Bizim dağlar daha mı güzeldi acaba? Hep dağlarda kalsak da şu vurdumduymazlığı hiç görmeseydik daha güzel olmaz mıydı, diye düşünmeden edemiyorum.

Yağmur yağar, Rabb'imin yeşerttiği otlara hayat, hayvanlarımıza can suyu olurdu da teşekkür ederdik Rabb'imize. Rüzgâr eser, havadaki tozu toprağı savurup götürürdü. Hava nemliyse, "Nemini aldı." der, yine rüzgâr gönderen Rabb'imize teşekkür ederdik. Kuraklık zamanında bile zararlı böcek ve sineklerin yok oluşuna vesiledir der, yine mutluluk duymayı bilirdik.

Birbirimizin malında, toprağında, mevki makamında gözümüz yoktu. En büyük mevki, bizde en iyi insan olabilmekti.

Şehirler kuruldu, medeniyet geldi dediler. Belediye adı altında kurumlar kurdular. Yollar yaptılar, asfalt adıyla sert malzeme döktüler. Biz, "Ne güzel, ne temiz yerler." dedik. Kimimiz çarığıyla basmaya utandık, yalınayak bastık asfalt denilen yollara. Anlayacağınız, kıyamadık. Yaşımız büyük olmasına rağmen büyüklenmedik, böbürlenmedik, gurur yapmadık. Bizim için yollarımız daha kıymetliydi. Medeniyet gelmişti, iyi bir şey zannediyorduk o zamanlar.

Güneş asfaltı ısıtıp, yüzümüz asfaltın nemiyle, sıcaklığıyla fazlaca ısınınca yaşı geçkin bir amcamız, "Bu daha çok yüz yakacak gibi duruyor ama büyük konuşmayayım." demişti de anlam verememiştik. Onca yaşına rağmen tevazuyu elden bırakmamış, ama bugünü görmüş gibiydi.

Medeniyet şehirleri kuruldu. Şehirler kurulurken hak, adalet, tevazu, ahlak sanki bir kenara bırakıldı da sonra bir çaresine bakarız denildi. Halka, "Belediye reislerini siz seçeceksiniz." denildi. Halk geçti sandık başına, seçti kendinden olanı. Ondan olanlar zaten büyüklerin ahlak medeniyetinin yetiştirdiği insanlardı. Her işe koşturdular, memleketlere devlet oldular.

Zaman geçti, gün geldi. Bir medeniyetin; ahlaktan, adaletten, haktan ve Allah korkusundan uzak yetiştirdiği nesil geldi. "Bendendir." dediğini seçti. Ondan olanlar, medeniyet gelmiş denilen yerleri kendi evlerinin olduğu, araçlarının geçtiği yollar sandılar. Halkın sokağında asfalt mı çökmüş, medeniyet toza toprağa mı bulanmış, halkın suyu mu yokmuş, sinekten böcekten insanlar parklara mı gidemiyormuş; Halk bu durumun artık seçilenlerin umurunda bile olmadığına inanıyormuş!

Zamanında Van demişler memleketin adına, 13 ayrı bölge belirlemişler. Her birine ilçe deyip isimler vermişler. Bir de Van'a büyükşehir demişler. Her ilçenin seçilmiş belediye yöneticileri varmış. Büyükşehrin de yöneticisi varmış, o yöneticilerin emri altında onlarca yönetici ve yüzlerce çalışan varmış. Ne yaptıkları çok da bilinmezmiş ama Büyükşehrin yöneticisi ilin çehresini değiştirmiş bir de ara caddelere el atsaydı iyi olurdu deniliyormuş.

Sandıklara gidip, "Benim reisim, yani belediyemin başında falan kişi olsun!" diyenler, belediyelerin yöneticilerinden talepte bulunduklarında her ilçe belediyesi halkı büyük olana yönlendiriyor. Ve adeta, "Biz size konserler verelim, birileri gelsin alsın sazı eline, söylesin şarkısını, türküsünü, gitsin. Uğraşmayın, kafanızı yormayın yollarla, parklarla. Paramız yok; olan ise yollara yetmez en iyisi konserlere verelim, size şarkılar söylesinler." Gibi davranırlarmış

Gariban halk ne bilsin, birileri onların toprağını, bağını, bahçesini, hatta dağını ellerinden alacak! "Size medeniyet getirdik." deyip, tozlu, çamurlu yollar yüzünden evinin camını bile açamayacak duruma getireceğini... Eskiden atı, eşeği olan amcam, çukur tepe demeden yollar aşabilmesine rağmen bugün arabasıyla kendi sokağına giremeyeceğini nereden bilecekti?

Hikâyemizden de anlaşılacağı üzere seçilenler, niçin seçildiklerini unutmamalı. Siyaset mekanizmalarını en azından seçim dönemine kadar terk edip bu halka hizmet etmelidirler. Kim nereden sorumluysa oraya el atmalı. Sokaklar ilçe belediyelerinin, caddeler büyükşehir belediyelerinin. Çok da dallandırıp budaklandırmaya gerek yok.

Hizmet edecekseniz halk arkanızda; etmeyecekseniz halka biz sizin karşınızdayız. "Hiçbir şeyi hak etmiyorsunuz." diyerek gerçekleri söyleyin. Bari sadece bu konuda iradeli olun. Tüm iradenizle kendi halkınızı kandırmayın.

Vicdani sorumluluktan kaçsanız bile ilahi adalet, bu halkın çektiği sıkıntıları burnunuzdan getirecektir.

Van halkına selam ve dua ile.