hesaplar askıya alınır, hakikat karartılır. SANSÜRE İNAT, HAKİKAT ÇIĞ GİBİ! Tepki vermezsek sıranın kime geleceğini onların iştahı belirleyecektir. Ne umuyorsunuz acaba? Hesaplar engellendiğinde Gazze'yi yerle bir eden NATO'cu kâfirlerin bu topraklara geldiğinden insanlar haberdar olmayacak mı? Yahut çocuk kanıyla beslenen Epstein'ci alçakların gördüğü özel muameleyi fark etmeyecekler mi? Bu kadar açık bir hakikat, birtakım yasaklarla gizlenemez.” denildi.

“NATO'YA DUR DE, BOYKOTA SARIL!”

Basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“NATO, 1949'da ABD öncülüğünde kurulduğu günden beri savunma değil, Batı merkezli emperyal çıkarların askerî kalkanı olmuştur. Afganistan'da yirmi yıl süren işgalin ardından bir enkaz bırakarak kaçması, Libya'da sivilleri koruma iddiasıyla ülkeyi iç savaşa sürüklemesi, Irak'ta yaşanan büyük yıkım bu sicilin en çarpıcı örnekleridir. Ancak NATO'nun karanlık sicili bunlarla sınırlı değildir: İran 1953 Darbesi, Yunanistan 1967 Cuntası, Şili 1973 Darbesi, Pakistan 1958 ve 1977 darbeleri ve Türkiye'deki 1960, 1971, 1980 askerî müdahaleleri, Gladio ve kontrgerilla yapılanmaları, NATO'nun gizli ve illegal ağlarla ülkelerde siyasal mühendislik yaptığını belgelemektedir. Türkiye'nin en yakın deneyimi ise 15 Temmuz 2016 darbe girişimidir: darbeci askerlerin NATO görevlerinde bulunması, İncirlik Üssü tartışmaları, darbe sonrası kaçanların NATO üyesi ülkelere sığınma taleplerinin kabul edilmesi ve müttefiklerin geç ve mesafeli tutumu, NATO'ya asla güvenilmeyeceğinin açık ispatıdır. NATO'ya dur de, boykota sarıl.

Bu ikiyüzlü düzenin sadece askeri değil, aynı zamanda ekonomik ve ahlaki bir çöküşü temsil ettiğini de görmek gerekir. Öyle bir Batı ki; dünyanın dört bir yanına ölüm kusacak silahlar satar, sonra kürsülere çıkıp arsızca "barış" ister; laboratuvarlarında virüsler üretip yayar, arkasından kurtarıcı gibi aşı pazarlar; milyonlarca insanı gözünü kırmadan öldürür, sonra utanmadan kalkıp "insan hakları" dersi verir; şehirleri yerle bir eder, toprakları işgal eder, ama dilinden o sahte "demokrasi" lafını asla düşürmez. Bu ne bitmez bir vahşet, bu ne ikiyüzlü bir medeniyet! NATO zirveleri silah endüstrisinin, savaş ekonomisinin ve militarizmin büyütüldüğü platformlardır. Her zirvede daha fazla savunma harcaması, daha fazla silahlanma dayatılır. Halklara kemer sıkma dayatılırken eğitimden, sağlıktan kaynaklar kesilir; silah tekellerine ve savaş baronlarına milyarlarca dolar aktarılır. NATO'nun "güvenlik" dediği şey, silah şirketleri için kâr; halklar için yoksulluk, savaş ve ölümdür.

KÜRESEL ÇETELER, BİR GÜN HESAP VERECEK!

Peki ya biz Müslümanlar olarak bu tablo karşısında neredeyiz? Nereye gidiyorsunuz? 11 Müslüman ülke 2026 Dünya Kupası'nda sahaya çıkacak kadar organize. Aynı günlerde Gazze'de resmî kayıtlara göre 73.035 ölü, 173.368 yaralı. Kayıt dışı rakamlar çok daha ağır. Medyanız stadyumları saniye saniye verirken bu rakamlar grafiklerin köşesinde. Her bir "73.035" bir isim, bir çocuk, bir anne. Çocuklar ölürken, stadyumlar sussun! Paylaşmak çözüm değil ama susmamak da bir başlangıç. 11 ülke sahaya çıkacak kadar organizeydiniz, peki bu kalabalık vahdet çatısı altında toplansa, tevhid bilinciyle hareket etse, hilafet sancağı altında birleşseydi? Tağutlara karşı ortak mücadelede tek yumruk olsaydınız, Gazze bugün yalnız olmazdı. Futbol sahasında gösterdiğiniz bu birlikteliği asıl meydanda gösterme vaktidir.

