Van Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen 2026 yılı görevde yükselme sınavlarının ardından açıklanan Şube Müdürü, İtfaiye Amiri ve İtfaiye Çavuşu kadrolarına ilişkin sonuçlar, yazılı ve sözlü sınav puanları arasındaki farklılıklar nedeniyle tartışmaya açıldı.
Belediyenin yayımladığı resmi sonuç listeleri incelendiğinde bazı adayların yazılı sınavdaki yüksek başarılarının sözlü sınavda çok daha düşük puanlarla karşılık bulduğu, buna karşılık yazılı sınav puanı daha düşük bazı adayların sözlü sınavdan oldukça yüksek puan aldığı görülüyor.
Sınava katılan ve süreç hakkında bilgi sahibi olduklarını belirten, ancak iş güvenlikleri nedeniyle isimlerinin açıklanmasını istemeyen bazı personel ise söz konusu tablonun tesadüf olmadığını öne sürüyor. Adayların iddiaları bununla da sınırlı değil. İsmini vermek istemeyen kaynaklar, sözlü sınav sırasında bazı adaylara yardımcı olunduğunu ve yüksek puan almalarının sağlandığını ileri sürüyor.
Bu iddialar şu aşamada bağımsız bir soruşturma veya yargı kararıyla doğrulanmış değil. Ancak belediyenin kamuoyuna açıkladığı resmi puan tablolarındaki farklar, adayların mülakat sürecinin ayrıntılı şekilde incelenmesi yönündeki çağrısını gündeme taşıyor.
98,34 YAZILI PUANI ALDI, 67 SÖZLÜ PUANIYLA ELENDİ
En dikkat çekici sonuçlardan biri İtfaiye Amiri kadrosunda görülüyor.
Van Büyükşehir Belediyesi'nin yayımladığı resmi listeye göre yazılı sınavdan 98,34 alan bir adayın sözlü sınav puanı 67 olarak açıklandı. Adayın iki sınav ortalaması 82,67 olmasına rağmen sözlü sınavda aranan 70 puan barajını geçemediği gerekçesiyle başarısız sayıldığı görülüyor.
Aynı listede yazılı sınavdan 91,67 alan başka bir adayın sözlü sınav puanı 67; yazılıdan 88,34 alan adayın sözlü puanı 69; yazılıdan 85 alan adayın sözlü puanı ise 67 olarak kayıtlara geçti.
Listenin ilerleyen sıralarında puan farkları daha da büyüyor.
Yazılı sınavdan 93,34 alan bir adayın sözlü sınavdan yalnızca 27, yazılıdan 90 alan başka bir adayın ise sözlüden 30 aldığı görülüyor.
Yazılıdan 91,67 alan başka bir adayın sözlü puanı ise 19 olarak açıklandı.
63,34 YAZILI PUANINA KARŞILIK 90 SÖZLÜ PUANI
Aynı resmi listenin üst sıralarında ise tam tersi yönde sonuçlar bulunuyor.
İtfaiye Amiri kadrosunda yazılı sınavdan 75 alan bir adayın sözlü puanı 86, yine 75 alan başka bir adayın sözlü puanı 83, yazılıdan 70 alan adayın sözlü puanı ise 85 olarak açıklandı.
Daha dikkat çekici örneklerden biri ise yazılı sınavdan 63,34 alan aday oldu. Bu adaya sözlü sınavda 90 puan verildi.
Bu aday asil listeye girememiş olsa da ortaya çıkan puan farkı, yüksek yazılı puan alan ancak sözlü sınav barajının altında bırakılan adayların yönelttiği soruların merkezinde yer alıyor.
Mağdur olduğunu söyleyen personel, şu sorunun cevaplandırılmasını istiyor:
“Yazılı sınavda 98,34, 93,34 veya 91,67 alabilecek bilgiye sahip insanların sözlü sınavda 67, 27 veya 19 puan almasının objektif gerekçesi nedir? Buna karşılık yazılı sınavda 63,34 veya 70 puan alan adayların sözlü sınavda 90 ve 85 puan seviyesine çıkmasını sağlayan performansın hangi objektif kriterlerle ölçüldüğünün ortaya konulmasını istiyoruz.”
ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ LİSTESİNDE DE BENZER PUAN FARKLARI VAR
Tartışma yalnızca İtfaiye Amiri kadrosuyla sınırlı değil.
