Van’ın Saray ilçesinde 5 yaşındaki Hamza Özsoy’un 13 başıboş köpeğin saldırısı sonucu hayatını kaybetmesi, Türkiye’de sokak köpeği sorununu yeniden siyasetin bir numaralı gündemi haline getirdi. Ancak iktidar partisi içinde konuya yaklaşım, iki milletvekilinin taban tabana zıt açıklamalarıyla adeta ikiye bölündü.
OSMAN MESTEN: "KÖPEKÇİ TERÖRÜNE TESLİM OLMAYACAĞIZ"
AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten, sosyal medya hesabından yaptığı sert açıklamalarla sokak köpeği sorununa müdahale edilmesini savunan kesimin sesi oldu. Mesten, kullanılan kavramları eleştirerek "candost" yerine "it", "mama lobisi" yerine ise "köpekçi terörü" ifadelerinin kullanılması gerektiğini savundu. Mesten, çocukların can güvenliğini ön plana çıkararak, "Köpek güzellemesi yapan kim olursa olsun çocukların can düşmanıdır" diyerek sert bir duruş sergiledi.
PERVİN TUBA DURGUT: "SORUMLUSU ONLAR DEĞİL İNSANLAR"
Mesten’in bu çıkışına karşılık AK Parti İstanbul Milletvekili Pervin Tuba Durgut’tan köpek savunuculuğu olarak yorumlanan zıt bir açıklama geldi. Yaşanan ölümlere rağmen sorunun asıl sebebinin insanların ihmali olduğunu belirten Durgut, "Bu realitenin sorumlusu onlar değil, insanoğlunun umursamazlığıdır" dedi. Durgut ayrıca, barınakların "ölüm kampı" olduğunu iddia ederek toplama kararlarına karşı çıkan ve köpek lobilerini destekleyen bir tavır sergiledi.
BİRİ "TERÖR" DEDİ, DİĞERİ KÖPEK MOTİFLİ TİŞÖRT GİYDİ
İki vekil arasındaki keskin fark, sembollere de yansıdı. Mesten, sokak köpeklerini çocukların "can düşmanı" ilan ederken; Durgut, katıldığı bir söyleşide özellikle tercih ettiğini belirttiği köpek motifli tişörtüyle dikkat çekti. Bir vekilin barınakları çözümün parçası olarak gördüğü süreçte, diğerinin buraları "zulüm kampı" olarak nitelemesi kamuoyunda "parti içinde ortak bir dil yok mu?" sorusunu gündeme getirdi.
VALİ GÜL: "KANUNUN EMRİ NETTİR, TOPLANACAKLAR"
Milletvekilleri arasındaki bu fikir ayrılığı sürerken, bürokrasiden kanun vurgusu geldi. İstanbul Valisi Davut Gül, sahipsiz hayvanların derhal toplanması, kısırlaştırılması ve barınaklarda tutulmasının kanuni bir zorunluluk olduğunu hatırlatarak, tartışmalara hukuki çerçeveden son noktayı koydu.




