Van’da 23 Ekim 2011’de meydana gelen depremin üzerinden 15 yıl geçerken, kentin olası bir depreme karşı hazırlıklı olup olmadığı yeniden gündeme geldi. HÜDA PAR Van İl Başkanlığı tarafından hazırlanan raporda, deprem sonrası yürütülen çalışmaların yanı sıra kent merkezindeki yapılaşma, denetim eksiklikleri ve zemin güvenliğine ilişkin sorunlar ele alındı.
Konuya ilişkin basın açıklaması yapan HÜDA PAR Van İl Başkanı Rasim Sayğın, Van’ın bir deprem şehri olduğunu belirterek olası bir afette can kayıplarının en aza indirilmesi için gerekli tedbirlerin acilen alınması gerektiğini söyledi.
Sayğın, hazırladıkları raporla kentin mevcut durumunu, 2011 depremlerinin ardından yaşanan gelişmeleri ve yapılaşmanın yönünü değerlendirdiklerini ifade etti. Sayğın, “23 Ekim ve 9 Kasım 2011 Van Depremlerinin ardından geçen süre zarfında, afet sonrası kriz yönetimi kapsamında yeni yerleşim alanlarında Edremit, Kalecik, Bostaniçi toplu afet konutları inşa edilerek hak sahipliği süreci yürütülmüştür. Buna karşın, Van kent merkezinde ruhsatlandırma, denetim, zemin parametrelerine uygun yapılaşma ve orta/az hasarlı yapıların dönüşümü süreçlerinde teknik ve hukuki aksaklıklar devam etmektedir. Bu rapor; resmi veriler, teknik tespitler ve mevzuat hükümleri çerçevesinde Van ilindeki mevcut yapı riski tablosunu ve çözüm yollarını sunmak amacıyla hazırlanmıştır.” dedi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile Mimarlar Odası tarafından yürütülen incelemelerde elde edilen verileri paylaşan Sayğın, “İl genelinde 31 bin 870 konut ile 8 bin 849 iş yeri ağır hasarlı veya yıkık, 18 bin 181 konut ise orta hasarlı olarak kayıtlara geçti. Az hasarlı bağımsız bölüm sayısının da yaklaşık 25 bin ile 30 bin arasında olduğu biliniyor. Kent merkezinde yaklaşık 44 bin bina üzerinden yapılan saha taramasına ilişkin verilerde ise 12 bin 236 binanın ağır hasarlı, 3 bin 244 binanın orta hasarlı, 15 bin 510 binanın az hasarlı ve 13 bin 277 binanın hasarsız olduğu kaydedildi.” ifadelerini kullandı.
ORTA HASARLI BİNALAR İÇİN GÜÇLENDİRME UYARISI
2011 depremlerinin ardından orta hasarlı olarak tescil edilen binaların güçlendirilmesi ve yasal süreçlerinin tamamlanması gerektiğine dikkat çeken Sayğın, “7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun uyarınca, orta hasarlı tescil edilen binaların tespitten itibaren 1 yıl içinde mevzuata uygun biçimde güçlendirme projesinin hazırlanıp ruhsatlandırılması zorunludur. 1 yıllık süre dâhilinde güçlendirme ruhsatı alınmayan veya güçlendirilmesi teknik olarak tamamlanmayan yapılar kanunen "Ağır Hasarlı" statüsüne geçer ve mülki idare amirliğince yıkım kararı uygulanır. Çok ortaklı mülkiyet yapısı, finansal imkânsızlıklar veya hukuki uyuşmazlıklar sebebiyle binlerce orta hasarlı binaya resmi güçlendirme yapılmamıştır. Resmi olarak ağır hasarlı durumuna düşmesine rağmen yıkılmayan pek çok binada, taşıyıcı sistemi güçlendirmeyen sadece "kozmetik/makyaj" mahiyetindeki sıva ve boya tadilatları yapılarak kullanıma devam edildiği tespit edilmiştir.” şeklinde konuştu.
