Program kapsamında Van Gölü Havzası’nda yürütülen çevre yatırımları, kıyı düzenleme uygulamaları, dip çamuru temizliği çalışmaları, atıksu arıtma altyapıları, dere ıslah projeleri, sulak alan koruma uygulamaları, sürdürülebilir kıyı yönetimi çalışmaları ve kamusal yaşam alanı dönüşümleri yerinde incelendi.
Sıfır Atık Vakfı öncülüğünde Van Merkez İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nde düzenlenen programda Van Gölü’nde son yıllarda yürütülen büyük ölçekli çevre dönüşüm sürecine ilişkin değerlendirmeler yapıldı.
Programa, Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Burak Demiralp, Cumhurbaşkanı Danışmanı Gülşen Orhan, Van Valisi Ozan Balcı, Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, kurum amirleri ve STK temsilcileri katıldı.
Sıfır Atık Hareketi’nin Türkiye’nin çevre politikalarında tarihi bir dönüşüm oluşturduğunu belirten Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Burak Demiralp, “Bu sorumluluk bilinciyle 2017 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyonu ve saygıdeğer Emine Erdoğan hanımefendinin öncülüğünde hayata geçirmiş olduğumuz Sıfır Atık Hareketi ülkemiz için tarihi bir milattır. Sadece bir atık yönetim hamlesi olarak değil, bir kaynak koruma ve yaşam felsefesi olarak başlayan bu hareket sayın hanımefendinin şahsi gayreti ve küresel ölçekteki liderliği sayesinde sınırları aşmıştır. Birleşmiş Milletlerin kararıyla da 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak ilan edilmiştir. Türkiye'nin başlattığı bu kıvılcım tamamıyla tüm dünyanın her yerine dağılmıştır ve somut gösterge olarak da geçmiştir. Sayın Bakanımız Murat Kurum'un talimatlarıyla bakanlarımızca yürütülen çalışmalar ülkemizin yeni çevre politikalarının belirlenmesinde ve gelişmesinde etkili olmuştur. Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğümüzün sıfır atık sistemine kazandırdığı güçlü mevzuat yapısı ve entegre atık yönetimi stratejileri sayesinde şehirlerimiz çok daha çevreci bir yapıya kavuşurken bu sürecin lokomotiflerinden biri olan Türkiye Çevre Ajansımız depozito yönetim sistemi ve yenilikçi geri kazanım projeleri ile atığın bir çöp değil döngüsel ekonominin değerli bir ham maddesi olduğunu gerçeğini sahaya yansıtmaktadır.” dedi.
“VAN GÖLÜ’NÜN GELECEĞİNİ KURTARACAK ADIMLAR ATIYORUZ”
Van Gölü’nün gelecek nesillere temiz bir şekilde aktarılması için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurgulayan Demiralp, “Bugün burada Van Gölü Havza Koruma Eylem Planı kapsamında gölümüzün geleceğini kurtaracak adımlar atıyoruz. Yani bakanlıklarımızın hepsi Van'a çok ciddi yatırımlar yaptılar ve bunları da süreç içerisinde görüyoruz. Van Merkez İleri Biyolojik Atık Sulu Arıtma Tesisi ile alakalı kirlilik baskısını kökten durduruyor. Kıyı şeridimizi bugüne kadar 2 milyon metreküpten fazla balçıktan arındıracak dip çamuru temizleme faaliyetlerini de titizlikle yürütüyoruz. Sadece suyumuzu değil toprağımızı da koruma altına alarak hayata geçirmiş olduğumuz Van Entegre Katı Atık Tesisi ile atığı bertaraf ediyoruz. Bölgedeki vahşi depolama alanlarını da ıslah ederek geri kazanılan metan gazından enerji üretiyor, atığı çevreci bir kaynağa dönüştürüyoruz. Daha birçok projeyi içinde bulunduran bu bütünleşik vizyonla Van Gölü'nün yaşayan bir miras olarak geleceğe tertemiz şekilde taşıyacağız.” ifadelerini kullandı.
