Gazze Şeridi’nde 7 Ekim 2023’te başlayan soykırımın üzerinden 1000 gün geçti. Devam eden katliam ve saldırılara dikkat çekmek isteyen HÜDA PAR Van İl Başkanlığı basın açıklaması düzenledi.
Beşyol Meydanı’nda düzenlenen ve Kur'an'ı Kerim tilaveti ile başlayan programa HÜDA PAR Van il yönetimi, partililer, STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Parti adına basın açıklamasını okuyan HÜDA PAR Tuşba İlçe Başkanı Emre Aycan, “Gazze’de insanlık tarihinin gördüğü en aşağılık ve en vahşi soykırımı tam 1000 gündür tüm dünyanın gözü önünde barbarca devam etmektedir. Uluslararası hukukun, satılık insan hakları örgütlerinin ve adalet maskeli küresel tiyatroların tamamen yere serildiği bu 1000 gün, sadece siyonizmin vahşetini değil; bölge devletlerinin ve işbirlikçi rejimlerin içine düştüğü zilleti ve rezilliği de ibretlik bir şekilde tarihe kazımıştır. Küresel katil ABD, bu soykırıma sınırsız siyasi ve askeri destek sağlayarak soykırımın birinci derece sorumlusu olmuştur. Bununla beraber ABD’nin diplomatik ayak oyunlarıyla sahneye sürdüğü ve terör şebekesine nefes aldırmaktan başka hiçbir amaca hizmet etmeyen 10 Ekim’deki sözde ateşkes tiyatrosu, yüzlerce Filistinlinin daha şehit olmasına yol açmıştır. Buradan o anlaşmanın altına imza atan devletlere soruyoruz: İşgalci katil sürülerinin yüzlerce canı vahşice katletmesi sözde ateşkesi bozmuyorsa, izzetli direnişçilerden birinin vatanını korumak için tek bir işgalciyi hedef alması bu anlaşmayı bozacak mı? Olası bir misillemede, o masada imza atan garantör devletler çıkıp Gazzelilere sahip çıkacak mı? Her anlaşmaya ihanet eden ve ateşkesi ‘daha az saldırı’ olarak uygulayan bu gözü dönmüş siyonist çete; Gazze'yi sadece yukarıdan yağan bombalarla değil, açlığı ve susuzluğu da barbarca birer kitle imha silahı olarak kullanarak açık bir hava mezarlığına dönüştürmektedir.” dedi.
“2 MİLYAR NÜFUSA SAHİP İSLAM ALEMİ TERÖR ŞEBEKESİNİ DURDURMAKTA ACİZ KALMIŞTIR”
İslam aleminin siyonist rejimin saldırıları karşısında aciz kaldığına vurgu yapan Aycan, “Bugün Gazze’de 2 milyondan fazla Müslüman en temel hak olan temiz suya erişememektedir. Bölgeye ilaç, tıbbi malzeme ve bir lokma yiyeceğin girişi bile kısıtlanmaktadır. Konforlu evlerimizde bile tahammül etmekte zorlandığımız bu kavurucu yaz sıcaklarında, milyonlarca mazlum derme çatma naylon çadırlarda, susuz ve ekmeksiz bir ölüm kalım mücadelesi vermektedir. Gözü dönmüş siyonist caniler bununla da yetinmemekte; sığınılan o derme çatma bez parçalarını bombalarla, füzelerle hedef almakta ve kundaktaki bebekleri diri diri yakarak katletmektedir. Bu ümmetin yüz akı olan kahramanlar, canlarını ve kanlarını Müslümanların şerefi için feda etmişlerdir. Şehadet şerbetini içen; Muhammed Dayf’tan Yahya Sinvar’a, İsmail Heniyye’den Ebu Ubeyde’ye kadar bu davanın sarsılmaz liderleri, 2 milyar Müslüman’ın haysiyetini savunmuşlardır. Tarih, bu dönemi İslam coğrafyasının hatta insanlığın en büyük, en karanlık utanç sayfası olarak yazacaktır. 2 milyar nüfusa sahip İslam alemi, topu topu 7 milyonluk bir terör şebekesini durdurmakta aciz kalmıştır.” şeklinde konuştu.
“GARANTÖR ÜLKELER TAM ANLAMIYLA TASFİYE OLMUŞ DURUMDADIR”
Sözde ateşkes anlaşması sonrası garantör olan ülke liderlerine dikkati çeken Aycan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu korkaklıktan ve sessizlikten cesaret alan siyonist katiller, işgali Lübnan’a ve Suriye’ye yaymış; Yemen’e ve İran’a yönelik pervasız saldırılarla tüm bölgeyi topyekûn bir savaşın içerisine sürüklemiştir. Bölge ülkeleri ucuz ve omurgasız bahanelerin arkasına sığınamazlar. ABD’yi durdurmanın yolu onu besleyen damarı kesmektir. Soykırımın tam ortasında katliamları açıkça finanse eden, siyonizmin hamisi Trump’a verilen 3 trilyon dolarlık yatırım sözü derhal iptal edilseydi, o da yularını tuttuğu siyonistleri durdururdu. Katilin kasasına milyarlarca dolar akıtmaya devam edip, sonra da "çaresizlik" edebiyatı yapmak, ümmetin aklıyla alay etmektir. O sözde ateşkes anlaşmalarına Filistin tarafının güvencesi, garantörü olarak imza atan ülkeler ve Trump’ın emlak projesine dönüşen sözde barış kurullarına koşa koşa katılan devletler, bugün tam anlamıyla tasfiye olmuş durumdadır. O masa da kurulan o uyduruk kurumlar da Trump’ın ve siyonizmin ticari çıkarlarını, kirli planlarını bölgede uygulamaktan başka hiçbir işe yaramamıştır.”
“SİLAHSIZLANDIRILMASI GEREKEN SİYONİST TOPLULUKTUR”
Filistinli direnişçilerin değil işgal rejimi askerlerinin silahsızlandırılması gerektiğini belirten Aycan, “Bugün Müslümanların izzetini, şerefini, namusunu ve Mescid-i Aksa'nın onurunu koruyan bir avuç şanlı direnişçiyi, ABD’nin isteğiyle silahsızlandırma peşine düşenler açıkça ihanet içerisindedir. Buradan tüm dünyaya ve yerli işbirlikçilere haykırıyoruz: Silahsızlandırılması gerekenler; öz vatanlarını, namuslarını ve mukaddesatlarını korumak için canlarını ortaya koyan Gazzeli mücahidler değildir. Silahsızlandırılması gereken; elinde kitle imha silahları bulunduran, fiilen üç ülkeyi işgal altında tutan ve tüm bölgeyi kan gölüne çeviren o katil, gayrimeşru siyonist topluluktur. Gazze’deki direniş, İslam ümmetinin onur ve haysiyet savaşıdır. Bu savaşa sırtını dönenler, koltukları ve dolarları uğruna siyonizme ve ABD’ye uşaklık edenler, tarihin, insanlığın ve Allah’ın huzurunda mutlaka lanetlenecek ve hesap vereceklerdir. Rabbimizden niyazımız odur ki; Gazze’de direnen kardeşlerimize nusretini indirsin, şehitlerimizi rahmetiyle kuşatsın, yaralılarımıza şifa, mazlumlara sabır ve ümmete yeniden vahdet, izzet ve diriliş nasip etsin.” diyerek sözlerini tamamladı.
Program yapılan dua ile sona erdi.