SAHİL BANDINDA YAPILAŞMA TEHLİKESİ
Van Gölü kıyısına uzanan alanlar ile İpekyolu hattının alt kesimlerindeki zemin koşullarına ilişkin uyarıda bulunan İl Başkanı Sayğın, “Şehrin batısına, İpekyolu hattının alt kısımlarına ve Van Gölü sahiline doğru uzanan alanlar yüksek yeraltı su seviyesine ve alüvyonal tabakalara sahiptir. Bu bölgelerde deprem anında sıvılaşma (liquefaction) riski yüksektir. Mevcut İmar İhlali: Zemin taşıma kapasitesi maksimum 3-4 katlı hafif yapılara uygun olan sahil aksında, derin temel ve zemin iyileştirmesi (jet-grouting, kazıklı temel vb.) yapılmaksızın 7-8 katlı betonarme binaların inşa edildiği gözlemlenmektedir. Mühendislik Riski: Yanlış kat yüksekliği ve iyileştirilmemiş zemin birleştiğinde, deprem dalgalarının genliği artmakta ve yapıların devrilme/oturma riski maksimum seviyeye çıkmaktadır. Sismik mikro-bölgeleme çalışmalarına göre; topografik ve jeolojik açıdan taşıma kapasitesi yüksek, kayalık zemin yapısına sahip Erek Dağı etekleri kentin ana gelişim yönü olarak planlanmalıdır. Yerleşimin gevşek zeminli sahil bandına doğru kontrolsüz genişlemesi imar planları çerçevesinde sınırlandırılmalıdır.” diye belirtti.
KAÇAK YAPILAŞMA VE DENETİM EKSİKLİĞİ ELEŞTİRİSİ
HÜDA PAR İl Başkanı Sayğın, Van kent merkezindeki kaçak yapılaşmayla mücadelede sorunlar yaşandığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Van kent merkezinde kaçak yapılaşma ile mücadelede en büyük engel uygulamadaki idari döngüdür. "Cezasızlık" Algısı Oluşturan Süreç: 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. ve 42. maddeleri uyarınca kaçak yapı tespit edildiğinde idari para cezası kesilmekte ve mühürlenmektedir. Ancak uygulamada yapı sahipleri cezayı ödedikten sonra ruhsatlandırma ve fen/mühendislik şartlarını tamamlamadan inşaata devam etmekte, yapı fiilen meşruiyet kazanmaktadır. Para Cezalarının Yetersizliği: Para cezası kesilmesi, yapının deprem güvenliğini ve mühendislik hizmeti alıp almadığını doğrulamamaktadır. Denetimsiz yapılaşma, sistem içerisindeki maliyet farkından kaynaklanmaktadır. Yüksek Ruhsat Harçları ve Teşvik Eksikliği: Belediyelerin uyguladığı yüksek ruhsat bedelleri ve bürokratik engeller, dar ve orta gelirli vatandaşı kaçak yapılaşmaya yöneltmektedir.”
HÜDA PAR’DAN VAN İÇİN 6 ÖNERİ
Kentin depreme karşı daha dirençli hale getirilmesi amacıyla çözüm önerilerini sunan Sayğın, “Van Büyükşehir Belediyesi ve İl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü koordinasyonunda; 2011 depreminden kalan orta hasarlı binaların ve ruhsatsız yapıların tamamı adres ve ada/parsel bazında dijital haritaya işlenmelidir. "Cezayı ödeyip devam etme" uygulamasına son verilmelidir. Mühendislik hizmeti almayan, ruhsatsız ve projeye aykırı kaçak yapılar için ceza kesiminin ötesinde 3194 sayılı Kanun’un 32. maddesindeki yıkım kararları tavizsiz uygulanmalıdır. Kaçak yapıyı önlemek amacıyla belediyeler tarafından alınan ruhsat, harç ve proje onay ücretleri makul/erişilebilir seviyelere çekilmeli; vatandaşın mühendislik hizmeti alarak yasal bina yapması teşvik edilmelidir. Parsel bazlı (tek bina) dönüşüm yerine, özellikle İpekyolu ve Cumhuriyet Caddesi çevresinde ada bazlı kentsel dönüşüm teşvik edilerek altyapısı ve otoparkı çözülmüş güvenli yaşam alanları oluşturulmalıdır. İpekyolu altı ve sahil bandında kat sınırlaması getirilerek zemin iyileştirmesi zorunlu tutulmalı; kentin konut gelişimi zemini sağlam olan Erek Dağı eteklerine doğru planlı şekilde yönlendirilmelidir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile AFAD koordinasyonunda; 2011'de "Az Hasarlı" tescili verilmiş binalar için başvuru esasına dayalı ücretsiz karot ve teknik analiz süreci açılmalıdır. Geçen 15 yılda artçı depremlerle Orta veya Ağır Hasarlı duruma geldiği teknik olarak kanıtlanan binalara devlet destekli Kentsel Dönüşüm/TOKİ Hak Sahipliği imkânı yeniden tanınmalıdır.” diyerek sözlerini tamamladı.