“VAN GÖLÜ BÜYÜK ÖLÇÜDE REHABİLİTE OLDU”
Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ise 2020 yılında Emine Erdoğan himayelerinde başlatılan eylem planı kapsamında Van ve Bitlis genelinde kapsamlı yatırımlar gerçekleştirildiğini söyledi. Ağırbaş, havza genelinde ileri biyolojik arıtma tesislerinin devreye alındığını belirterek, günlük 220 bin metreküplük arıtma kapasitesine ulaşıldığını ifade etti. Van Merkez İleri Biyolojik Arıtma Tesisi’nin tek başına günlük 111 bin metreküp su arıtabildiğini söyleyen Ağırbaş, geçmişte organize sanayi ve belediye atıklarının doğrudan göle bırakıldığını ancak artık bu atıkların arıtılarak deşarj edildiğini kaydetti.
Yapılan yatırımlarla evsel kirlilik yükünün ciddi oranda azaldığını dile getiren Ağırbaş, kıyı su kalitesinin arttığını ve halk sağlığı ile ekosistemin güçlendiğini ifade etti.
TEMMUZ AYINDA VAN’DA ÇALIŞTAY DÜZENLENECEK
Van ve Bitlis’in yalnızca doğal güzellikleriyle değil tarihi ve kültürel mirasıyla da önemli bir bölge olduğunu belirten Ağırbaş, temmuz ayında Van’da geniş katılımlı bir çalıştay düzenleneceğini açıkladı.
Çalıştayda çevre, turizm, kültür, sanat ve sürdürülebilir yaşam konularının ele alınacağını belirten Ağırbaş, “Van ve Bitlis illerimizde yaşayan vatandaşlarımız, öğrencilerimiz, kadınlar, hemşeri dernekleri bu şehirlere dair Van'a ve Van Gölü havzasına dair söz söylemek isteyen herkesin katılımıyla geniş bir çalıştay düzenleyeceğiz. Bu çalıştayda Van'ın ve Bitlis'in turizmini, kültürünü, sanatını, çevresini, doğasını tartışacağız. Önümüzdeki 5 ve 10 yıllık kültürel eylem planlarını, çevresel eylem planlarını ortaya koyacağız. 2020 yılında başlatılan ve bugüne kadar devam eden çalışmalar sonrasında ortaya koyduğumuz tabloda yüzde 98 arıtma oranı, 219 bin metreküpü aşan günlük arıtma kapasitesi 2 milyon 10 metreküğü aşan dip çamuru temizliği, 769 kaçak yapının kaldırılması, 18 kilometreye ulaşacak sahil dönüşümü, 125 bin hektarlık sulak alan koruma hedefiyle somut ölçülebilir ve kalıcı bir dönüşümü göstermektedir. Van Gölü'nü korumak bir tercih değil. Gelecek nesiller için tarihi bir sorumluluktur. Van Gölü yaşarsa bölge yaşar. Van Gölü korunursa bölge korunur diyorum.” dedi.
“GÖKYÜZÜNDE BİRİNCİ, YERYÜZÜNDE BİR İNCİ”
AK Parti Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu ise Van Gölü’nün doğal güzelliğine dikkat çekerek, 2016 yılında NASA tarafından düzenlenen uzay fotoğrafları yarışmasında Van Gölü’nün birinci seçildiğini hatırlattı.
Türkmenoğlu, “Van Gölü için sloganımız; ‘Gökyüzünde birinci, yeryüzünde bir inci.’ Dünyada Van Gölü’nün maviliğinde başka bir göl yok. Bu göl 600 bin yıllık bir dünya mirasıdır” ifadelerini kullandı.
“VAN GÖLÜ SADECE VAN'A AİT BİR GÖL DEĞİL”
Van Valisi Ozan Balcı da “Van Gölü sadece Van'a ait bir göl değil, bölgeye ait bir göl değil, Türkiye'ye ait bir göl değil, dünyanın bir güzelliği. Sadece bir göl değil aynı zamanda insanlığın ortak hafızasının bulunduğu tarihi, kültürel, doğal bir zenginlik. Geçmişi olan, bugünü olan, geleceğe de bırakılacak büyük bir zenginlik. Dolayısıyla insanlığın bir güzelliği, doğal bir güzelliği aynı zamanda da sosyal, kültürel, tarihsel değer üreten bir göl. Şehrin tarihinde, kültüründe, geçmişinde, bugününde ve geleceğinde yer edinen ve edinecek bir göl.” diye konuştu.





