Basın denildiğinde genel manada ilk önce aklımıza gelen gazetelerdir. Eskiden insanlar birbirlerine önemli haber ve olayları aktarmak için mektup, şiir ve pusula göndermişlerdir. Bugün ise bunun yerini birçok materyal almıştır. Bilim ve teknoloji her ne kadar çok önemli bir mesafe kat etmiş olsa dahi, dünyanın herhangi bir ülkesindeki bir haberi internet vasıtasıyla hemen öğrenebilsek dahi gazeteler halen bu anlamda önemli bir yer tutmaktadır.

Gazete denildiğinde elbette ki biz Müslümanlar olarak aklımıza ilk önce doğru biçimde verilmiş haberler gelmektedir. Oysa küfür ve emperyalizm cephesi gazeteleri kendi stratejik hedeflerine ulaşmak için bir araç olarak kullanmaktadırlar. Onlar için doğru veya yalan haberin herhangi bir önemi yoktur. Çıkarlarına ters gelen herhangi bir engeli ortadan kaldırmak için siyahı beyaz, beyazı da siyah göstermek için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Böylelikle basını adeta silah olarak kullanırlar. Küfür ve emperyalizm bloğu İslam alemine tahakküm etmek amacıyla bugün Telaviv Pentagon veya Moskova'nın arka sokaklarında yazdıkları senaryoları etkin oldukları ülkelerdeki bir kısım gazete vasıtasıyla kamuoyuna sunmaktadırlar. Ve bir şekilde istedikleri algı yöntemleriyle yönlendirmeler yapabilmektedirler. Bugün İslam ülkelerindeki darbeler, suikastlar ve sansasyonel olayların çoğu bu şekilde yapılmaktadır. Eskiden operasyonlar insan gücüyle yapılırken bugün artık soğuk savaş dediğimiz operasyonlar basın yoluyla yapılmaktadır. Hatta basın, askeri dinamiklerden daha güçlü bir durumdadır.
İşte kafir ve zalimlerin basın ve yayın yoluyla, özellikle de gazeteleri vasıtasıyla İslam ümmetini parçalayıp yutmaya çalıştıkları hatta biraz da başardıkları böyle bir zamanda biz Müslümanlar rabbimizin bizlere nasip ettiği basınımızın, gazete ve dergilerimizin kıymetini bilmeli ve sahip çıkmalıyız. Küfür erleri batıl iddia ve davalarına rağmen bu konudaki fedakarlıklarına şahit olmuşuzdur. Memleketimizde yakın zamanda darbe girişiminde bulunan alçaklar ile onların destekçilerinin gece gündüz basınları yoluyla nasıl çabaladıklarını ve çırpındıklarını hep beraber gördük. Hainlerin alçak girişimlerini bertaraf eden basınımıza sahip çıkmamızın önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Mesela İslami basınımız olmasa idi iki yıl önce yaşanan ve 6-8 Ekim olayları olarak isimlendirilen olayların boyutları çok daha vahim olacaktı. Doksanlı ve iki binli yıllarda küfür cephesi yine coğrafyamızdaki Müslüman camiaları ortadan kaldırmak için çok ciddi operasyonlara imza attı. O dönemlerde ulusalcı, ladin, faşist ve fesat kesimleri şeytani bir koalisyon ile önce basın ve yayınlarında özellikle de gazetelerinde İslami şahsiyetleri hedef gösteriyor, ardından da onları bir şekilde ortadan kaldırıyorlardı. O dönemde Müslümanların sesini, dert ve sıkıntılarını duyuracak, üzerlerindeki iftira ve kendilerine yönelik karalama kampanyalarını kaldıracak radyo, televizyon, gazete ve dergileri maalesef yoktu. Müslümanlara hitap etme iddiasıyla ortaya çıkan bir iki gazete de maateesüf hiçbir araştırma yapmadan iftiracıların yalanlarına kanıp, yalan haberlerini gazetelerinde yayınlıyorlardı.
İşte böyle bir zamanda lütfen basın ve yayınımızın, dergi ve gazetelerimizin önemini bilelim ve sahip çıkalım. Biz, elimizdeki nimetin kıymetini bilmez isek rabbimiz bunları elimizden alır. Ve bir daha da sesimizi hiç kimseye duyuramayız. Bu da vebal olarak üzerimizde kalır. Günde aldığımız bir iki ekmek veya bir kilo meyve parası ile gazete ve dergilerimize sahip çıkabiliriz. Gazetemize abone olmak ile basınımızı bir adım daha ileri götürebilir, Müslümanların sesinin daha gür çıkmasına vesile olabiliriz.
Bu vesile ile geçen hafta saldırıya uğrayan Doğru haber gazetesi camiasına geçmiş olsun diyor haftalık yayından günlük yayına geçmelerinden dolayı da tebrik ediyoruz. Saldırıyı gerçekleştirenleri de Kahhar olan Allah azze ve celle'ye havale ediyoruz.
Selam ve dua ile Allah'a emanet olalım