Van’daki boykot nöbetinin 140’ıncı günü ve 20’nci haftasında Kent Meydanı’nda gerçekleştirilen program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.
Ardından Filistin Konvoyu’na katılan Vanlı aktivistler Yunus Köseoğlu, Salih Merdivan, Nihat Tay, H.M. Sıddık Maral ve Mehmet Maşuk Ölmez, konvoy sürecinde yaşadıklarını ve bölgede gördüklerini katılımcılarla paylaştı.
Program kapsamında çocukların yüzleri Filistin renkleriyle boyanırken, vatandaşlar tarafından Gazze’ye not bırakma etkinliği de gerçekleştirildi.

Van Boykot Direnişi adına Eyüp Yürek tarafından okunan basın açıklamasında, boykot nöbetlerinin her hafta farklı bir noktada sürdürüldüğü belirtilerek, Gazze’nin gündemde tutulmasının amaçlandığı ifade edildi.

GÖZ BOYAYAN İLLÜZYONLARA VE BARIŞ MASALINA KARŞI KAMUOYUNA DUYURU
Gazze’de ateşkes ile göz boyandığına dikkati çeken Yürek, “Aylardır tüm dünyanın gözü önünde cereyan eden, vicdanları kanatan ve uluslararası hukuku tamamen rafa kaldıran Gazze’deki insanlık dramı, bugün “ateşkes” veya “diplomatik uzlaşı” kılıfı altında sunulan büyük bir yanılsama ile perdelenmek istenmektedir. Kağıt üzerinde ilan edilen, uluslararası kamuoyunun gazını almayı hedefleyen bu sözde ateşkes; sahada bombardımanın, ablukanın ve sistematik imhanın kesintisiz sürdüğü bir ortamda, işgal rejimine zaman kazandırmaktan başka hiçbir amaca hizmet etmemektedir. Sözde ateşkes süreçlerinin başladığı günden bu yana sahada yaşananlar, varılan mutabakatların ne derece içi boş birer illüzyondan ibaret olduğunu açıkça göstermektedir. Bağımsız gözlemcilerin raporlarına da yansıdığı üzere, sözde ateşkesin yürürlüğe girdiği günden bu yana işgal güçleri 4 binin üzerinde ateşkes ihlaline imza atmıştır. Masum sivillerin, çocukların ve kadınların katledilmeye devam ettiği bir vasatta, kağıt üzerinde kalan hiçbir metin barış barındırmaz.” dedi.

“ŞEHİT SAYISI 73 BİN 400’Ü GEÇMİŞ, YARALI SAYISI İSE 174 BİNİN ÜZERİNE ÇIKMIŞTIR”
7 Ekim 2023’ten bu yana hayatını kaybeden şehit sayısına vurgu yapan Yürek, “Soykırıma uğrayan Gazzeli kardeşlerimiz, “Güvenli bölge” ilan edilerek sivillerin yönlendirildiği Han Yunus ve Refah’taki yerleşkeler, ateşkes süreci boyunca doğrudan ağır bombardımana ve topçu ateşine tutulmuştur. Bölgeye girmesi taahhüt edilen tıbbi malzeme ve gıda tırları sınır kapılarında keyfi olarak bekletilmekte; insani yardım kuyruklarında bekleyen aç ve çaresiz sivillerin üzerine doğrudan ateş açılmaktadır. Hastaneler, ambulanslar ve tıbbi tahliye araçları vurulmaya devam etmekte, diyaliz ve yoğun bakım hastaları dahi ölüme terk edilmektedir. Ateşkes süresince tarlasında çalışan çiftçiler, evlerinin enkazını inceleyen siviller ve bölgedeki gazeteciler hedef gözetilerek nişancı ateşiyle katledilmiş, yüzlerce sivil hukuksuz bir şekilde alıkonulmuştur. Bugün Gazze'de resmi kayıtlara geçen toplam şehit sayısı 73 bin 400’ü geçmiş, yaralı sayısı ise 174 binin üzerine çıkmıştır. Enkaz altında ulaşılamayan binlerce cenaze ve sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle kayıtlara geçemeyen kayıplar düşünüldüğünde, gerçek bilançonun dehşeti çok daha büyüktür. Şehit olanların %70’inden fazlasını henüz hayatının baharındaki çocuklar ve kadınlar oluşturmaktadır. Bu rakamlar yalnızca birer istatistik değil; yıkılan yuvalar, yarım kalan hayatlar ve soykırıma uğrayan bir halkın çığlığıdır. Saldırıların ve ablukanın devam ettiği, insani yardımların bir şantaj malzemesi olarak kullanıldığı her gün, bu bilançoyu daha da ağırlaştırmaktadır. İsrail’in 2 yıldan fazla süredir ağır saldırılar düzenlediği Gazze Şeridi’nde 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren sözde ateşkese rağmen düzenlenen saldırılarda en az 1.254 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 4 bin 121 kişi yaralandı. Ayrıca geçen bu süre boyunca 159 Filistinli Gazze Şeridi’nde alıkonuldu. İsrail ordusu, Ekim 2025’te yürürlüğe giren sözde ateşkesten bu yana Gazze Şeridi’nde 4 bin 91’den fazla ihlal gerçekleştirdi. Bu ihlaller sonucunda yapılan katliamları asla unutmayacağız, unutturmayacağız.” şeklinde konuştu.
“EY İNSANLAR SİZE YALAN SÖYLEDİLER…”
Ateşkesle dünyanın kandırıldığını belirten Yürek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tarih 12 Ekim 2025 sözde ateşkesten sadece 2 gün sonra Filistinli gazeteci Saleh el Caferavi Gazze’de İsrail destekçi çeteler tarafından şehit edildi. Tarih 16 Mart 2026 Batı Şeria’nın Güney Tamon kasabasında işgal ordusu 6 kişilik ailenin arabasına seyir halindeyken kurşun yağdırdı. Anne, baba ve iki çocuk hayatını kaybederken, iki çocuk yaralandı. Tarih 2 Temmuz 2026 Gazze’nin deneyimli kalecilerinden 32 yaşındaki Saleem Al-Ashgar, İsrail güçleri tarafından vurularak katledildi. Tarih 18 Temmuz 2026 Gazze’nin güneyindeki Refah’ta yaşayan ve tıp fakültesinde eğitim gören Takva, Yakin, İhsan ve İman kardeşler güvenli bir yere ulaşmaya çalıştıkları sırada işgalci İsrail askerlerinin saldırısında katledildi. Tarih 30 Temmuz 2026 İsrail ordusu Han Yunus’ta yerinden edilmiş insanların kaldığı bir çadırı bombaladı. 8 yaşında bir kız çocuğu dahil 2 kişi şehit oldu. Çok sayıda kişi yaralandı. Tarih 3 Ağustos 2026 İsrail’in Gazze’ye yönelik yaptığı saldırılarda sadece bir gün içerisinde aralarında henüz yaşını bile doldurmamış bebeklerin de bulunduğu 19 Filistinli katledildi. Tarih 18 Ağustos 2026 Gazze kent sahilindeki bir kafeye düzenlenen İsrail insansız hava aracı saldırısında, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 6 sivil yaşamını yitirdi, 12’den fazla kişi yaralandı.”

