7 Ekim dolayısıyla Ülkemizin birçok yerinde Gazze’ye destek yürüyüşleri düzenlendi. Geçtiğimiz Cumartesi günü Van’da da Gazze’nin çektiği acılarla dertlenen insanlar bir araya gelerek bir yürüyüş düzenlediler.

Aynı acıda birleşen insanların bir araya gelerek Gazze’nin sesi olmaları, insanlığın dayanışma ruhunu ve ortak vicdanını yaşatmaya çalışmaları son derece önemli bir davranıştır.

Ancak benim ilgimi yürüyüşe katılan insanlardan çok bu yürüyüşe seyirci kalan insanlar çekti.

Bu yürüyüşü seyredenler, yürüyüşe katılanlardan çok daha fazlaydı.

Tıpkı Gazze’nin acılarına seyirci kalan İslam âlemi gibi…

Gazze küçücük bir şehir ancak seyirci kalan koskoca 2.5 milyar İslam âlemi!

Yürüyüşe seyirci kalanların büyük çoğunluğunun şöyle düşüncesi vardı:

“Bir yürüyüşten ne çıkar ki?”

Oysa bir yürüyüşten neler çıkmaz ki?

İslam tarihinin dönüm noktalarından biri olan, İslam’ın artık açık bir şekilde tebliğ edileceğini ilan eden bir avuç Müslüman’ın, Mekke zalimlerine karşı yaptığı bir yürüyüştü!

Nebîler Serveri’ni (sallallahu aleyhi ve sellem) Mescid-i Aksâ’ya götüren bir yürüyüştü!

Bir yürüyüştü gecenin zifiri karanlığında insanlığa göklerin kapılarını açan, ümmetin hafızasına Miraç olarak kazınan.

Bir yürüyüştü, Mekke’den Medine’ye yapılan hicret!

Bir yürüyüştü, Hz.Musa’ya (aleyhisselam) Kızıl Denizi yardıran!

Bir yürüyüştü, İngiliz sömürge düzenine karşı milyonları harekete geçiren Gandhi’nin Tuz Yürüyüşü!

Görüldüğü gibi bir yürüyüşten neler neler meydana çıkıyor.

Halkın ortak vicdanda buluşup yaptığı yürüyüş bazen bir itirazdır, bazen bir direniş; bazen de tarihin akışını değiştirecek büyük bir uyanışın ilk adımıdır.

Bir yürüyüş, zulmün normalleşmesine karşı yükselen itirazdır.

Bir yürüyüş, yöneticilere halkın ne düşündüğünü, ne istediğini ve neye razı olmadığını gösteren bir iradedir.

Bu ses ne kadar fazla olsa o kadar etkili olur.

Ve büyük yürüyüşlerin önünde durabilecek hiçbir devlet, hiçbir imparatorluk yoktur!

Düşünün ülkemizde 86 milyon insanın 6 milyonu sınırlara doğru yürümeye başlasa, bunun önünü durdurabilecek bir güç var mıdır?

Halkın yürüyüşü, atom bombasından çok daha etkilidir.

Halkın yürüyüşü devletleri harekete geçirmeye mecbur kılar.

Yeter ki halk kendi gücünün farkına varsın!

“Yürü Kardeşim!

Ayaklarına Kudüs gücü gelsin” diyen Kudüs Şairi Nuri Pakdil gibi…

Yürü Kardeşim!

Yürümekten korkma, yürüyüşleri hafife alma!

Kudüs özgür olana kadar, Gazze zalimlerin zulmünden kurtulana kadar, merhamet zulme güç yetirene kadar yürü!

Unutma ki!

Kudüs’ü özgürlüğüne kavuşturacak olan yine bir yürüyüş olacaktır.

Ve sen bu kutlu yürüyüşte yer edinmeye çalış!