Van’da meydana gelen 7.2 ve 5.6 şiddetindeki depremler, çok sayıda yapının yanı sıra cami minarelerinde de büyük hasara yol açtı. Yaklaşık 60 minarenin yıkıldığı kentte, bazı minareler camilerin üzerine devrildi.
Deprem sırasında Van Marangozlar Camii’nde imam-hatip olarak görev yapan Abdulmecit Sağbalta’nın camisinin minaresi de yıkıldı. Bunun üzerine Sağbalta, yıkılan minarenin yerine daha dayanıklı bir yapı yapmak için kolları sıvadı.
Çocukluğundan bu yana tamir ve el sanatlarıyla uğraşan Sağbalta, sahip olduğu kaynak ve imalat tecrübesini minare yapımında kullanarak 2012 yılında camisine çelik minare yaptı. Bu çalışmanın ardından çelik minare üretimine yönelen Sağbalta, 2015 yılında emekli olduktan sonra Van Oto Sanayi Sitesi’nde kendi atölyesini kurdu.
Van’ın yanı sıra Türkiye’nin farklı illerden de sipariş aldığını ifade eden Sağbalta, Samsun’un Bafra ve Trabzon’un Maçka ilçelerinde de minare yaptığını söyledi. Türkiye’nin her bölgesinden gelecek talepleri karşılayabileceklerini belirten Sağbalta, imalatın tamamen atölyede tamamlandığını ve daha sonra tırlarla montaj yapılacak bölgeye gönderildiğini kaydetti.
Çocukluktan itibaren tamir işleriyle uğraştığını söyleyen Sağbalta, “Bende çocukluktan beri sanatkarlık ruhu vardı. Ben çocukken hep uğraşırdım. Yani bisiklet tamir ederdim, saat bozar tamir ederdim. Radyo tamir ederdim. Sonra ev aletleriyle falan uğraştım. Bir 8-10 yıl böyle gençlik çağlarında ev aletleri tamiri yaptım. En son da görev yaptığım caminin yanında bir dükkan vardı. Boşalınca orayı açmam için cemaatten talep geldi. “Aç burada çalış, uğraş. Boş vakitlerini başka yerde geçirmezsin, namaz dışında burada olursun. Hem adres açısından bir yer olmuş olur.” dediler. İşte beni bulmak isteyen caminin imamına der ki yeri buradadır diye bir adres olması açısından orayı açtım. Orada ev aletleri tamiri falan yaptım. Tamir işlerini bayağı ilerletince böyle mesleğimin yanında boş zamanlarımda ondan sonra da bizim minaremiz 2011'de depremde hasar görünce bir minare yapma ihtiyacımız oldu. Ahlat taşıydı minaremiz. Van Marangozlar Camii'nde ben görev yapıyordum. Bir hacı efendi Allah rahmet etsin sponsor oldu. Dedi ki masrafını ben karşılayacağım, bir minare yaptıralım. Ben de yan komşu camide bir minare vardı, dışarıdan getirmişlerdi. Çelik minare yapmışlardı. O zamana kadar Van'da çelik minare yoktu. O minareyi de ben görmüştüm daha önce. Bu minareye bakınca ben hacı amcama teklifte bulundum. Dedim ben bu minareyi yapabilirim. Kaynağım vardır, sanatım vardır, yapabilirim. O da dedi ki madem ki yapabilirsin o zaman biz kendi imkanlarımızla yapalım.” dedi.
100’ÜN ÜZERİNDE MİNARE ÜRETTİ
Kurduğu atölyede minarenin kürsüsünden gövdesine, şerefesinden külah ve alemine kadar tüm parçalarını kendi imkânlarıyla üreten Sağbalta, bugüne kadar 100’ün üzerinde çelik minare yaptı. Sağbalta, “2012’de minaremizi yaptık. Oradan serüvenimiz başladı. Tabii ki ben faal olarak görevde olduğum için faal olarak minare yapamadım. Diğer camilere gidemedim. Emekli olmayı bekledim. 2015'te emekli olunca sanayide dükkanımı açtım. İlk minaremi başladım burada yapmaya ve ondan sonra böyle devam etti. Talep geldikçe yapmaya başladım. 100'ü aşkın minare yaptım ben. Van merkezde, Van'ın aşağı yukarı bütün ilçelerinde. Belki bir tanesi hariç olabilir. Bütün ilçelerinde minare yaptım. Bazısında 2 tane bazısında 1 tane bazısında 3 tane 5 tane yaptım. Van'ın çevresindeki illerden talepler geldi. İşte Samsun Bafra'dan geldi yaptım. Trabzon Maçka'dan geldi yaptım. Şu anda işte İstanbul'dan da bekliyoruz bir talep gelirse orayı da yaparız. Türkiye'nin neresi olursa olsun talep geldikten sonra biz zaten bunu atölyede yapıyoruz tamamıyla. Minaremizin bütün imalatı her şeyi atölyede bitiyor. Ondan sonra burada tırlara yüklüyoruz. Montaj yerine gidiyoruz. Caminin yanında bizim montajımız en fazla 3 gün sürüyor. Bilemedin 4 gün. Biz 3-4 günde minaremizi dikip teslim ediyoruz.” şeklinde konuştu.
