HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Şahzade Demir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında; gelir vergisinde aile esaslı vergi sisteminin getirilmesine, yeni eğitim-öğretim yılında ailelerin yükünün hafifletilmesine ve eğitim desteğinin artırılmasına, süresiz nafaka sorunu ile staj sigortasının emeklilikte başlangıç sayılmasına dair değerlendirmelerde bulundu.

Demir, basın açıklamasına geçen hafta sonu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Girne-Taşucu seferini gerçekleştirirken batan feribotta vefat edenlere Allah'tan rahmet, acılı ailelerine başsağlığı ve yaralı kurtulanlara da acil şifalar dileyerek başladı.

Marmara Denizi'nde yaşanan gemi kazasından dolayı da derin üzüntü duyduğunu belirten Demir, iki büyük kazadan etkilenenlere geçmiş olsun dileklerini ileterek kayıp vatandaşların bir an önce sağ salim bulunmasını temenni etti.

“ÜÇ ÇOCUKLU BİR ÇALIŞAN İLE BEKÂR BİR ÇALIŞANIN AYNI VERGİ TARİFESİNE TABİ TUTULMASI ADİL DEĞİLDİR”

Vergide adaletin sağlanmasının toplumsal birliktelik ve huzur için atılması gereken en önemli adımların başında geldiğini belirten Demir, “Ücretlilerin gelir vergisi tarifesi yeniden düzenlenmeli, vergi sistemi, çalışanların geçim şartlarını ve aile yükünü dikkate alacak bir yapıya kavuşturulmalıdır. Mevcut sistemde ücret gelirleri vergilendirilirken çalışanın medeni durumu, eşinin gelir durumu ve çocuk sayısı dikkate alınmamaktadır. Oysa aynı gelire sahip iki çalışanın geçim yükü aynı değildir. Üç çocuklu bir çalışan ile bekâr bir çalışanın aynı vergi tarifesine tabi tutulması hakkaniyetli ve adil değildir. Bu nedenle gelir vergisinin ilk dilimi, dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırına bağlanmalı ve bu eşik her yıl otomatik olarak güncellenmelidir. Böylece enflasyon nedeniyle çalışanların yıl içinde daha yüksek vergi dilimlerine sürüklenmesinin önüne geçilmelidir.” dedi.

“VERGİ SİSTEMİ AİLEYİ DESTEKLEYEN VE ADALETİ ESAS ALAN BİR YAPIYA KAVUŞTURULMALIDIR”

Ücret gelirlerinde de aile esaslı vergilendirme modeline geçilmesi önerisinde bulunan Demir, “Vergi matrahları belirlenirken çalışanın medeni durumu, eşinin gelir elde edip etmediği ve çocuk sayısı dikkate alınmalı; bakmakla yükümlü olunan kişi sayısı arttıkça vergiye tabi gelir eşiği yükseltilmelidir. Örneğin bekâr çalışan için temel eşik uygulanırken, eşi çalışmayan ve çocuk sahibi çalışanların vergi dilimine giriş sınırı kademeli olarak yükseltilmelidir. Böylece vergi yükü, kişinin yalnızca kazancına değil, gerçek mali gücüne ve aile yüküne göre belirlenmiş olur. Vergi sistemi aileyi ve emeği cezalandırmamalı; çalışanı enflasyona karşı koruyan, aileyi destekleyen ve adaleti esas alan bir yapıya kavuşturulmalıdır.” ifadelerini kullandı.

“YENİ EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINDA AİLELERİN YÜKÜ HAFİFLETİLMELİ, EĞİTİM DESTEĞİ ARTIRILMALIDIR”

Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına kısa bir süre kala milyonlarca velinin, çocuklarının eğitim masraflarını karşılayabilmenin hesabını yaptığına dikkat çeken Demir, “Artan kırtasiye, okul kıyafeti, ulaşım, beslenme ve yardımcı kaynak giderleri, dar gelirli aileler açısından ciddi bir ekonomik yük haline gelmiştir. Bugün bir öğrencinin yalnızca kırtasiye, forma, ulaşım, beslenme ve yardımcı kaynak giderleri dikkate alındığında yıllık eğitim maliyeti servis kullanılmadığında yaklaşık 40-66 bin TL'ye, servis kullanıldığında ise 60 bin TL'den başlayarak 100 bin TL'nin üzerine çıkabilmektedir. Bu tablo karşısında dar gelirli ailelerin yalnız bırakılması kabul edilemez. Sosyal devletin görevi, çocukların eğitim hakkını ailelerin ekonomik imkânlarına terk etmek değil, her çocuğun eşit ve nitelikli eğitime erişimini güvence altına almaktır.” şeklinde konuştu.

