Avukat Abdurrahman Karabulut, açıklamasında özellikle ilacın 34 gün önce gerçekleştirilen ameliyattan kalmış olabileceği yönündeki değerlendirmenin bilimsel açıdan açıklığa kavuşturulması gerektiğini savundu.
“İLACIN VÜCUTTA İZ OLARAK KALMASI BAŞKA, MİDEDE BULUNMASI BAŞKA”
Rokuronyumun damar yoluyla verilen bir ilaç olduğunu belirten Karabulut, 34 gün önce uygulanan bir ilacın mide içeriğinde bulunmasının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Karabulut, “34 gün önce damardan verilen bir ilacın midede bulunması normal ve beklenen bir durum olarak gösterilemez. İlacın vücutta iz olarak kalması başka, mide içeriğinde bulunması başka şeydir” ifadelerini kullandı.
“MİDE ÖRNEĞİNDEKİ MİKTAR AÇIKLANMALI”
Adli Tıp raporunda çürüme sıvısında rokuronyum düzeyinin 5 ng/mL olarak belirtildiğini aktaran Karabulut, mide içeriğinde tespit edilen miktarın ise raporda açık şekilde yer almadığını öne sürdü.
Karabulut, mide örneğindeki miktarın bilinmemesi halinde bu bulgunun öneminin değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Miktar bilinmeden mide bulgusunun ne kadar önemli olduğu anlaşılamaz” dedi.
“AMELİYATTA VERİLMİŞTİ” AÇIKLAMASI YETERLİ DEĞİL
Karabulut, maddedeki tespitin ameliyatta kullanılan ilaçla ilişkilendirilmesinin tek başına yeterli bir bilimsel açıklama olmadığını savundu.
Rokuronyumun vücuttaki etkisinin ve atılım sürecinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Karabulut, 34 günlük sürenin ayrıca açıklanması gereken bir husus olduğunu ifade etti.
Bazı adli tıp uzmanlarının rokuronyumun belirli koşullarda uzun süre eser miktarlarda tespit edilebileceğini değerlendirdiğini belirten Karabulut, buna karşın Rojin Kabaiş’e ilişkin raporda kan, idrar veya göz sıvısında bu maddeye yönelik bir tespit bulunmadığını ileri sürdü.
“POSTMORTEM DAĞILIM AÇIKLAMASI TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL”
Karabulut ayrıca, raporlarda yer alan postmortem dağılım kavramının maddenin neden özellikle mide örneğinde tespit edildiğini tek başına açıklamadığını savundu.
Bazı örneklerde ilacın tespit edildiğini, bazı örneklerde ise bulunmadığını belirten Karabulut, bu farklılığın da bilimsel olarak açıklanması gerektiğini söyledi.
Çürüme sıvısında tespit edilen 5 ng/mL değerinin ölüm anındaki ilaç düzeyi olarak kabul edilemeyeceğini ifade eden Karabulut, ölüm sonrası süreçte meydana gelebilecek değişimlerin de değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
“KESİN OLARAK KANITLANMIŞ DEĞİL”
Ailenin avukatı Abdurrahman Karabulut, açıklamasının sonunda rokuronyum bulgusuna ilişkin tartışmanın bilimsel veriler ışığında açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Midede bulunan rokuronyumun Rojin’in 34 gün önceki ameliyattan kaldığı kesin olarak kanıtlanmış değildir.”
Karabulut, bu nedenle Adli Tıp uzmanlarının mide örneğindeki miktar, diğer biyolojik örneklerdeki sonuçlar, postmortem dağılım ve ilacın 34 gün sonra mide içeriğinde tespit edilmesinin olası mekanizmaları konusunda kamuoyunun anlayabileceği şekilde bilimsel açıklama yapması gerektiğini vurguladı.