GAZZE'YE SELAM, DİRENİŞE DEVAM!

Bugün NATO'nun en büyük ahlaki çöküş alanlarından biri Filistin meselesidir. İsrail, NATO üyesi olmamasına rağmen Akdeniz Diyaloğu ve askerî iş birlikleriyle Batı güvenlik mimarisinin ayrıcalıklı aktörü hâline gelmiştir. NATO, İsrail'in Gazze'de işlediği soykırım suçlarına fiilen ortak olmaktadır. Çocuklar, hastaneler, okullar, camiler bombalanırken NATO'nun "insan hakları" söylemi iflas etmiştir. Gazze, Batı merkezli düzenin ahlaki çöküşünün en açık göstergesidir. İşte bu küresel tahakküm düzeninin ticari ayağı da boykot listemizdeki tüm şirketlerle birlikte Van'da boy göstermektedir. Burger King bu listeden sadece biridir; ama sembolik olarak en çarpıcı olanıdır. Burger King İsrail, "Kahramanlarımızı destekliyoruz" sloganıyla Gazze işgalinde görevli terörist unsurlara ücretsiz gıda desteği sağlamış, sosyal medya hesaplarını Siyonist ordunun simgeleriyle donatmıştır. Bu şirket, boykotu aşmak için Türkiye'de "Börgır" ismine bürünse de gerçeği gizleyemiyor.

BOYKOT YUMRUKTUR, ZULME VURULUR!

Van'da ikinci bir şube açmaya kalkışmaları bizim onurumuza hakarettir. Buraya dikilen her tabela, Gazze'deki çocukların kanıyla yazılmıştır. Ancak biz yalnızca Burger King'e değil; İsrail'i finanse eden, katliama ortak olan, Müslüman kanından beslenen tüm küresel markalara karşı boykotumuzu sürdüreceğiz. Vicdanlı Van halkı olarak, dijital işgale karşı sesimizi yükseltirken, cebimizle de bu zulüm düzenine destek vermeyeceğimizi ilan ediyoruz.

Buradan açıkça ilan ediyoruz: NATO'nun savaş politikalarını, İsrail'le kurulan askerî ve diplomatik iş birliğini, teröre karşı çifte standartlı müttefiklik anlayışını, küresel sömürü düzenini ve bu düzenin silahlı bekçiliğini yapan NATO politikalarını, silah baronlarının kârı için halkların kanının akıtılmasını ve tüm bu zihniyetin ticari uzantılarını reddediyoruz. NATO'ya sadakat, İslami camiaya barikattır. Keşke bu gerçekleri dile getiren hesapları engellemek yerine, o kâfirleri hak ettikleri şekilde aşağılayıp topraklarımızdan kovsaydınız. "Epstein adalarında çocuklara tecavüz eden, çocukların kanıyla beslenen ve İsrail'in hamisi olan alçakların bizim topraklarımızda yeri yoktur" diyebilseydiniz, bu sizin için hem dünyada hem ahirette şeref olurdu. Fakat siz hakikati gizleme yolunu tercih ettiniz. Biz ise buradayız ve diyoruz ki: Tüm Van halkını bu meşru duruşa çağırıyoruz. Suskunluğu reddediyor, dayatmalara karşı dik duruyoruz. Zulüm dünyada da ahirette de karanlıktır. Ne NATO'nun sansürü, ne boykot listesindeki hiçbir şirketin parası, ne de hiçbir küresel dayatma bizi susturamaz. Kassam Onurumuzdur. Filistin Yalnız Değildir. Adil, bağımsız ve insan onurunu esas alan yeni bir dünya mümkündür. Ve biz bu dünyanın tarafındayız.”