Urartulardan Osmanlı’ya kadar pek çok medeniyetin izlerini taşıyan Eski Van Şehri’nde, tarihî yapıları ihya etme çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Bu kapsamda bölgenin en görkemli yapılarından biri olan ve geçmişte yaşanan depremler nedeniyle büyük hasar görerek yıkıntı haline gelen 800 yıllık Ulu Cami, titiz bir restorasyon sürecinden geçiriliyor. Mimari süslemeleri, mihrabı, minberi ve minaresiyle bir "sanat şaheseri" olarak nitelendirilen caminin, kentin tarihî kimliğine yeniden kazandırılması hedefleniyor.

Restorasyon çalışmaları, eserin özgün dokusuna sadık kalınarak uzman ekiplerce yürütülüyor. Anadolu İslam sanatının bölgedeki en önemli simgelerinden biri olan Ulu Cami’nin, yakın gelecekte çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte yeniden ziyarete ve ibadete açılması planlanıyor. Bu süreç, sadece fiziksel bir onarımı değil, aynı zamanda binlerce yıllık kültürel mirasın gelecek kuşaklara sağlıklı bir şekilde aktarılmasını da amaçlıyor.

VALİ BALCI ÇALIŞMALARI YERİNDE İNCELEDİ
Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı, Eski Van Şehri’ndeki tarihî dokuyu ayağa kaldırma projeleri kapsamında Ulu Cami’yi ziyaret etti. Van Kalesi’nin güneyindeki şantiye alanında incelemelerde bulunan Vali Balcı, restorasyonun son durumu hakkında yüklenici firma yetkililerinden detaylı bilgi alarak çalışmaların önemine vurgu yaptı.

ESKİ VAN ŞEHRİ KÜLTÜR MERKEZİ OLUYOR
Bölgedeki tek çalışma Ulu Cami ile sınırlı kalmıyor. Eski Van Şehri genelinde Süleyman Han Camisi’nin restorasyonu tamamlanırken; Kayaçelebi Camisi, Kızılminareli Cami, Miri Ambar ve Hüsrev Paşa Hanı gibi yapılarda da faaliyetler eş zamanlı olarak yürütülüyor. Horhor Camisi’nin çevre düzenlemesiyle ibadete açılması, bölgedeki canlanmanın ilk somut adımlarından biri oldu.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ortaklaşa yürütülen projelerle, alanın geleneksel sanatların yaşatıldığı bir mahalle kültürüne kavuşturulması hedefleniyor. Uzmanlar, Ulu Cami merkezli bu kalkınma hareketinin Van’ın turizm potansiyelini artırmanın yanı sıra, kentin tarihsel sürekliliğini ve kültürel derinliğini yeniden gün yüzüne çıkaracağını belirtiyor.





