Van'ın komşu ili Ağrı’nın Diyadin ilçesinde yaklaşık 18 yıl süren arama, etüt ve mühendislik çalışmalarının ardından üretime geçen Mollakara Altın Madeni Tesisleri'nin resmi açılışı gerçekleştirildi. Türkiye Varlık Fonu bünyesindeki Türk Altın İşletmeleri tarafından 250 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen tesiste ilk altın dökümü yapıldı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, açılış töreninde bir konuşma gerçekleştirdi.
Yılmaz, madencilik sektörünün katma değerinden terörsüz bölge vizyonuna, dış politikadaki tarihi gelişmelerden bölgesel ittifaklara kadar bir çok konuya değindi.
Madencilikte katma değerin çok daha yüksek olduğunu söyleyen Yılmaz, "Tamamen kendi taşımız, toprağımız. Dolayısıyla burada yaptığımız ihracat, katma değeri en yüksek ihracat. Ülkemize net etkide bulunan bir ihracat. Bu yönüyle madencilik sektörünün ayrı bir önemi olduğunun altını çizmek isterim." dedi.
Yılmaz, "Yaklaşık 18 yıllık arama, etüt, fizibilite ve mühendislik çalışmalarının ardından üretim aşamasına ulaşan Mollakara; 16 Haziran itibarıyla açık ocak üretimine başlamış, bundan bir ay sonra, 16 Temmuz'da ilk altın dökümü gerçekleştirilmiştir. Bu noktada şunun da altını çizmek isterim; az önce Sayın Cumhurbaşkanımız da videoda ifade etti: Aramakla bulamayabilirsiniz ama bulanlar hep arayanlardır. Dolayısıyla bu felsefeyle, bu anlayışla biz de hareket ediyoruz. Ülkemizde özellikle AK Parti, Cumhur İttifakı döneminde arama faaliyetlerine apayrı bir hız kattık. Türk Altın'ın da 7 gün 24 saat sondaj yaptığını biliyoruz. İşte bu sondajlar sayesindedir ki yeni değerler keşfediliyor ve ekonomimizin, toplumumuzun refahına katkıda bulunulmuş olunuyor." diye ekledi.
Türkiye Varlık Fonu bünyesine katılmasının ardından Türk Altın'ın üretime kazandırdığı ilk altın madeni olması bakımından Mollakara'nın ayrı bir anlam taşıdığını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
"Mollakara'da yapılan yatırımın tutarı 250 milyon dolardır. Bu yıl üretimin 1 ton civarında olmasını bekliyoruz ve 5 yıllık süreçte —şu anda planlanan 5 yıllık süreçte, ilk 5 yıllık dönemde diyelim— 17 tona yakın altın üretilecektir. Yeni aramalar devam ediyor, onun detayına ben girmeyeyim ama gerçekten güzel bir perspektife sahip olunduğunu biliyoruz. İnşallah daha uzun yıllar çok daha yüksek miktarlara ulaşacak şekilde altın üretimi burada devam edecek; Ağrı'mızın, ülkemizin ekonomisine katkı sunmaya devam edecek.
Biz altına biraz meraklı bir milletiz, biliyorsunuz. Her sene 150 tondan fazla altın ithal ediyor Türkiye. Altın ithalatı geçen sene olmasaydı cari açığımız neredeyse olmayacaktı. Yani petrolden, enerjiden sonra en önemli cari açık kalemimiz altın ithalatı. 150 tondan fazla her sene ithal ediyoruz. Ziynet eşyalarını kastetmiyorum, yanlış anlaşılmasın; o bizim kültürümüz, o elbette devam edecek. Ama altınla tasarruf yapma anlayışı da maalesef biraz fazla güçlü ülkemizde. En azından bu altınların sisteme daha fazla girmesi, üretime, yatırıma dönüşmesi beklentimiz. Bunu da buradan bir kez daha ifade edeyim. Ben bazı yerlerde söylüyorum, burada da söyleyeyim: Merkez Bankamızın rezervinden katkat fazla milletimizin rezervi var. Ama bunu uluslararası kurallar gereği bilançolara pek yansıtamıyoruz. Bu da risk primlerimizin daha fazla aşağıya düşürmemize engel oluyor. İnşallah bu daha fazla yansır ve Türkiye'nin gücü daha fazla görülür, bunu da ifade etmiş olayım."