DEPREME DAYANIKLI ÇELİK SİSTEM
Çelik minarelerin özellikle deprem riskine karşı alternatif oluşturduğunu belirten Sağbalta, “ Bunlar çelik konstrüksiyon olduğu için yani yıkılma ihtimali yok. Çünkü minarenin dibine biz mesela 2 metreye 2 metre çukur, derinliğini de minarenin boyuna göre 3 metre, 2 metre, 4 metre gibi kazıyoruz. Dibine aşağı yukarı 40-50 ton beton gidiyor. Yani bazen 1 mikser 1 mikser bazen 1,5 mikser beton gidiyor. Bu betonun ağırlığı 35-40 tonu bulduğu zaman minarenin kendi ağırlığı ise 5-6 ton veya 7 ton, o betonun içerisinde devrilme şansı sıfır. Herhangi bir rüzgardan falan sallanır ama etkilenmez. Fırtınadan, rüzgardan, kardan, yağmurdan, soğuktan, sıcaktan etkilenmez. Depremden etkilenmez. Çelik minaredir. Ayakları, minarenin boyuna göre, çapına göre farklılık arz ediyor. Bazen mesela ayağı 80'lik köşebentten başlıyoruz. Bazen 70'likten başlıyoruz. Bazen 60'lıktan başlıyoruz. Boyuna göre çapına göre yukarıya gittikçe işte 80'den sonra 70 70'ten sonra 60, 50, 40 diye yukarı doğru malzemeyi biz de statiğini koruması açısından malzemenin esnafında incelik meydana getiriyoruz. Yani açıkça profillerimizin daha gittikçe incesini kullanıyoruz. Kaba kalın sağlam profiller dibe düşmüş oluyor. Ağırlık dibe gelmiş oluyor. Üst tarafta fazla ağırlık kalmamış oluyor. Bunu da yani tabiata baktığımız zaman Allah-u Teala'nın yaratmış olduğu ağaçlarda bu özelliği görüyoruz. Ağaçların dibi kalın üstü incedir. Şu tersi olsaydı en ufak rüzgarda ağaç devrilirdi. Biz aynı prensiple minarenin altını kalın sağlam üstünü ise malzemesini daha ince kullanarak statiğini koruma açısından gayret sarf ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
“ÇIRAK BULAMIYORUZ”
Sağbalta, üretim sürecindeki en büyük sorunlardan birinin ise yetişmiş eleman ve çırak bulamamak olduğuna dikkati çekerek “Çırak bulamıyoruz. Sıkıntı var. Çünkü herkes çocuğunu okutmak istiyor. Bugün ülkemizde işsizler ordusu var. Bunlar da okuyan insanlar. Okuyan işçiler ordusu var. Sebebi ise ailelerin sanata bakışlarının az olması. "Oku oğlum oku." demeleri. Herkes okumaya hevesli, okutmaya hevesli. Okuyan çocuklar da bugün işsiz kalıyorlar. İşte sanayide biz eleman bulmakta sıkıntı çekiyoruz. Bir de kanuni yönden bunların esnetilmesi lazım. Şimdi mesela diyelim ki 15 yaşında, 14 yaşında, 13 yaşında çocuklar çekirdekten yetişmesi lazım. Çalıştırdığın zaman çocuğa ne sigorta yapabiliyorsun ne herhangi bir kanuni bir işlem yapabiliyorsun. Kontrol olduğu zaman da bu çocuğun burada ne işi var diyorlar. Hal böyle olunca sen çırak yetiştiremiyor musun? Eğer çırak yetiştirmek istiyorsak toplum olarak biz çocukları şöyle küçük yaştan 12-13-14 yaşında tabii ki ustalar da bunları koruyarak gözeterek dikkat ederek herhangi bir şekilde çalıştığı yerde zarar görmemesini sağlayarak işi iş hususunda eğitmeleri yetiştirmeleri lazım. Kanuni yönden de bunlara imkan tanınması esneklik gösterilmesi lazım ki biz toplumda çırak yetiştirebilelim.” dedi.
Depremle başlayan hikâyesini mesleğe dönüştüren Sağbalta, bugün Van’daki atölyesinde ürettiği çelik minareleri Türkiye’nin farklı kentlerindeki camilere göndererek hem mesleğini sürdürüyor hem de deprem riskine karşı alternatif bir yapı modeli sunuyor.