“FİLİSTİN, GASP EDİLMİŞ BİR İSLÂM TOPRAĞIDIR”
İslam ülkeleri başta olmak üzere ülke liderlerine seslenen Yürek, “Bizler; Van Boykot Direnişi olarak buradan açıkla beyan ediyoruz; Silahların susmadığı, hava saldırılarının durmadığı ve ablukanın esnetilmediği hiçbir masayı veya diplomatik makyajı kabul etmiyoruz. Sözde İslam ülke idarecileri, kağıt üstünde kalan kınama mesajlarını bırakmalı; işgal rejimine karşı askeri, ticari ve diplomatik yaptırımları derhal hayata geçirmelidir. Ancak bu yeterli değildir. Zira Gazze’nin kurtuluşu, sadece insani yardım faaliyetlerine, sloganlara, boykotlara veya konvoylara havale edilerek gerçekleşmeyecektir. Bugüne kadar yapılan tüm bu faaliyetler, niyetler ne kadar halis olursa olsun, sorunu maalesef çözmemiştir. Filistin, gasp edilmiş bir İslâm toprağıdır ve onun hakkında İslâm’ın hükmü; onu gasp edenden geri alıncaya kadar savaşılmasıdır. Bu savaşı başlatmak, güç ve kuvvet sahiplerinin; uçaklara, füzelere, tanklara ve silahlara sahip olan orduların görevidir. Şarm el Şeyh’te masanın etrafında birleşen ve asker sayısı toplamda iki milyona yaklaşan İslâm ülkelerinin sözde garantör liderleri, Gazze için somut tek bir adım dahi atamamaktadır. Oysa aynı ordular, Amerika’nın çıkarları söz konusu olduğunda harekete geçebilmekte, sömürgecilerin kirli çıkarları için askerî ittifaklar kurabilmektedir. “Ekonomik olarak çökeriz”, “siyasi olarak baskı yeriz” gibi mazeretler öne sürülürken, aynı savunma sanayisinin tüm Avrupa’yı savunacak ve NATO’yu besleyecek güçte olduğu görülmektedir.” ifadelerini kullandı.
Yürek, sözlerini şöyle sona erdirdi:
“Buradan tüm dünyadaki İslam halkları adına talebimizi haykırıyoruz.. Gazze’ye yönelik uygulanan yasadışı ambargo derhal sona ermeli; insani yardım, tıbbi teçhizat ve yakıt girişine şartsız izin verilmelidir. Ancak asıl çağrımız, “Ordular Aksa’ya!”, “Ordular Gazze’ye!” olmalıdır. Bu samimi çağrı ile yöneticileri harekete geçmeye zorlamalıyız. Aynı zamanda bu çağrıyı sadece meydanlarda değil; okullarda, kitaplarda, akademide, medyada ve her bir ferdin vicdanında sürekli kılacak bir bilinç seferberliğini başlatmak zorundayız. Gazze bir aynadır, Kudüs bir imtihandır, Filistin bir medeniyet ölçüsüdür. Bu aynaya bakmadan, bu imtihanı anlamadan, bu ölçüyü kuşanmadan yeni bir yol kuramayız. Gazze’de işgal tamamen sona erene, adil ve kalıcı bir barış tesis edilene, Filistin halkı ve tüm mazlum halklar kendi yaşam hakkına kavuşana kadar bu haksızlığa ve tiyatroya karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.”