Şube Müdürlüğü sonuçlarında yazılı sınavdan 95 alan bir adayın sözlü sınav puanı 65, yazılı sınavdan 91,67 alan iki adayın sözlü sınav puanları ise sırasıyla 69,2 ve 65 olarak açıklandı. Her üç aday da sözlü sınavda 70 puan barajını aşamadıkları gerekçesiyle başarısız sayıldı.
Buna karşılık aynı kadronun asil listesinde yazılı sınavdan 71,67 alan üç adayın sözlü sınavdan 95'er puan aldığı; yazılıdan 70 alan bir adayın sözlüden 95, yine yazılıdan 70 alan başka bir adayın sözlüden 90 aldığı görülüyor.
Daha çarpıcı bir başka örnekte ise yazılı sınavdan 60 alan iki adayın sözlü sınavdan 95'er puan aldığı ve asil listeye girdiği görülüyor.
Bu rakamlar tek başına bir usulsüzlüğü kanıtlamıyor. Ancak sözlü sınavın sonucu belirleme gücü dikkate alındığında, puanların hangi somut gerekçelerle verildiğinin denetlenebilir olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.
İTFAİYE ÇAVUŞLUĞUNDA DA TABLO DİKKAT ÇEKİYOR
İtfaiye Çavuşu kadrosunda da benzer bir durum görülüyor.
Resmi listeye göre yazılı sınavdan 66,67 alan aday, sözlü sınavdan 85 alarak 75,835 ortalama puanla asil listede yer aldı. Buna karşılık yazılı sınavdan 81,67 alan bir başka aday sözlüden 68 aldığı için başarısız sayıldı.
Başka bir ifadeyle yazılı sınavda yaklaşık 15 puan daha yüksek başarı gösteren aday, sözlü sınavdaki iki puanlık baraj farkıyla elenirken; daha düşük yazılı puanlı aday asil listede yer aldı.

MAĞDURLARDAN ÇARPICI İDDİA: “BAZI ADAYLARA MÜLAKATTA YARDIM EDİLİYOR”
Asıl ağır iddia ise sınava katılan ve süreç hakkında doğrudan bilgi sahibi olduklarını söyleyen personelden geliyor.
İsimlerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, bazı adayların mülakatta yüksek puan almasının önceden istendiğini ve komisyonun bu adayların doğru cevaba ulaşmasına yardımcı olduğunu iddia ediyor.
Mağdurlar iddialarını şöyle dile getiriyor:
“Herkese zor sorular soruluyor. Ancak geçirilmesi istenen bir aday varsa, iddiamız o kişiden doğru cevap alınana kadar ipuçlarıyla yardımcı olunduğu yönünde. Sonunda adayın verdiği doğru cevap tutanağa geçiriliyor. Böylece daha sonra dosyaya bakıldığında her şey normalmiş, aday soruyu doğru cevaplamış gibi görünüyor.”
Kaynaklar, bu yöntemin olası bir denetimde mülakat evrakının usule uygun görünmesini sağlayabileceğini öne sürüyor.
Bu iddianın doğruluğunu gösterecek bağımsız bir inceleme, resmi soruşturma sonucu veya yargı kararı şu aşamada bulunmuyor. Bu nedenle iddianın açıklığa kavuşturulabilmesi için adaylara yöneltilen soruların, komisyon üyelerinin bireysel değerlendirmelerinin, puanlama cetvellerinin ve varsa sınav sırasında oluşturulan kayıtların yetkili mercilerce incelenmesi önem taşıyor.
“KAĞITLAR AÇILDIĞINDA HER ŞEY NORMAL GÖRÜNEBİLİR”
İsmini açıklamak istemeyen bir başka kaynak ise kaygısını şöyle dile getiriyor:
“Bizim itirazımız sadece kimin kaç puan aldığı değil. Bu puanın nasıl oluştuğunun ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Yarın soruşturma açıldığında adayın cevap kâğıdı gösterilip ‘Soruyu doğru cevapladı, onun için yüksek puan aldı’ denilebilir. Bizim iddiamız, bazı adayların o doğru cevaba ulaşmasının mülakat sırasında kolaylaştırıldığıdır. Bunun gerçekten olup olmadığını bağımsız bir inceleme ortaya çıkarsın.”
Adaylar, bu nedenle yalnızca sonuç listesinin değil, mülakatın uygulanış biçiminin de araştırılması gerektiğini savunuyor.
“MADEM SÖZLÜDE 90-95 ALACAK BİLGİYE SAHİPLER, YAZILIDA NEDEN AYNI BAŞARI YOK?”
