Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, bölgenin deprem tehdidi altında olduğunu daha önce dile getirdiğini hatırlatarak, heyelanların bu riskin bir işareti olabileceğini savundu.
Prof. Dr. Görür, Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF)’nın bölgeyi sıkıştırıp yüklediğini ifade ederek, bu tür olayların deprem dirençli kentleşme için bir uyarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Ancak deprem bilimci Ramazan Demirtaş, farklı bir görüş ortaya koydu. Demirtaş’a göre, heyelan ile deprem arasında doğrudan bir bağlantı kurmak bilimsel açıdan doğru değil.
Özellikle Doğu Anadolu Fay Zonu’nun olay yerine yaklaşık 600 kilometre uzaklıkta olduğunu vurgulayan Demirtaş, bu kadar uzak bir fayın bölgeyi sıkıştırmasının mümkün olmadığını ifade etti.
Demirtaş, heyelanın asıl nedeninin jeolojik ve meteorolojik koşullar olduğunu belirtti. Bölgenin dik ve dar vadilerden oluştuğunu, zemin yapısının ise kırıklı ve çatlaklı olduğunu söyleyen Demirtaş, son günlerdeki yoğun yağışların toprağı suya doyurarak yamaçları dengesiz hale getirdiğini vurguladı.
Demirtaş, bu durumun heyelanı tetiklediği görüşünde. Uzmanlar arasındaki bu görüş ayrılığı, doğal afetlerin yorumlanmasında bilimsel yaklaşımın önemini bir kez daha ortaya koydu.
Her iki taraf da farklı açılardan uyarılarda bulunurken, ortak nokta ise bölgenin afetlere karşı daha dirençli hale getirilmesi gerektiği vurgulandı.