Bu tesiste bu yıl 1 ton, gelecek yıl 3 ton altın üretileceğini söyleyen Cevdet Yılmaz, "Ondan sonraki yıllarda da 3'er ton, inşallah ileride daha da fazla sadece bu tesislerimizde altın üretilecek. Dolayısıyla bu tesis, Türkiye'nin altın üretimini tek başına yüzde 10 arttırmış olacak. 30 tonu 33 tona çıkarmış olacak. Bu çok sevindirici gerçekten. 5 yıllık dönemde 17 tona yakın altın üretmiş olacak bu tesisimiz ve bunun bugünkü fiyatlarla baktığımızda 2,5 milyar dolar gibi bir rakama tekabül ettiğini görüyoruz. Yani bu tesis, ülkemizin 5 yıllık süreçte cari dengesinin iyileşmesine, cari açığın düşmesine sadece bu tesisin 2,5 milyar dolarlık bir katkısı olacak. Emeği geçenleri tekrar tekrar tebrik ediyorum, yürekten kutluyorum." dedi.
Terörsüz Türkiye süreci
Ülkenin, Türkiye Yüzyılı'nda terörden uzak, terörün artık gündem olmadığı bir Türkiye'ye doğru gittiğini belirten Yılmaz, "Ve bu ortamdan da tüm Türkiye istifade edecek. Tüm Türkiye kazanacak, 86 milyon kazanacak. Ama en çok da Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan insanlar kazanacak. İşte bu yatırım ortamıyla, ekonomik gelişmeyle, kalkınmayla çok farklı bir dönem oluşmuş olacak. Bunun altını özellikle çizmek istiyorum." diye belirtti.
Yılmaz, "Biliyorsunuz meclisimizden 467 'evet' oyuyla 7595 sayılı kanun çıkmış oldu. Bu kanundan sonra başkanlığını yaptığım Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulumuzu topladık. Orada da çok önemli kararlar aldık. Bir yol haritası oluşturduk ve inşallah bu konuda önümüzdeki süreçte sahayı çok dikkatli bir şekilde değerlendireceğiz, izleyeceğiz. Bu konuda tespitler yapacak ilgili kurumlarımız; sahadaki gelişme, somut gelişmeler konusunda güvenlik kurullarımız, ilgili kuruluşlarımız çok net tespitler yapacaklar. Bu tespitlerin Milli Güvenlik Kurulumuzda teyidi ile birlikte bu süreç başlamış olacak. Kanunda böyle çıktı meclisimizden, biliyorsunuz." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bütün diğer maddelerin hayata geçmesi; silahların bırakılması ve tasfiye süreçlerinin tamamlanmasıyla bağlantılı. İlk maddede bu yazıyor: Önce silahlar bırakılacak, tasfiye süreci bitecek. Bu sahada tespit edilecek, Milli Güvenlik Kurulumuzca teyit edilecek; daha sonra diğer maddeler işler hale gelmiş olacaklar. Bizim hedefimiz bu hayırlı süreci en hızlı şekilde tamamlamaktır. Bunu en hızlı, en etkili bir şekilde bu süreci hayata geçirmektir. Bu yönde de gayretlerimizi yoğunlaştırmış durumdayız. Bütün ilgili kurumlarımız üzerlerine düşen görevi hakkıyla yapıyorlar, çalışmalarını yürütüyorlar; bunu da ifade etmiş olayım. Ve çok koordineli, eş güdüm içinde bu çalışmaları sürdüreceğiz."
Suriye'de YPG/SDG'nin feshi
Dün Suriye'de SDG/YPG'nin kendisini feshettiğini hatırlatan Yılmaz, "Çok önemli bir toplantı oldu. Bundan dolayı da büyük memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek isterim. Biz kendi birliğimizi, istikrarımızı istediğimiz gibi bölgemizdeki komşu, dost ülkelerde de birlik beraberlik içinde olmasını istiyoruz. Toprak bütünlüğünün, egemenliğinin, milli birliğinin sağlanmasını, devam etmesini istiyoruz. İstikrarlı bir Suriye istiyoruz." şeklinde konuştu.