Mağduriyet yaşadığını belirten personelin üzerinde durduğu temel noktalardan biri de yazılı ve sözlü sınav arasındaki büyük puan değişimleri.
Bir aday, durumu şu sözlerle anlatıyor:
“Biz kimsenin hakkını yemek istemiyoruz. 60-70 puan alan bir arkadaşımız gerçekten mülakatta olağanüstü performans gösterip 90-95 almış olabilir. Ama o zaman bunun objektif kriterlerinin gösterilmesi gerekir. Aynı şekilde yazılıda 98'e yakın puan alan bir insanın sözlüde barajın altında kalmasının da somut bir açıklaması olmalı. Biz isimler üzerinden değil, sistem üzerinden konuşuyoruz. Bu farkların nasıl oluştuğunu bilmek istiyoruz.”
“HAKKIMIZI ARAMAYA BİLE ÇEKİNİYORUZ”
İddiaların en dikkat çekici boyutlarından biri ise personelin isimlerini açıklamak istememesi.
Görüştüğümüz kaynaklar, halen kurum bünyesinde çalışmaları nedeniyle açık biçimde şikâyette bulunmanın kendileri açısından yeni sorunlara yol açabileceğinden endişe ettiklerini söylüyor.
Bir personel yaşadıkları kaygıyı şöyle anlatıyor:
“İsmimizi verirsek bundan sonraki çalışma hayatımızda nasıl bir muameleyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Biz hakkımızı ararken mevcut işimizden, görev yerimizden veya çalışma huzurumuzdan da olmak istemiyoruz. İnsanların resmi makamlara rahatça başvurabilmesi gerekirken biz şikâyet etsek başımıza başka bir şey gelir mi diye düşünüyoruz.”
Başka bir personel ise CİMER'e başvuru konusunda dahi tereddüt yaşadıklarını belirterek şunları söylüyor:
“CİMER'e yazalım diyoruz, sonra ‘Şikâyeti kimin yaptığı öğrenilir mi?’ diye endişeleniyoruz. Çünkü şikâyetin kimden geldiğinin bilinmesi halinde kurum içindeki yaklaşımın değişmesinden korkuyoruz. İnsan kendi hakkını savunurken bunları düşünmek zorunda kalmamalı.”
RESMİ LİSTE NEYİ KANITLIYOR, NEYİ KANITLAMIYOR?
Ortaya çıkan tabloda önemli bir ayrım bulunuyor.
Van Büyükşehir Belediyesi'nin yayımladığı listeler; adayların yazılı puanlarını, sözlü puanlarını, ortalama başarı puanlarını ve başarılı/başarısız durumlarını resmi olarak ortaya koyuyor. Örneğin Şube Müdürlüğünde 71,67 yazılı puanına karşılık 95 sözlü puanı ve 60 yazılı puanına karşılık 95 sözlü puanı gibi sonuçlar resmi belgede bulunuyor.
Aynı şekilde İtfaiye Amirliğinde 98,34 yazılı puanına karşılık 67 sözlü puanı verilerek adayın başarısız sayılması da resmi sonuç listesinin bir parçası.
Ancak bu puan farklılıkları tek başına torpil, rüşvet veya adam kayırmanın kanıtı olarak değerlendirilemez.
Adayların “önceden belirlenmiş kişilerin geçirildiği”, “bazı adaylara cevap konusunda yardımcı olunduğu” veya başka bir kayırmacılık yapıldığı yönündeki anlatımları ise iddia niteliğinde.
Tam da bu nedenle mağdurlar, tartışmanın söylenti üzerinden sürdürülmesi yerine yetkili makamların devreye girerek iddiaların doğru olup olmadığını ortaya çıkarmasını istiyor.
“KİMSENİN HAKKINI İSTEMİYORUZ, KENDİ EMEĞİMİZİN KARŞILIĞINI İSTİYORUZ”
Mağdur olduğunu belirten personelden biri yaşadıkları hayal kırıklığını şu ifadelerle özetliyor:
“İnsan aylarca çalışıyor, yönetmelik öğreniyor, sınava hazırlanıyor ve yüksek puan alıyor. Sonra birkaç dakikalık bir mülakatla bütün emeğinin karşılığı ortadan kalkabiliyor. Eğer gerçekten bizden daha başarılı olan insanlar varsa görev onların hakkıdır. Buna itirazımız yok. Ama bir kayırma varsa o zaman yalnızca bir kadro kaybetmiyoruz; emeğimizin ve adalet duygumuzun değersizleştirildiğini düşünüyoruz.”
