Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 yılına ilişkin il bazında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla verileri, iller arasındaki ekonomik farklılıkları bir kez daha gündeme taşıdı. Kişi başına düşen GSYH tutarının en düşük olduğu iller sıralanırken Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki şehirlerin listede ağırlıkta olması dikkat çekti.
Açıklanan verilere göre Şanlıurfa, kişi başına 188 bin 144 TL’lik GSYH ile listenin ilk sırasında yer aldı. Ağrı 194 bin 660 TL ile ikinci sıraya yerleşirken Van ise 203 bin 49 TL ile Türkiye genelinde üçüncü oldu.

VAN, EN DÜŞÜK DEĞERE SAHİP ÜÇÜNCÜ İL
Van’ın kişi başına düşen GSYH bakımından Türkiye’nin en düşük değere sahip üçüncü ili olması, kent ekonomisine ilişkin göstergeleri yeniden gündeme getirdi. Van’ı sırasıyla Muş, Bitlis ve Batman takip etti.
Bölgedeki illerin listede üst sıralarda yer alması, şehirler arasındaki ekonomik üretim farklılıklarını ortaya koyarken istihdam, yatırım ve üretim kapasitesi gibi konuları da öne çıkardı.

KİŞİ BAŞINA GSYH’Sİ EN DÜŞÜK 10 İL
TÜİK’in 2024 yılı verilerine göre kişi başına düşen GSYH tutarının en düşük olduğu 10 il şöyle sıralandı:
Şanlıurfa: 188 bin 144 TL
Ağrı: 194 bin 660 TL
Van: 203 bin 49 TL
Muş: 230 bin 300 TL
Bitlis: 231 bin 869 TL
Batman: 236 bin 422 TL
Diyarbakır: 245 bin 24 TL
Mardin: 247 bin 416 TL
Kilis: 253 bin 567 TL
Siirt: 261 bin 810 TL

GSYH VERİLERİ NE ANLAMA GELİYOR?
Kişi başına Gayrisafi Yurt İçi Hasıla, bir ilde belirli bir dönemde üretilen ekonomik değerin nüfusa bölünmesiyle hesaplanıyor. Bu gösterge, illerin ekonomik üretim düzeylerini karşılaştırmak açısından önemli veriler sunuyor.

Ancak kişi başına düşen GSYH’nin düşük olması, o ilde yaşayan herkesin aynı düzeyde gelire sahip olduğu veya ilin yoksulluk oranının doğrudan bu rakamla ölçüldüğü anlamına gelmiyor. Hane halkı gelirleri, istihdam olanakları ve yaşam koşulları gibi unsurların da ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.

TÜİK’in açıkladığı sıralama, Van’ın ekonomik üretim göstergeleri bakımından Türkiye’nin alt sıralarında bulunduğunu ortaya koyarken, kentte üretimin artırılması, yeni yatırımların desteklenmesi ve istihdam olanaklarının geliştirilmesi konularını yeniden gündeme getirdi.




