Gazze karşısında dahi İslam âleminin içine düştüğü acı bölünmüşlük her Müslümanı derinden rahatsız etmektedir.

Bu bölünmüşlüğün sona ermesi, birlik ve beraberlik ruhunun yeniden tesis edilmesi için her Müslüman kendi sorumluluğunun bilinciyle harekete geçmelidir.

Ümmetin bölünmüşlüğü karşısında sorumluluk alan, yaşanan zulümler karşısında susmayan ve insanlığın huzuru için çalışan bir Müslüman anlayışına bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.

İslam Sitesi, işte böyle bir uyanışın, böyle bir dirilişin ve böyle bir medeniyet anlayışının adıdır.

Öncelikle bu sitede insanların ahlâkını tesis etmek için; yalan, iftira, fitne, fesat, faiz, ırkçılık, ihanet, israf, kibir, gösteriş, dedikodu, fuhuş, alkol, kumar, dolandırıcılık, sahtekârlık, kul hakkı yemek, zulüm, rüşvet, insanları kandırmak, insanların canına kıymak, haklarını çiğnemek, onurlarını zedelemek ve onları birbirine düşürmek yoktur.

İnsanlar arasında iyiliği emretmek, kötülüğe engel olmak; hak ve hakikatı savunmak, mazlumun yanında durmak ve haksızlığa uğrayanın hakkını korumak bu toplumun temel sorumluluklarındandır.

Bu sitede işçinin hakkı, alnının teri kurumadan verilmelidir. İşçinin emeğinin sömürülmesi asla kabul edilemez.

Bu sitede üstün ve ayrıcalıklı aileler, dokunulmaz guruplar, imtiyazlı sınıflar yoktur.

Site yöneticilerinin ayrıcalıklı daireleri veya ultra lüks bir yaşam biçimi yoktur.

Yöneticiler de diğer site sakinleri gibi aynı yaşam koşullarını paylaşır; kimseye makamı veya görevi nedeniyle ayrıcalık tanınmaz.

Site yöneticileri kendilerine özel haklar tanıyamaz veya kendileri için özel yasalar çıkaramazlar. Çünkü site yönetiminin yasa çıkarma yetkisi yoktur. Onlar ancak var olan “Allah’ın yasalarını” uygulamakla görevlidirler.

İslam’ın hayat bahşeden ruhuyla kurulan bu sitede yalnızca Allah’a kulluk vardır; putlara, eşyaya veya başka bir şeye kul veya kölelik asla yoktur.

Bu sitede; toplumu yok eden ve çoğu zaman savaşlara neden olan “ırkçılık cehaleti” yoktur. “Müminler ancak kardeştir” emrince bütün site sakinleri kardeştirler.

İslam Sitesi’nde “hayvanlara taşıyacağından fazla yük yüklemeyin, onları aç susuz bırakmayın, yaş ağaçları kesmeyin” emrince hayvanlar ve yaş ağaçlar dahi hak sahibidirler.

Bu sitenin tek önderi ve örnek alınacak tek lideri, düşmanlarının dahi “Sen güvenilir birisin” dedikleri Hz.Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)‘dir.

O’nun hayatında görülen adalet, doğruluk, merhamet, ahde vefa ve emanete riayet, bu toplumun temel ölçüleridir

İslam Sitesi’nin sakinleri, sitenin güzelliğine, görkemli yapısına ve maddi imkânlarına aldanmazlar. Çünkü bilirler ki bu dünyada sahip oldukları her şey onlara birer emanettir.

Sahip oldukları mal, mülk, makam ve servet emanet, çocuklar emanet, eşler birbirine emanettir. Hatta insanın kendi bedeni dahi sorumluluk bilinciyle koruması gereken bir emanettir.

Hiçbir şeyin mutlak sahibi insan değildir. Her şeyin gerçek sahibi Allah’tır. İnsana düşen, kendisine verilen emanetlerde emin ve güvenilir olmasıdır.

İslam Sitesi’nde; baba ile evlat birbirine düşman değil, birbirine dayanak, dost ve sırdaştırlar. Aralarında sevgi, saygı, şefkat, merhamet ve birbirine güven duygusu hâkimdir.

Eşler birbirlerini inciten değil birbirlerinin huzurudurlar.

Akrabalar birbirinden kopan değil, bağlarını güçlendiren; dostlar birbirini yarı yolda bırakan değil, sadakat gösteren; insanlar birbirinin kusurunu teşhir eden değil, hatalarını güzellikle düzelten, komşular birbirini rahatsız eden değil, birbirinin güvenliğinden ve huzurundan sorumlu kimselerdir.

Zengin, yoksulu küçümsemez; güçlü, zayıfı ezmez; makam sahibi, yetkisini insanlara zulmetmek için kullanmaz. İnsanların değeri malıyla, makamıyla, soyu sopuyla değil; ahlakı, dürüstlüğü ve insanlığıyla ölçülür.

Bu toplumda insan bir şahsiyettir. Karakteri, ilkeleri ve ahlaki bir duruşu vardır. Çıkarına göre başka bir renge bürünen bir bukalemun gibi yaşamaz. Menfaatine göre doğrularını değiştirmez. Uzakta başka, yakında başka davranmaz.

İşte bahsettiğimiz İslam Sitesi, İslam’ın hayat bahşeden ruhuyla kurulmuş bir yaşam biçimidir.

Allah’ın yarattığı insanlar için uygun gördüğü bu yaşam biçimi, yalnızca hayal edilen güzel bir düzen olarak görülmemelidir. Aksine, İslam’ın ortaya koyduğu bu güzellikler, insanların yaşamaları gereken değerlerdir.

Bu değerler daha önce İslam âleminde asırlarca yaşandığı gibi bugün de yeniden yaşanabilir.

Yeter ki herkes kendisini düzeltmekle işe başlasın!

Ve Medine’ye hicret edildiğinde Mescid-i Nebevî’nin inşasında çalışan müminler gibi bugün de her Müslüman bu Site’nin kurulmasına gücü yettiğince katkı sağlamaya gayret göstersin. Kimi bir kerpiç taşıyarak, kimi duvarların sıvasına, kimi de harcın hazırlanmasına yardım ederek bu yapının tamamlanması için gayret göstersin.

Herkes bu gayreti göstersin ki İslam âleminin içinde bulunduğu dağınıklık, bölünmüşlük ve düşmanlık son bulsun.

Müslümanlar arasındaki kardeşlik yeniden güçlensin, birlik ve beraberlik yeniden tesis edilsin.

Yeni Gazze’lerin yaşanmaması için her Müslüman kendine bunu vazife edinmelidir.

Zaten vazife edinmeseydi Bilal, Zeyd, Mus’ab ve Ammar’lar bize ulaşır mıydı, insanı insanlık âlemine eriştiren İslam?