Yılmaz, "Ama bu istikrar için de elbette kapsayıcı bir yönetim anlayışını savunuyoruz. Nedir kapsayıcı yönetim anlayışı? Arabıyla, Kürdüyle, Türkmeniyle, Alevisiyle, Nusayrisiyle, Sünnisiyle bütün farklı kimlikleri kucaklayan; bir ve bütün bir Suriye'den yanayız. Farklılıklarını insanların rahatça yaşadığı ama tek bir devlet çatısı altında, tek bir ordu bünyesi içinde ülkelerini korudukları, istikrarlarını korudukları bir yapılanma... Bu çok önemli. Suriye'de bu yönde gelişmeler sağlanmasını memnuniyetle karşılıyoruz. İnşallah sahada bu işlerin çok daha hızlı bir şekilde geliştiğini görürüz. Bundan birkaç yıl önceki Suriye ile bugünkü Suriye'yi mukayese ederseniz bölgemizdeki gelişmeyi görmüş olursunuz. O yüzden diyoruz ki: Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge. Hem terörsüz Türkiye hem terörsüz bölge." ifadelerini kullandı.
Mekke Anlaşması
Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bölgemizin istikrarı, refahı huzur ortamıyla çok yakından ilgili. Yine son dönemde Mekke Anlaşması ile Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan arasında varılan ittifaklık anlaşması da çok önemli. Burada da biliyorsunuz, bu üç ülkenin —üçü de çok önemli ülke— güçlerini bir araya getiren caydırıcı bir savunma anlaşması yapmış durumdayız. İleride inşallah buna başka ülkeler de dahil olacaktır, buna inanıyoruz. Türkiye olarak da bunu savunuyoruz. Tabii ki bu üç ülkenin belirleyeceği şartlarla, uzlaşmayla daha da genişleyecektir bu yapılanma ve bölgemiz çok daha istikrarlı hale gelecektir.
Bu bölge uzun yıllar emperyalist oyunlara alan oldu. Kardeşi kardeşe karşı getirdiler ve bu bölgenin kaynaklarını alıp sömürdüler. Şimdi diyoruz ki bu bölgede kardeşlik güçlensin. Bu bölgenin kaynakları, bu bölgedeki ülkelerin kaynakları kendi insanı için kullanılsın. Başka ülkelere hizmet edilmesin. Kendi ülkesinde kendi insanına hizmet etsin. Tıpkı bugün Ağrı Diyadin'de açtığımız bu tesis gibi. Milletimize hizmet etsin, başkalarına değil. Komşularımızda da aynısını görmek istiyoruz.
Suriye'nin istikrarı Türkiye'nin istikrarıdır. Irak'ın istikrarı Türkiye'nin istikrarıdır. Bölgemizin huzuru, istikrarı bizim istikrarımızdır. Bunu yaşayarak gördük. Suriye'de o zor dönemlerde, o yangının olduğu dönemlerde bize, bölgeye yansımalarını, dünyaya yansımalarını hep birlikte gördük. Dolayısıyla huzurlu bir Suriye aynı zamanda bölgesel istikrara ve refaha büyük katkı sağlayacaktır. Ben bu vesileyle dirayetli yönetimi için Şara'yı ve Şara yönetimini, Cumhurbaşkanı Şara'nın yönetimini buradan tebrik etmek istiyorum.
İnşallah kardeşliğimiz daha da güçlenecek. Milletimizin terörü artık konuşmadığı bir Türkiye'de huzurun kalıcı, refahın, güvenin, yatırıma, istikrara, üretime dönüştüğü bir Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz."
Programda kısa bir konuşma yapan Ağrı Valisi Önder Bozkurt ise şunları söyledi:
"Mollakara Altın Madeni"nin yerin altındaki zenginliği yerin üstüne çıkararak ekonomiye çok önemli katma değerler oluşturuldu.
Yatırımın istihadama da katkı sunduğunu ve 'Terörsüz Türkiye' hedefi kapsamında kentte çok önemli çalışmalar yaptıklarını belirten Bozkurt, şöyle konuştu:
"Bu tesis birkaç açıdan yine önem arz eden bir noktadadır. Bu yıl içerisinde 32 bin onsa yakın bir üretim söz konusu olacak. 5 yıl içerisinde neredeyse 15-17 tonlara varan bir üretim olacak."
AK Parti Ağrı Milletvekili Ruken Kilerci ise Ağrı'nın yer altındaki zenginliğini modern teknolojiyle, emekle, ülkenin ekonomisine kazandıracak yeni bir dönemin kapılarını açtıklarını belirtti.
Kilerci, "Biz Ağrı'yı yalnızca doğal güzellikleriyle değil, üreten, istihdam oluşturan, Türkiye ekonomisine daha güçlü katkı sağlayan bir şehir olarak anılmasını istiyoruz. Bu nedenle son yıllarda kazandırılan tüm yatırımların üzerine bugün çok daha büyük, çok daha yeni bir halka ekliyoruz." şeklinde konuştu.



