Siyonist işgal rejiminin Gazze'de sürdürdüğü katliam ve soykırımı protesto etmek için bir araya gelen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesindeki akademisyen ve öğrenciler “yürüyüş” düzenledi.

“Filistin’e Destek ve Zulme Karşı Farkındalık” sloganıyla cuma namazı çıkışında Edebiyat Fakültesi önünde toplanan akademisyen ve öğrenciler, Gazze Yolu’ndan merkezi yemekhane binasına kadar yürüdü.
Burada düzenlenen basın açıklamasını İlahiyat Fakültesi öğrencisi Hasan Akkaya okudu. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrenci toplulukları olarak zulme karşı ses yükseltmek, mazlumun yanında olduklarını haykırmak ve insanlık vicdanını yeniden ayağa kaldırmak için bir araya geldiklerini belirten Akkaya, “Filistin’de yıllardır süregelen işgal, baskı ve sistematik zulüm, artık sadece bir coğrafyanın meselesi değil; bütün insanlığın ortak imtihanıdır. Son günlerde gündeme gelen ve Filistin halkına yönelik idam uygulamalarını meşrulaştırmayı amaçlayan tasarı, açıkça bir insanlık suçudur. Bu tasarı; hukuku, adaleti ve en temel insan haklarını ayaklar altına alan, zulmü kurumsallaştırmaya çalışan karanlık bir girişimdir. Bizler bu tasarıyı en güçlü şekilde telin ediyor, reddediyor ve protesto ediyoruz.” dedi.
“ABD ÜSLERİNİN MÜSLÜMAN COĞRAFYADAN SÖKÜLÜP ATILMASI GEREKİYOR”
Siyonist rejimin her geçen gün işgali genişlettiğini söyleyen Akkaya, “Gün geçmiyor ki Siyonist rejim yeni bir baskı ve hukuksuzluğa kalkışmasın. Kullanım hakkı tamamen Müslümanlara ait olmasına rağmen yakın zamanda İran savaşını bahane ederek Müslümanların Mescid-i Aksaya girişi uzun süre yasaklanmış, son olarak da Mescid-i Aksanın avlusuna Siyonist rejimin bayrağı asılmıştır. Filistin’de, Lübnan’da ve diğer Müslüman coğrafyalarda yaşananlar bir “çatışma” değil, açık bir işgal ve zulümdür. Çocukların, kadınların, sivillerin hedef alındığı; evlerin, hastanelerin, ibadethanelerin bombalandığı bir ortamda susmak ise, zulme ortak olmaktır. Biz üniversiteli gençler ve bütün üniversite personeli olarak susmayacağız. Çünkü inanıyoruz ki zulüm karşısında susan dilsiz şeytandır. Bugün burada sadece Filistin için değil, Müslüman coğrafyanın dört bir yanında yaşanan adaletsizlikler için de konuşuyoruz. Küresel güçlerin çıkarları uğruna Müslüman coğrafyada yürüttüğü politikalar; savaşları, kaosu ve gözyaşını beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda Amerika Birleşik Devletleri’nin Müslüman coğrafyada izlediği müdahaleci ve yıkıcı politikaları şiddetle kınıyoruz.” ifadelerini kullandı.

"MASUM KIZ ÇOCUKLARININ KATLEDİLMESİ YÜREKLERİMİZİ DAĞLAMIŞTIR"
Filistin ve İran’a yönelik saldırılarda aktif olarak kullanılan ABD üslerinin kapatılması gerektiğinin altını çizen Akkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Açıkça ifade ediyoruz ki; Müslüman coğrafyada varlık gösteren yabancı askerî güçler ve özellikle ABD üsleri, bu topraklarda barışın değil, gerilimin ve istikrarsızlığın kaynağıdır. Bu nedenle ABD askerî üslerinin Müslüman coğrafyadan sökülüp atılması gerektiğini vurguluyoruz. Özellikle son dönemde İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırılar, bölgeyi daha da istikrarsızlaştıran, gerilimi arttırmakta ve masum insanların hayatını kaybetmesine neden olmaktadır. Bu saldırıları da açıkça protesto ediyoruz. Hiçbir ülkenin, hiçbir gücün başka bir coğrafyada kan dökme, yıkım gerçekleştirme hakkı yoktur. Bu saldırganlığın en acı ve utanç verici tablolarından biri ise İran’ın Minab şehrinde yaşanmıştır. Sivil yerleşim yerlerinin insafsızca bombalanması sonucu, henüz hayatının baharında olan masum kız çocuklarının katledilmesi yüreklerimizi dağlamıştır. Oyun oynaması, eğitim görmesi ve güven içinde büyümesi gereken yavrularımızın, küresel güçlerin kirli hesapları uğruna hayattan koparılması; ne uluslararası hukuka, ne savaş ahlakına ne de insanlık onuruna sığar.”
“İRAN’A YÖNELİK BU BOMBARDIMANLAR, BÖLGEYİ TOPYEKÛN BİR ATEŞ ÇEMBERİNE ÇEKME GAYRETİDİR”
İran’a yönelik saldırıların bölgeyi tamamen savaşa çekme gayreti olduğunu belirten Akkaya, “Buradan bir kez daha haykırıyoruz: Masum sivil Müslümanlara ve İran devletinin egemenliğine yönelik bu bombardımanlar, bölgeyi topyekûn bir ateş çemberine çekme gayretidir. Minab’da şehit edilen o masum kız çocuklarının kanı, zalimlerin yakasına yapışacak ve elbet bir gün adalet yerini bulacaktır. Savunmasız sivillere yönelen her bomba, aslında tüm insanlığın vicdanına atılmaktadır. Bizler üniversite gençliği olarak; adaletten, haktan ve mazlumdan yana tavır almayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. İnancımız bize şunu öğretmektedir: Bir insanın hayatı, bütün insanlığın hayatı gibidir. Bu yüzden Filistin’de, İran’da, Lübnan’da veya dünyanın herhangi bir yerinde akan her damla kan, bizim yüreğimizi yaralamaktadır.” şeklinde konuştu.
“ZULMÜN DEĞİL, İNSANLIĞIN SAFINDA YER ALIN”
Uluslara seslenen Akkaya, “Buradan tüm uluslararası kamuoyuna sesleniyoruz: Artık sessiz kalmayın, adaletin yanında olun. Zulmün değil, insanlığın safında yer alın. Aynı şekilde İslam dünyasına da çağrımızdır: Birlik olun, dirayetli olun ve mazlum kardeşlerinizin yanında somut adımlar atın. Sadece sözle değil, fiilî destekle bu zulmün karşısında durun. Boykot yalnızca bir tepki değil, bir vicdan meselesidir. Alınan her boykotlu ürünün, mazlumların üzerine sıkılan bir kurşuna dönüştüğünü unutmamalıyız. Harcanan her kuruşun, ya adaletin yanında ya da zulmün safında yer aldığını bilerek hareket etmeliyiz. Bu nedenle zayıflayan boykot bilincini diri tutmak, hepimizin ahlaki ve insani sorumluluğudur. Rabbimizden niyazımız; mazlumlara nusret, zalimlere hidayet veya kahır vermesidir. Filistinli kardeşlerimizin direnişini aziz, sabırlarını daim eylesin. Zulmün karanlığı ne kadar koyu olursa olsun, hakikatin nuru mutlaka galip gelecektir.” diyerek sözlerini tamamladı.