Personel, meselenin yalnızca birkaç kişinin görevde yükselip yükselmemesinden ibaret olmadığını, kamu kurumlarında liyakat ve adalet duygusuyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor.
“BU ŞAİBE ORTADAN KALDIRILSIN”
Adayların ortak talebi, isimler veya siyasi tartışmalar üzerinden hüküm kurulması değil, sürecin bağımsız ve denetlenebilir şekilde incelenmesi.
Mağdurlar; sözlü sınavda adaylara yöneltilen soruların, verilen cevapların, komisyon üyelerinin ayrı ayrı verdiği puanların, değerlendirme tutanaklarının ve sınav evrakının incelenmesini istiyor.
Bir personelin çağrısı ise şöyle:
“Biz kimsenin peşinen suçlu ilan edilmesini istemiyoruz. Eğer sınav tamamen adil ve mevzuata uygun yapılmışsa bu da bütün açıklığıyla ortaya konsun ve kamuoyundaki şüphe ortadan kalksın. Ama gerçekten birilerine torpil yapılmış, birilerinin hakkı başkasına verilmişse bunun da üzeri örtülmesin. Yetkili kurumların istediğimiz şey tam olarak budur.”
İTİRAZ HAKKI VAR, ANCAK ADAYLAR ENDİŞELİ
Belediyenin daha önce yayımlanan duyurusuna göre adayların sonuçların ilanından itibaren 5 iş günü içerisinde sınav kuruluna yazılı olarak itiraz hakkı bulunuyor. İtirazların yine sınav kurulu tarafından değerlendirilerek adaylara bildirilmesi öngörülüyor.
Ancak mağdur olduklarını söyleyen personelin dile getirdiği temel sorunlardan biri, itiraz mekanizmasının kendilerinde oluşturduğu güven problemi.
Personel, iddiaların doğrudan sınavı gerçekleştiren yapıdan bağımsız bir makam tarafından incelenmesinin soru işaretlerini gidermek açısından daha güven verici olacağını düşünüyor.
YETKİLİ MAKAMLARA ÇAĞRI: PUANLARIN NASIL VERİLDİĞİ ORTAYA KONULSUN
Ortada cevap bekleyen temel soru şu:
Yazılı sınavda 98,34, 95, 93,34 ve 91,67 gibi yüksek puanlara ulaşan bazı adaylar sözlü sınavda nasıl baraj altında kalırken, yazılı sınav puanı 60, 63,34, 70 ve 71,67 seviyesinde bulunan bazı adaylar sözlü sınavda 90-95 puanlara ulaşabildi?
Bu durumun tamamen objektif performans farklılığından kaynaklanması mümkün olduğu gibi, mağdurların ileri sürdüğü kayırmacılık iddialarının araştırılması gerekliliğini de gündeme getiriyor. Bunun cevabını verebilecek olan söylentiler değil; şeffaf, tarafsız ve belgeler üzerinden yürütülecek bir inceleme.
Adaylar, ilgili denetim ve soruşturma makamlarından sınav sürecinin bütün yönleriyle ele alınmasını; varsa usulsüzlüklerin tespit edilmesini, yoksa da kamuoyunda ve personel arasında oluşan soru işaretlerinin belgelerle giderilmesini talep ediyor.
Çünkü mağdurların ifadesiyle mesele yalnızca bir görev veya unvan meselesi değil:
“Biz başkasının kadrosunu istemiyoruz. Eğer hak eden onlar ise görev onların olsun. Ama hak eden bizsek de emeğimizin mülakat masasında elimizden alınmasını istemiyoruz. Biz ayrıcalık değil, adalet istiyoruz.”
Not: Haberde yer verilen torpil, kayırmacılık, adaylara mülakatta yardımcı olunduğu ve benzeri ifadeler, isimlerinin iş güvenliği gerekçesiyle açıklanmasını istemeyen kaynakların iddialarıdır. Van Büyükşehir Belediyesi'nin yayımladığı resmi sonuç listeleri puan farklılıklarını doğrulamakla birlikte, söz konusu iddiaların doğruluğunu tek başına kanıtlamamaktadır. İddiaların kesinlik kazanması yetkili makamların yapacağı inceleme ve soruşturmaya bağlıdır.




