Kabaiş ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut, Rojin Kabaiş’in 11 Eylül 2024 tarihinde geçirdiği ameliyata ilişkin tıbbi kayıtlar ile Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporların yeniden incelendiğini belirterek, dosyada önemli bulgulara ulaştıklarını savundu.

ROJİN KABAİŞ 27 EYLÜL’DE KAYBOLDU

20 Mart 2003 doğumlu Rojin Kabaiş, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisiydi. Genç üniversite öğrencisi, 27 Eylül 2024 tarihinde kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamaması üzerine kayıp olarak aranmaya başlandı.

18 gün süren arama çalışmalarının ardından Kabaiş’in cansız bedeni, 15 Ekim 2024 tarihinde Van Gölü’nün Tuşba ilçesine bağlı Mollakasım Mahallesi kıyısında bulundu. Rojin’in cenazesi, 16 Ekim’de memleketi Diyarbakır’da toprağa verildi.

İlk otopsi incelemelerinde genç öğrencinin bedeninde kesici veya ateşli silah yaralanması ile kemik kırığına rastlanmadığı bildirilmişti.

ATK RAPORUNDA ÖLÜM NEDENİ NASIL DEĞERLENDİRİLDİ?

Dosyaya giren Adli Tıp Kurumu raporunda, yapılan otopsi, toksikolojik ve histopatolojik incelemeler sonucunda Rojin Kabaiş’in ölümünün suda boğulma sonucu meydana geldiği ifade edildi.

Van’da sıcak hava geri çekiliyor mu? Meteoroloji açıkladı!
Van’da sıcak hava geri çekiliyor mu? Meteoroloji açıkladı!
İçeriği Görüntüle

Raporda ayrıca ölümün 27 Eylül 2024 tarihinde gerçekleşmiş olabileceği ve genç kızın 27 Eylül ile 15 Ekim arasında suda kalmış olabileceği değerlendirildi. Bununla birlikte suda boğulma olayının intihar, kaza veya başka bir kişinin etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin tıbben belirlenemediği kaydedildi.

Toksikolojik incelemelerde ise mide içeriği ve iç organ örneklerinde çok az miktarda ornidazole ve rocuronium etken maddeleri tespit edildiği açıklandı. ATK değerlendirmesinde bu bulguların mevcut haliyle zehirlenme sonucunu gösteren tıbbi delil olarak kabul edilmediği bildirildi.

“BİYOKİMYASAL OLARAK İMKÂNSIZ”

Rojin Kabaiş ailesinin yeni avukatı Av. Abdurrahman Karabulut ise ameliyat kayıtları ile otopsi raporlarının adli-tıbbi açıdan yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Karabulut, yaptığı açıklamada özellikle rocuronium maddesine dikkat çekerek, bu ilacın 11 Eylül 2024 tarihindeki ameliyattan haftalar sonra otopsi sırasında tespit edilmesinin kendilerine göre açıklanamayacağını ileri sürdü.

Rojin Kabaiş’in aile avukatı Av. Abdurrahman Karabulut yaptığı açıklamada, “Müvekkilimiz Rojin Kabaiş’in 11 Eylül 2024 tarihindeki ameliyat kayıtları ile otopsi ATK raporlarının adli-tıbbi incelemesi, ölümün arkasındaki felaket gerçeği şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymuştur. ​Müvekkilimizin 15 Ekim’de cansız bedeninin bulunmasının ardından yapılan otopside, midesinde ve iç organlarında Rocuronium, midesinde ise Ornidazole tespit edilmiştir. ​Normal şartlarda vücutta parazit veya anaerob bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde ve cerrahi müdahaleler sonrası enfeksiyonu önlemek (profilaksi) amacıyla kullanılan bir antibiyotik olan Ornidazole’in ve ameliyathane dışında temini imkânsız, solunum kaslarını saniyeler içinde felç eden ölümcül kas gevşetici Rocuronium’un midede bulunması olayın seyrini netleştirmiştir. ​Yarılanma ömrü sadece 30 ila 90 dakika olan Rocuronium’un 11 Eylül’deki ameliyattan haftalar sonra yapılan otopside taze halde çıkması biyokimyasal olarak imkânsızdır. ​Bu adli veriler; müvekkilimizin 15 Ekim’de bulunmasından hemen önce, bu kimyasallara erişim yetkisi olan kişilerce mide yoluyla Ornidazole ve özellikle Rocuronium verilerek bayıltıldığını ve solunumu felç edilerek katledildiğini kanıtlamaktadır” ifadelerine yer verdi.

Kaynak: HACI YILMAZ- HABER MERKEZİ