İstanbul gibi devasa bir metropolde, gençleri organize suç şebekelerinin radarına girmekten, internetin dehlizlerinde radikalleşmekten ve yalnızlık krizlerinden korumak için tasarlanan bu plan, fiziki duvarların ötesine geçiyor.
Eğitim kurumlarını katı kuralların işlediği birer kışla olmaktan çıkarıp, çocukların zihinsel ve ruhsal gelişimlerini huzurla tamamlayabilecekleri yaşam alanlarına dönüştürmek, bu yeni güvenlik paradigmasının en temel amacı olarak öne çıkıyor.
KAMERA VE DEVRİYEDEN ÇOK DAHA FAZLASI
• İstanbul’da uygulanacak yedi basamaklı güvenlik konsepti, birbirini tamamlayan yedi aşamadan oluşuyor.
• İlk aşama, risk faktörlerinin önceden belirlenmesini içeriyor.
• İkinci aşama, mekan bazlı emniyet tedbirlerini kapsıyor.
• Üçüncü aşama, öğrencinin davranışlarındaki olağanüstü durumları anında tespit eden davranışsal alarm ağlarını içeriyor.
• Dördüncü aşama, kesintisiz sağlanan profesyonel pedagojik yardımları kapsıyor.
• Beşinci aşama, emniyet birimleri ve okul rehberlik servislerinin senkronize çalışmasını içeriyor.
• Altıncı aşama, kurumlar arası entegrasyonu kapsıyor.
• Yedinci aşama, olası bir krize karşı bilinçlendirme süreçlerini içeriyor.
• Bu sistem sayesinde öğretmenler ve yetkililer, şiddete meyilli veya akran zorbalığına uğrayan çocukları erken tespit edip gerekli rehabilitasyonu sağlayabilecek.
ÖNLEYİCİ GÜVENLİK ANLAYIŞIYLA SUÇ ZEMİNİNİ DÖNÜŞTÜRMEK
Bakan Çiftçi, sürecin sadece kamu kurumlarının çabasıyla tamamlanamayacağını belirterek İstanbul’daki anne ve babalara önemli görevler düştüğünü hatırlattı. Çocuğunu dışarıdaki hayatta tek başına bırakmaktan korkan bir ebeveynin, onu internet dünyasında yapayalnız bırakmasının çok daha ölümcül sonuçlar doğurabileceği vurgulandı. Dijital platformlardaki çetelerin ve zararlı akımların, fiziki dünyadaki tehlikelerden çok daha kolay ulaşılabildiğine dikkat çekildi. Devletin "çocuktan önce tehlikeyi görme" vizyonuyla hareket ettiğini dile getiren Bakan Çiftçi, İstanbul’un evlatlarını ne idüğü belirsiz dijital oluşumların insafına terk etmeyeceklerini, suçu meydana getiren sosyolojik zemini tamamen dönüştürerek gençleri bilime ve umuda yönlendireceklerini güçlü bir şekilde beyan etti.