“KIRTASİYE DESTEĞİ EN AZ 5 BİN TL'YE ÇIKARILMALI”

Kırtasiye desteğinin en az 5 bin TL’ye çıkarılmasını talep eden Demir, şunları söyledi: “Asgari ücretli ve dar gelirli ailelerin çocuklarına verilen kırtasiye desteği en az 5 bin TL'ye çıkarılmalı, eğitim yardımları her yıl enflasyon ve eğitim maliyetlerindeki artış dikkate alınarak güncellenmelidir. Bununla birlikte ihtiyaç sahibi öğrenciler için ücretsiz okul yemeği, ücretsiz veya indirimli ulaşım ve eğitim materyali desteği yaygınlaştırılmalıdır. Çocuklarımızın eğitim hakkı tasarruf konusu yapılamaz. Bir çocuğun okul çantasının dolu olması, bir ailenin temel ihtiyaçları arasında tercih yapmak zorunda bırakılmaması sosyal devletin sorumluluğudur. Kamu kaynakları, çocuklarımızın geleceğine yatırım için kullanılmalı; yeni eğitim-öğretim yılı aileler için yeni bir borç ve geçim krizine dönüşmemelidir.”

“SÜRESİZ NAFAKA MESELESİNDE ADİL VE ÖNGÖRÜLEBİLİR BİR DÜZENLEME YAPILMALIDIR”

Kamuoyunda uzun süredir çözüm bekleyen yoksulluk nafakası düzenlemesine ilişkin de önemli açıklamalarda bulunan Demir, “Süresiz nafaka meselesinde artık adil ve öngörülebilir bir düzenleme yapılmalıdır. Boşanma sonrasında ekonomik açıdan mağdur olan tarafın korunması önemli olmakla birlikte; bu durum, eşler arasında yıllarca, hatta ömür boyu sürebilen mali bağımlılığa dönüşmemelidir.” diye konuştu.

“MEHİR HUKUKEN GÜVENCE ALTINA ALINMALI, ÇOCUKLARIN NAFAKA HAKKI GÜÇLÜ BİÇİMDE KORUNMALIDIR”

Boşanma sonrasında ekonomik zorluk yaşayan tarafın korunmasının önemine dikkat çeken Demir, mevcut kanunun hem nafaka yükümlüleri hem de çalışma hayatından uzak kalmış kadınlar açısından ciddi mağduriyetler ürettiğini vurguladı.

Yoksulluk nafakasının evlilik süresi, tarafların ekonomik durumu ve somut şartlar dikkate alınarak süreli ve ölçülü hâle getirilmesi gerektiğini belirten Demir, “Uzun yıllar ailesine ve çocuklarına emek vermiş, bu nedenle çalışma hayatından uzak kalmış kadınların mağdur olmaması açısından ‘aile içi emekleri’ hukukta karşılık bulmalı, ihtiyaç sahibi olanlara sosyal devlet olmanın gereği olarak destek olunmalıdır. Ayrıca mehir hukuken güvence altına alınmalı, çocukların nafaka hakkı güçlü biçimde korunmalıdır.” dedi.

“SÜRESİZ NAFAKA SONA ERMELİ, ADALET ESAS ALINMALIDIR”

Mevcut sistemin eşler arasında ömür boyu süren bir cezalandırmaya dönüştüğünü belirten Demir, “Adalet, taraflardan birini seçmek değil, herkesin hakkını gözetmektir. Süresiz nafaka sona ermeli; yerine adalet, hakkaniyet ve sorumluluk dengesini esas alan yeni bir sistem kurulmalıdır.” çağrısında bulundu.

Van’daki kantinciler ESOB’da istişare toplantısında buluştu
Van’daki kantinciler ESOB’da istişare toplantısında buluştu
İçeriği Görüntüle

“STAJ SİGORTASI EMEKLİLİKTE BAŞLANGIÇ SAYILMALI”

Türkiye’de birçok kişinin çözüm beklediği konulardan birinin de staj ve çıraklık döneminde yapılan sigorta girişlerinin emeklilik hesabında başlangıç kabul edilmemesi olduğunu ifade eden Demir, “Lise veya üniversite yıllarında iş yerine giderek çalışan, üretime katkı sağlayan, mesai harcayan ve adına sigorta girişi yapılan gençler, aslında çalışma hayatına ilk adımlarını atmaktadır. Ancak bugünkü uygulamada staj ve çıraklık döneminde ödenen primler yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı gibi kısa vadeli sigorta kollarını kapsamaktadır. Yaşlılık sigortası primleri yatırılmadığı için bu dönem emekliliğe esas başlangıç olarak kabul edilmemektedir. Bu durum, insanların emeklilik yaşını ve çalışma planlarını doğrudan etkilemektedir. Genç yaşta emeğini ortaya koyan insanların yıllar sonra mağdur edilmesi hakkaniyetle bağdaşmamaktadır.” diye konuştu.

“GENÇ YAŞTA ÇALIŞMA HAYATINA ATILANLARIN HAKLI BEKLENTİLERİ KARŞILANMALI”

Staj ve çıraklık dönemlerinin emekliliğe esas sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesinin yıllardır devam eden bu mağduriyetin giderilmesi açısından önemli bir adım olacağının altını çizen Demir, “Genç yaşta çalışma hayatına atılan insanların haklı beklentileri karşılanmalı, bu mesele adalet ve hakkaniyet temelinde çözüme kavuşturulmalıdır.” çağrısı yaptı.

Kaynak: İLKHA